OKUL YOLUNDAKİ ANNELER BABALAR!

Eylül 25, 2018
Çocukların yeni ortam ve kişilere alışma hızları büyüklerden çok daha fazla.
En uyumsuz diye nitelendirilen çocuk bile.
Ama konu "okul" olunca, sonunda aileden, evden ayrılık olunca en "bağımsız" diye nitelendirilen çocuklarda bile farklı tepkiler görülebiliyormuş.

Demir nasıl mı? Aslında bizden ayrı geçirdiği zaman pek yok, çünkü buna tahammülü yok. İmkanı olsa kendini bize yapıştırarak gezecek :) ki benim zaten canıma minnet :)) Ama özellikle ilkokul evresinde bunun hepimiz için bir sorun olacağını düşündük ve çocuğu ilkokula hazırlarken bir değil birçok açıdan olayı ciddiye alıp ona göre davrandık.

Ne mi yaptık?





Okul başlamadan önce tatildeydik, hatta açılmasına 2 gün kala geldik evimize. Evde okula hazırlanmakla tatilde hazırlanmak arasında hiç bir fark yok. Siz rahat olursanız ve stresinizi çocuğa yansıtmazsanız, çocuk da her yerde rahat olur. Yeter ki onu duygusal olarak hazırlayabilelim. Okula hazırlık aylar hatta yıllar öncesinden başlaması gereken bir süreç aslında; konuşmalarla, düzenlemelerle, bağımsızlık adımlarıyla, yapılan etkinliklerle, öğretilen değerlerle... Bunları ayrıntılarıyla yazmıştım daha önce...


Bu sefer okulun ilk günlerini, duygusal ve fiziksel olarak nasıl geçirdiğimizi yazmak istiyorum... Ayrıca hem yaşadıklarımızdan, hem okuduklarımızdan hem de rehberlik ve sınıf öğretmenlerinden bazı tavsiyeler paylaşmak istiyorum...


  • Pazar gecesi, karnım ağrıyor heyecandan. Uyku tutmuyor. Düşünceler peşi sıra kafamda gidip geliyor. Ne mi düşünüyorum, tamamen bilinmezi! Nasıl gideceğiz, nasıl tepki verecek, Deniz ne yapacak, kaç saat duracağız gibi genel soruların dışında kafamda her tür ayrıntı soruya dönüştü o gece. Ve sabahında mide ağrısıyla kalktım yataktan. Bir de baktım ki Demir gayet rahat. Yani öyle gözüküyor. Bana tek sorusu, "anne bu hafta sadece 1 saat okula gideceğiz değil mi?" 
  • Pazartesi günü okula gittik. Okulu, açık olan sınıfları, bahçeyi gezdik. Daha önce birkaç kez geldiğimiz okula bu sefer bambaşka heyecanla girdik. Tavsiyem o okula mutlaka önceden gidip alışmasını sağlamanız. Dersin başlamasına yakın tüm 1.sınıf öğrencileri ve velileri bahçede toplandık. Teker teker öğrenci isimleri ve hangi öğretmenle hangi şubeye gidecekleri açıklandı. Sonra öğretmenleri başta, civcivleri arkada, veliler de en arkada olarak epey kalabalık gruplar halinde sınıflara doluştuk. Çok şükür ki en güzel haber; istediğimiz okulun çok istediğimiz öğretmenlerinden birine denk düştük.
  • Sınıfta öğretmen tek tek tüm öğrencilerle tanıştı, herkes birbirinden heyecanlı, öğretmenimiz de dahil. Onun da heyecanlı olduğunu duyan miniğim demez mi "anne bak öğretmen de heyecanlıymış" ahh kuzuuum ya ben ya ben!
  • Sonra dağıldık. Bu kadardı işte. Elimizde alışveriş listesi; kırtasiye malzemeleri ve formaları almaya gittik. Bu hafta böyle böyle alıştırarak geçecekti. En iyi tarafı Demir inanılmaz olgun davranmıştı, hatta heyecanını bile belli etmedi neredeyse.
  • Uyum haftası boyunca her sabah 8:30 da okulda olduk ailecek. İlk gün hariç diğer günler Demir'in elimizden tutmak yerine önümüzden yürümesine, bizden önce okula girip sınıfını bulmasına, çantasını taşımasına ve yerine yerleştirmesine, üzerindeki askıya asmasına vb. minik sorumluluklarını kendi yapmasına izin verdik. Artık üzerini giymek ve çıkarmak, sonra onu eve gelirken geri getirmek, tuvalet ve temizlik meselesini halletmek, çanta hazırlamak ve taşımak, acıktığında karnını doyurmak vb. tamamen onun sorumluluğundaydı. Özellikle rehber öğretmenle yapılan toplantıda da bunun üzerine eğildiler. Daha önceden bahsettiğim o sorumluluk tabloları var ya, hemen yapın, mutlaka yapın. Tavsiyem çocuklara yaşa göre yapabilecekleri herşeyi yaptırın ve alışkanlık haline gelmesini sağlayın. Alışkanlık kazanınca da bir daha onun yerine yapmamaya çalışın. Biz onun geri kazancını şimdi görüyoruz, çok şükür ki... 
  • Kantini gezdik ama kantinden birşey almasını biz yaşı gereği uygun bulmadığımızdan henüz yanına para vermemeyi tercih ettik. Tuvaletleri gezip minik provalar yaptık :) Özellikle alaturka tuvaletleri olan okullarda şart! Müdürün, öğretmenler odasının yerlerini gösterdik. Bahçede çeşitli oyun alanları işaretli olduğundan nerelerde ne gibi oyunlar oynayabilecekleri hakkında fikir verip ortamı iyice benimsemesini sağladık. En önemlisi de, karşılıklı güven için, nerede duracaksa orada olduğumuzu söyledik, net. Tenefüse çıkınca kapının önünde olacağız dediğimizde oradaydık, sonraki gün bahçede olacağız dediğimizde bahçedeydik, bahçe kapısının dışına çıktığımızda bile öncesinde mutlaka söyledik. Bir baktık ki daha ilk hafta tenefüslerde arkadaşlarıyla oynama başladılar. Bize de karşıdan el sallayarak sınıflarına döndüler.


