2 YAŞA ADIM ADIM!

Ekim 04, 2018
Pamuk şekerim!

Pamuk dediğime bakma, 18. ayından itibaren dikenlerini çıkartmaya başladın :)

Çocuk gelişiminde en sevdiğim (!) dönemlerden birine geldik, o kadar seviyorum ki; 2 yılı ileriye doğru sarıp bir an önce 4. yaş gününü kutlamak istiyorum :) 3 yaşı saymıyorum, dikkatini çekerim, zira 3 yaşında da 2 yaşını arıyorum, düşün yani...

Genel olarak 12-36. ay arası yaşanan bu "ben burdayım" veya diğer bir deyişle "terrible two" evresi bizim evde yaklaşık 18. ayda başlıyor. Abinde de durum böyleydi, hiç farkınız yok şu ana kadar, ikiniz de dönemin hakkını sonuna kadar veriyorsunuz, tebrik ederim!

İleride "nasıldım ki anne ben 2 yaşlarımda?" diyeceksiniz ya, şu an 22 aylık bir bebek olarak sana anlatayım;





Sürekli karşı çıkıyor, 
"Hayır diyeyim de neye dersem diyeyim" moduna giriyor,
Konuşamasa da hareketleriyle ve mimikleriyle herşeyi anlatıyor,
Ona kızıp buna küserek zaman geçiriyor,
Kendini yerlere atmaktan dik duramıyor,
Hatta elinde avucundakileri de atıp savuruyor,
Sürekli ama sürekli ağlıyor ve çığlık atıyor, hatta krize giriyor,
Daha dinlemeden o an karşına ne geliyorsa -uykuysa uyku yemekse yemek oyunsa oyun- herşeye sebepsiz direniyorsun.
Hep bir itiraz, bir kafa çevirip trip yapmalar, hep bir öfkelenme, inadım inat .. iki kanat dercesine bir ruh hali içindesin.
Seninle birlikte iyiyiz diyelim, abin geliyor okuldan çığlıklar başlıyor, baban geliyor işten yalancı ağlamalar başlıyor; bir an mutluyken bir anda inanılmaz mutsuz, huysuz olabiliyorsun. Ve ilginç olan 2 kişi gayet iyiyken başkalarını gördün mü nasıl da oyuncu oluyorsun ...


Nasıl mı atlatmaya çalışıyoruz peki bu dönemi? 
  • Olabildiğince duygularını yaşaman için fırsat veriyoruz. Yerlerde doya doya sürünüyorsun. Ağlayabilirsin ki bu en doğal haklarından biri, sinirlenmek de öyle, bağırmak da, hatta çığlık atmak ve tepinmek de. Vurma eylemi olmadığı ya da elindekileri başkalarına doğru atmadığın sürece öfkeni yaşamana sonsuz iznin var, vurup zarar vermek yok ama. O noktada anne devreye giriyor :)
  • Abinden sonra sende daha bilinçliyim bu dönemde. Daha rahatım, daha sakinim, hoşgörülüyüm ve sabırlıyım. Biliyorum çünkü, "ben ben ben" diye bağırıp "bu dünyada ben de varım, benim de isteklerim var" diye kendini ispat etmek istiyorsun. Haykıramıyorsun ve kuralları bildiğin için direniyorsun, bu öfken de ondan. Daha iyi anlıyorum sende, o yüzden de çoğu zaman -eğer sakinliğimi koruyabiliyorsam- seninle inatlaşmıyorum. Koruyamıyorsan babana uçuruyorum seni :) ya da bir müzik açıyorum ikimize de sakinleşmek için. 2 kişiden 1'inin inadını bastırması lazım ki ilişki sağlam olsun değil mi? Anlayışla yaklaşmaya çalışıyorum, ama kurallar da var. İnan bu kuralları sen de beğenip hayatında olmasını isteyeceksin, hak vereceksin, çok değil 2 sene sonra hem de! Ben de o yüzden acele edip seni kalıplara sokmak istemiyorum. Çünkü bu süreç senin kişiliğini bulduğun, ama duygularını etrafındakilerle çarpıştırıp şekillendirdiğin bir süreç. Yaşa, doya doya hisset, öğren ve benimse.
  • Mesela olabildiğince "onu yapma!" yerine, "hadi şunu yap!" diye altarnetif sunup seni olumsuz hareketten uzaklaştırmaya çalışıyorum. Ya da "oraya gidelim" dersek genelde itiraz ediyorsun, "oraya mı gidelim buraya mı" dediğimizde hayatı senin için kolaylaştırdığımızı ve daha sakin olduğunu farkediyoruz.
  • Bazen sakinleşmiyorsun, ağladıkça daha da ağlıyorsun, işte o zaman düşünüyorum, ağlatmaya değer mi bu "hayır" demem; eğer değmiyorsa konuşarak bir çözüm buluyoruz. Ama delienemeyecek kadar keskin bir kuralsa, üzgünüm bebeğim ama "istediğin sürece ağlayabilirsin, ağlaman bitince şunu yaparız" diyerek konuyu değiştiriyorum ve taviz veremiyorum.


  • Enerji fazlalığı malum hepinizde, bu enerjiyi atmayan çocuk daha öfkeli oluyor. Bu sebeple hasta değilseniz ve hava çıkılabilecek kadar iyiyse her gün dışarı çıkarmaya, içeride kaldığında da abinle yatak/koltuk/kanepe üzerlerinde takla tombalak fıt fıt fıt oynayıp terlemene izin veriyoruz. Onun dışında boşta kalmamana özen gösteriyorum. Çünkü sana etkinlikler buldukça ve vaktini dolu dolu yaşadıkça daha mutlu oluyorsun. Kitap okuma ya da kitapları inceleme, resim yapma ya da kalemleri eline verip sadece karalama, oyun hamurları, oyuncaklarla oynama, ev işleri yapma, mutfak işlerine yardım etme gibi, basit bir yumurta kabuğu soyma işlemi bile seni oyalamak için çok güzel etkinlik. Mümkün oldukça müzik dinlemeye çalışıyoruz çünkü müziğin de sende sakinleştirici bir etkisi var.
  • En önemlisi de seni en rahatlatan şeyi farketmiş olmak; sarılmak! En güçlü ilacımız. Çığlıklar attığında bile, sarılmayla yumuşuyorsun. Tabi ben de sarılabilecek kadar sakinsem :) Bazen hemen etki etmiyor ama yine de en hızlı tesir gösteren ilaç diyebilirim! 
  • Ve şükrediyorum... Sağlıkla bugünlere gelebildiğimize, yanında olabildiğime, seni  sarıp sarmalayabildiğim sevgine, içime çekebildiğim kokuna, eninde sonunda kahkahayla noktalanacak triplerine... Öyle bir süreç ki bu, kozasını ören ipek böceği gibi... Çok zorlanıyor süreçte, emek harcıyor, zaman harcıyor, sabrediyor, ama kozayı örünce tüm güzelliğiyle onu o yapan özellikleri kazanıyor. Bu süreç gibi niceleri var ömürde, ama bu ilk, en özeli!
Sen yeter ki sağlıkla ve mutlulukla büyü lokumum, bizler birkaç yıl sinirlerimizi yatıştırmaya çalışarak dişlerimizi sıka sıka da sevgimizi yaşarız :) 

BUNLARI OKUMAK İSTEYEBİLİRSİN

0 YORUM

FACEBOOK

İLETİŞİM

Ad

E-posta *

Mesaj *

Translate