SANA VURANA SEN DE VUR MU DİYELİM?

Ağustos 01, 2018
Bir çocuk, sebepsiz yere gelip çocuğunuza vurdu, ne yaparsınız?

Sadece vurmak demeyelim, sözlü ya da fiziksel şiddetin her türlüsü (Hatta şiddet yanlısı çocuklarda her tür tacizler de daha yaygın olarak görülüyormuş). Üstelik bunu yapan çoğu zaman akranı. Sizin gözünüzün önünde ya da uzağınızdayken... “Kendini korumak için sen de aynısını yap” mı dersiniz, “ona vurmaması gerektiğini söyle” diyerek kibar yolu mu seçersiniz?





Ben o 2. gruptayım işte... Ve maalesef çocuklar arasındaki zorbalığa, akranların birbirine acımasızlığına, şiddetin indiği yaş grubuna, ailelerin ilgisiz ve sevgisizliğine her defasında şaşırıp çaresiz duruma düşmekten; "yanlış mı eğitiyorum çocuğumu?" diye düşünmekten; “çocuk ne yapsın aile yeterince özen ve sevgi göstermedikten sonra” diye sevgisiz ortamda çocuk büyüten aileleri suçlamaktan deli oluyorum!


Her bilinçli ve ilgili aile gibi çocukları cam fanusun içinde gibi koruyarak ama aynı zamanda hayatı öğretmeye çalışarak büyütmek isteyenlerdeniz. Aman yavruma kötü birşey olmasın, yavrum da kötü birşeye neden olmasın. Bebekliklerinden beri kendi öz değerlerinin farkında olsunlar diye, hiç kimsenin onları onların da hiç kimseyi incitmeye hakları yok diye, vicdanlı merhametli saygılı sevgi dolu çocuklar olsun diye, sebepsiz yere hiç bir şeye ya da kimseye zarar vermesinler diye, kalp, akıl ve beden sağlıklarını korusunlar diye üzerlerine titriyoruz. Peki, bu şekilde kendini koruyamayan, savunmasız, incinen, özgüvenini kaybeden, kaçan, hep temkinli hep güvensiz çocuklar mı yetiştirmiş oluyoruz?

Okuduğumuz ve gördüğümüz kadarıyla ne uzmanlar ne de tecrübeli aileler bu konuda fikir birliği sağlamış durumda... Ne yazık ki...Okuduğum çocuk gelişimci yazılarından biri de burada...

Kimi diyor ki “biri vurdu mu durduk yere, güzelce vurmaması gerektiğini söyleyin, anlatın, konuşun”; kimi “güzellikten anlamazsa tekrar vurabilir, kendini en iyi ortamdan hemen uzaklaşarak savunabilir” diyor; bazıları “her ortamda böyle insanlar olacaktır, kaçmak çözüm değil, orada kalıp yüzleşerek ona yapılanın aynısını yapsın” diyor, bazıları da “vurulan çocuğa vurmayı öğretmek tehlikeli, ardından çocuk ya da yakınından daha şiddetlisi gelecektir, üstelik şiddet de öğretilmiş olacaktır, bunun sonu yok, şiddet şiddeti doğurur” diyor...

Kimi diyor ki “çocuk şiddet gördüğünde kendini savunamıyorsa hemen gelip ailesine/öğretmenine söylesin, onlar devreye girsin”, kimi de “yardım istemeden kendisi çözmeye çalışsın ki, özgüvensiz bir nesil yetişmesin, kendi yolunu bulsun, hemen annesine koşmasın” diyor... "Aman herşeyi şikayet eden bir çocuk olmasın" ile "ne yaşarsa yaşasın bizimle konuşsun" arasında gel gitlerden şimdiden yorulan bir biz miyiz? 

Bazı aileler drama yaparak ev içinde olayı canlandırmalarla çocuklarına öğreteceklerini öğretiyor; bazıları “dışarı çıkmak yeterli, park-bahçe-okul hayatın ta kendisi, yaşasın görsün ve kendi doğrusunu uygulasın” diyor.

Peki ya ilk, sebepsiz vuran çocuk bizim çocuğumuz olsaydı? Ne tepki verirdik? Ya da bir gün "sus pus" denen, "yaa ne kadar kibar" diye övülen, "maaşallah çok saygılı" diye methedilen ya da "ayy bu kadar pısırıklık da iyi değil" diye çekiştirilen çocuk şiddeti öğrense ve hiç beklemediğimiz bir anda şak diye ilk tokadı atan olsa, ne deriz? Bunca zaman öğrettiğimiz şefkat ilkesiyle ters düşmez miyiz? Aklını karıştırmış olmaz mıyız? 

Kendimizi bir de "sebepsiz yere vuran çocukların aileleri" yerine koyalım. Yeterince ilgi, sevgi göstermemize rağmen gerçekten çocuklar doğuştan şiddete meyilli olabilir mi? Hiç sanmamakla beraber diyelim öyle, bu o anne-babalar için ne kadar acı ve üzücü bir durum. Çaresiz ya biz olsaydık?