  • 2. hafta başlangıcı benim için daha zordu. Pazar gecesi yine bende karın ağrıları :) Sebebi de tüm okulun ertesi günü okula başlayacak olmaları. Hem de artık tam gün. Daha fazla öğrenci, hem de yaşı daha büyük öğrenciler, ayrıca veliler, daha fazla koşturmaca ve kalabalık demekti. İtişmeler, kakışmalar, koşuşturmalar, akran dışında büyük çocuk zorbalığı, ayrıca bu hafta başlayacak servisle eve gelme-gitme olayı. Ayrıca 1-2 saat değil, 9:00-15:00 ders saati boyunca ayrı kalmak... Hepsi birbirinden büyük adımlar ki minicik çocuk için. O yüzden haftasonunu sohbetle geçirdik. Neler dedik? Tenefüslerde nerede oynarlarsa oynasınlar kendi sınıf arkadaşlarıyla ya da kendi yaşıtlarıyla oynamasını, başkalarına zarar vermeden kendi hakkını savunmasını, her türlü sorunda o ortamda biz yoksak mutlaka öğretmenine gitmesi gerektiğini tavsiye ettik. Öğretmen için de bu çok önemli ki bize daha ilk gün bunu tavsiye etti; "gözlerinde kaygı görüyorum, bana güvenebileceğini mutlaka sık sık tembihleyin" dedi. İşte bu noktada öğretmenin tavrı, şefkati, sevgisi, adaleti, gücü ve verdiği güven bir aile için çok çok önemli. Çünkü çocuğa "her sorununu öğretmenine danışabilirsin" demek, önce Allah'a sonra öğretmenine emanet etmek çok zor çok.
  • 2.haftanın Pazartesi günü servisin de yerini gösterdik, plakasını ezberlettik, hem şoförle hem servisteki öğretmenle tanıştırdık, ona bekleyeceğimiz yeri, indiğinde yapması gerekenleri tane tane anlattık. Onlarda telefon numaramız var ama Demire kendi cep telefonumuzu, ev adresimizi de ezberlettik. Yine tekrar edeyim, kaçta nerdeyiz diyorsak bekletmeden ordaydık. Karşılıklı güven bir çocuk için ne kadar önemli onu bizzat yaşadık.
  • Ve Demir 2. haftanın başından beri okula servisle gidip geliyor. 2. hafta boyunca farklı gün ve zamanlarda okula gidip onu uzaktan gözlemledik, kısacık ziyaret edip ayrıldık. Baktık ki herşey yolunda ve alışmış, daha fazla peşinden gidip özgüvenini zedelemek istemedik. Hep "senin zaten üstesinden geleceğine eminiz" dedik.  Zaten 2. haftadan sonra velilerin okula gelmesi tercih edilmiyor. 1 aya kadar da alışması için müsaade edilmesi gerekiyor. Daha fazlası psikolojik olarak değerlendirilmesi gerekiyormuş. Okula başlamadan da "okula gitmek istemiyorum keşke zorunlu olmasa" dediği her seferinde "ama okulu çok seveceksin, çünkü yeni şeyler öğrenmek ve arkadaşlarla oyun oynamak her zaman keyiflidir" dedik.
  • Tabi okula hazırlık sadece ilk günlerle olmuyor, ya da sadece okul öncesi son zamanlarla da olmuyor. Doğumdan itibaren kocaman bir süreç. Şefkatin, karşılıksız sevginin verildiği, vicdanın merhametin öğretildiği, ailenin güvenin dürüstlüğün anlatıldığı, iyi insan olmanın temellerinin atıldığı bir zaman dilimi. Sorumluluk sahibi, Atatürk ilkelerine bağlı, Cumhuriyeti yaşatacak bir insan yetiştirmek, temizliği, görevleri, hakkı, adaleti öğretmek uzun sürede sabırla işlenecek bir yaşam biçimi. Bunlara ilave olarak onları mental ve fiziksel olarak da hazırlamak gerekiyor. Yaşına uygun masal ve eğitici etkinlik kitapları, her gün açık havada oyun, her gün kapalı alan evde de olsa mutlaka karşılıklı iletişime dayalı oyun, etkileşimler, birlikte yapılan aktiviteler ve en önemlisi ailecek paylaşımlarla gelen mutluluk çocuğu şekillendiriyor. İnce ince işlenen bir oya gibi... Zahmetli, yorucu ama zevkli. Sonucu kesinlikle tüm emeklere değer!
Artık 3. haftadayız. Özgüvenimiz, mutluluğumuz, keyfimiz epey yerinde. Bir yerde okumuştum. Çocukla güvenli bağlanma sağlandıysa, ilkokula başlarken daha az sıkıntı çekilirmiş. Biz galiba güvenli bağlanma konusunu başardık, değil mi bebeğim?

İyice alıştık, ödevlere bile başladık :) Hatta sınıf başkanı da olduk! Bir de ilk dersinde Atatürk'ü işleyen dünya tatlısı bir öğretmenden "ne harika bir çocuk yetiştirmişsiniz, pırlanta gibi" lafını duyduk.

Ben nasıl mıyım?
Geçen hafta başında çok kötü hissediyordum. Çocuğumu öylece bırakmış gibi, bilinmez bir ortama, göz görmeden nasıl katlanacaktım? Ne evde kalmak, ne birşeyler yapmak, ne yemek yemek istedim. Onsuz eksiğim. Ama Deniz de var. Ve çaresi yok. Birkaç ağlamaklı gün ve gecenin ardından toparladım. Çünkü Demir mutluydu, o mutluysa ben de mutluydum. "Anne tenefüsleri de seviyorum dersleri seviyorum" diyor. "Çok eğleniyoruz" diyor. Var mı daha güzeli?

Şimdi her sabah 7'de kalkıyoruz. Hızlı bir kahvaltının ve hazırlığın ardından 8'de Denizle onu öpücüklerle dualarla ve el sallamalarıyla servise bindiriyoruz. Öğleden sonra 3 gibi Denizle tekrar karşılamaya iniyoruz. Bendeki neşe bir tarafa Denizin abiyi gördüğündeki heyecanını anlatacak kelime bulamıyorum. Tarifsiz bir mutluluk ve yerinde duramama :) Abiyi öpücem diye yere yatırıp üstüne çıkmalar, daha ayakkabısını çıkarmadan gelip boynuna sarılmalar.... Off ki off... Ağlamıyorum, kalbimim sevgi dolu gözyaşları bu akanlar...


Her gün de geldiğinde gününün nasıl geçtiğini soruyoruz ve detaylara iniyoruz. "Neler öğrendiniz, tenefüslerde hangi oyunları oynadınız, öğretmenin soru sordu mu, senin anlamadığın ya da seni üzen birşeyler oldu mu, hangi arkadaşlarınla vakit geçirdin, yemeğini bitirdin mi, karnın doydu mu vs. vs. Evet detay, ama detay sormadan çocuk geneli hatırlayamıyor. "Neler yaptın" sorusu boşta kalıyor, ya da "güzel geçti bugünüm" diye noktalanıyor. Yine tavsiyem sorgu yoluyla değil tüm gün sohbet sırasında soru ve karşılıklı konuşmayla günü öğrenmeniz. Sonra hafif bir öğle yemeyi ve ödevler. Ödevler de yemek saatine kadar bitmiş olmalı ki sonra vakit oyuna kalsın. 

Baksanıza onu böyle özlemiş bir kardeş varken zamanı iyi değerlendirmeyi öğrenmez mi insan? :)

Bu yazı bebeğime, okulun ilk günlerini ve alışma sürecini nasıl başarıyla tamamladığına dair hatıra olsun. Okula başlayacak ve korkusu olan anne babalara da yardımcı olsun... Biz rahat olalım ki onlar da rahat olsun. Onlar mutlu olsun ki biz de mutlu olalım.

BUNLARI OKUMAK İSTEYEBİLİRSİN

0 YORUM

FACEBOOK

İLETİŞİM

Ad

E-posta *

Mesaj *

Translate