Evet vurmasın. Kesinlike vurmaya vurmayla karşılık vermesin. Bir atasözümüz gibi "sana taşla vurana sen aşla vur" diyelim, tamam. Peki çocuğumuz karşısına o an güzellikle laf anlatamadıysa, daha "neden bana vuruyorsun, hakkın yok buna, ya ben de sana vursam canını acıtsam" bile diyemiyorsa, hadi ki dedi karşısındaki, dinlemiyor bir de vurduğunu inkar ediyorsa ne yapsın? Derdini ona anlattı ya da anlatamadı, bir gözü/yanağı/uzvu yaralı ve gözü yaşlı bir şekilde yanınıza gelirse "ben karışmam" diyip kendi halletmesine fırsat tanıyarak uzaktan izleyebilir misiniz? Soğukkanlılığınız özellikle bir "anne" olarak ne seviyede bu durumlarda?


Geçen gün basket sahasındayız. Sitede çevresi bakımından oldukça eleştirilen, diğer çocuklara şiddet uygulayabilen, ağzında küfür eksik olmayan Demir yaşlarında bir çocuk da var. O da geldi basket oynamaya. Ben kesinlikle şu ana kadar Demir'e "hep şu çocukla oyna, bak bu çocuktan uzak dur" demedim. Çevrenin lafına ve dedikodulara göre de hareket etmem. Ona öğreteceklerimi her fırsatta öğretiyorum ve bir şekilde doğru yolu hep kendisi buluyor. O bana diyor, "anne şu çocukla oynamak istemiyorum, şunu şunu yapıyor ve sevmiyorum"diye. Ben de hep saygı gösteririm. Bu çocuğu sevemedi bir türlü, ben de sevsin diye uğraşmadım, içi ısınmadıysa vardır bildiği dedim. Basket oynarken aynı potada, birden Demir'in gözüne şak diye vurdu. Çocuk kanlanmış gözünü tutarak ağlaya ağlaya yanıma geldi. Kalbim beynim yandı bir anda. Gözüm karardı. Ama sakinlikle "Sen ne yaptın" diye sordum, "sana geldim, canım çok acıdı" dedi. Hemen gittim sahaya, sonradan babası ve babasının arkadaşı olduğunu öğrendiğim 2 adam da sahada. Çocuğu ismiyle çağırdım, yanına gittim. Demire neden vurduğunu kibarca sordum. "Vurmadım" dedi. Birkaç kez sorumu yineledim sabırla, yine yalan söyledi. Sahadaki arkadaşlarına sordum, "vurdu" dediler. Babası görmemiş ama o anda babasının arkadaşı da "vurdu" demez mi. Çocuk hala yalan söylemeye devam ediyor. Ben de "Demir yalan söylemez, vurmuşsun da neden vurdun dedim". Güldü. "Böyle sebepsiz vurmaya hakkın yok, biri de bir gün sana daha fazlasıyla karşılık verir" dedim; o ana kadar "ben görmedim"den başka ses çıkarmayan, oğlunun yanağını okşayan babası "siz benim çocuğumu tehdit edemezsiniz, babayım ben" e bağladı. Oldukça ilgisiz, tepkisiz, "çok üzüldüm, birşeyi var mı çocuğunuzun, hadi oğlum özür dileyelim" gibi insancıl tepkiler vermek yerine ezikliğini karşısındakini suçlayarak bastırmaya çalışan pabucumun babası, kaçtı gitti sonra da. Daha ben konuşurken hem de. 

Ben şimdi çocuğuma zarar veren bu çocuğu (daha çocuk ya!) mu suçlayım, onu büyüteni ama yetiştiremeyeni mi? Çocuğuma "sen de vur" diyip daha da darbe görmesini ve böyle ilgisiz bir ortamda büyüyen çocuğu bir de onun yaralamasını mı tavsiye edeyim yoksa inatla yalan söyleyen ve konuşulanlara gülen çocuğa güzellikle anlatmasını mı?

Hangisi doğru?

Sonuç olarak resmen beynimiz yandı 🤯 Bir sürü yazılan şey var, ama net sonuç, kesin işe yarayan ve doğru bilinen yöntem yok ortada!

Ve yemek yerken kendimizi korumak adına kızgın ve masaya musallat olmuş bir arıyı kovaladığımız için “ya yanlışlıkla vursaydık, ölseydi de annesi babası onu bulamasaydı” diye ağlayan ilkokul çocuğumuza kırk takla atarak ona zarar vermediğimizi anlatmaya çalışıyoruz. Henüz 1 arıda böyleyiz. Gel de tüm dünyaya karşı kendini koruma yöntemlerini anlat şimdi!


Sizler ne yapıyorsunuz bu konuda? Lütfen yazın ki doğru yolu birlikte bulalım.

Çocukların hep iyi insanlarla karşılaşması dileklerimle...

BUNLARI OKUMAK İSTEYEBİLİRSİN

0 YORUM

FACEBOOK

İLETİŞİM

Ad

E-posta *

Mesaj *

Translate