OĞLUMA 5 YAŞ MEKTUBU

Şubat 08, 2018
Boncuğum, meleğim, kurabiyem!

Benim güzel yürekli, ışıldayan pırlantam!

Hassas, şefkatli, romantik bebeğim...

Yüzüne her baktığımda içimin titrediği, kalbimin aktığı, eridiğim, çok çok çok sevdiğim birtanem...


Sözümün üzerine söz söyletmeyen koruyucu meleğim...Söylediğim her sözü kutsal emirmiş gibi kabul ederek içselleştiren canımın parçası...

Hem uysal, çekingen, hatta azıcık yabani ama her zaman kibarım...Hem de işler istediği gibi yürümediğinde herkeslere kafa tutan efem!

Utangaçtır derken bir anda nefes almayı bile unutarak konuşmaya başlayan her mevsim cır cır böceğim :)

Bilmişim, hem de ellerini kollarını bağlayaraktan "benim dediğim doğru, her zaman senin dediğin olamaz, öyle bir dünya yok!" diye gerine gerine havalara giren havasını yediğim pek bilmişim!

Ama sonsuz ve bugünlerde sorularıyla afallamamızı sağlayan öğrenmeye nasıl da aç meraklı tırtılım :) Daha düne kadar "anne oynayalım mı?, anne şunu yapabilir miyim, bunu yiyebilir miyim?" diye cevaplanabilir sorular sorarken...ne ara büyüdün de "anne bir oyun kurdum, hadi gel...şimdi şöyle yapıyoruz" diye komut verir oldun? Hangi ara "ben karnından nasıl çıktım" sorusu yerini "insanlar dünyaya nasıl geldi, yani bizi demiyorum ilk insanları, ilk hayvanları ilk bitkileri diyorum...en başı nasıl oldu diyoruuum" diye dünyayı sorgulamaya bıraktı? Meraklı meraklı gözlerini açışını ve şaşırışını sevdiğim :)

Gittiğim her yolu birlikte yürümekten inanılmaz keyif aldığım can yoldaşım, enerji küpüm...Bazen izlerken yorulduğum yorulmak nedir bilmezim...

Yanlış birşey yapmayı bırak, söyleme düşüncesi bile aklına gelince hemen utanarak içini döken ve öyle bir şey aklına geldiği için ağlayan ahh benim pırıl pırıl pırlanta kalplim...canıııım canım...

Attığı, atacağı, atmayı düşündüğü her adımı önceden bana haber veren, "anne, anne, anne, anne...." yüz kere bin kere "anne", ille de "anne", yatana kadar "anne" sesleriyle hem güldüğüm hem sabrettiğim ama o sesi duyamadığımı düşündüğümde de kalbimin sıkıştığı hayatımın en tatlı müzikli bülbülüm...

Akşam kahkahalarıyla, masal üstüne masallarımızla sarmaş dolaş uyuduğum; sabah da bir o kadar asık suratıyla uyanıp anca günaydın öpücüklerimizle gülüşlerine doyamadığım...sarılıp ağladığım, sarılıp güldüğüm, sarılıp mis kokusuyla dolduğum...

En kocaman kahkahalarımın sebebi, bana bu dünyada benim için en kıymetli enn şükür sebebi "annelik" sıfatını yükleyen ve bu görevi sonuna kadar hakkıyla yapabilmem için beni perçinleyen en büyük öğretmenim...Şu hayatta en fazla bilgiyi en kısa zamanda bana öğreten sıkıştırılmış bilgi dosyam :)

Sadece bize değil, tüm öğrettiklerimizi kardeşinin üzerinde minik öğretmen edasıyla uygulayan ve uygulatan en görülür klavuzum, yol göstericim, kendimi şekillendirdiğim törpüm...

Babasının en güçlü ve en sevgi dolu rakibi...Hem hayranlıktan hem kıskançlıktan çıldıranı, çıldırtanı..."Büyüyünce baba olmak istiyorum ben" diyecek kadar, kendine nasıl da idol olarak görecek kadar minik özentisi :)

Kardeşinin, onu hamur gibi yoğuran, onunla oyuncak bebek gibi oynayan, bir oyuncak için çığlık çığlığa çemkiren ama ağlamasına hasta olmasına hiç kıyamayan sevgi yumağı abisi...

Benim ilk bebeğim, belki ergenlikten sonra bu kelimeden hoşlanmayacak olsan da bana ne, ille de "bebeğim" :) hep bebeğim...


Sana baktıkça içim huzur doluyor. Sevgimi yere göğe sığdıramıyorum. "Ne güzel bir çocuksun,
ne düzgün bir insansın" diyorum her seferinde ve coştukça seni patlatırcasına bağrıma basıyorum :)

Ne bakmalara sevmelere doyuyorum ne de seni böyle sıkmalara. Üzgünüm ama gün gelip "yeaaa anne üfff bi rahat bırak yeaa!" diye ağzını yaya yaya hönkürene kadar, hatta belki o zaman da sıkıştırmaya devam edeceğim. 

Büyüdükçe işlerin kolaylaşacağı yerde psikolojik olarak her yaşın bizi daha çok çıldırtsa da, hatta bu 5 yaş öncesi ağzından düşürmediğin "hayır", kontrol etmekte zorlandığın öfken, öfkelendiğinde çıkarttığın o ciyak ciyak çığlıklarla sinir ve sabır limitlerimizi sonuna kadar zorlasan da, "biliyorum zateeeen"ler, "hiç de bileee"ler havada uçuşsa da, en sinirli avaz avaz bağırdığım anlarımda bile sana bakıp daha 2 dakika önce yaşadığımız krizi unutacak kadar çok seviyorum seni çocuk! Seni en huysuz ve çekilmez anlarda bile, ne yaparsan yap, nasıl yaparsan yap yine sevmeye devam edeceğime söz veriyorum...Aksi elimde değil. Sana, kişiliğine, huylarına, tercihlerine, dediklerine, yaptıklarına ve hislerine çok saygı duyuyorum. Değiştirmeye çalışmıyorum, ben seni böyle seviyorum. Sen zaten bensin, ben de senim. İnsan kendini nasıl kabul etmez? Bazen içimden "bak bak şu velede bak sen!" desem de :)

Ömrümün sonuna kadar sana sahip olduğumuz için şükredeceğim ve istediğin sürece yanında olup elini hiç bırakmayacağım. İyi ki, binlerce şükür ki, 5 yıl önce o gün SEN doğdun, seninle BEN doğdum.

Umarım hayat boyu mutlu anılarının seni mutsuz edenlerden daha çok olmasını sağlayabilirim. Ve karşına hep iyi insanlar çıkamasa da, kötüleri ve sana hissettirdiklerini unutturmak, en azından seni daha da güçlü yapabilmek için, yalnız olmadığını her seferinde sana haykırmak için, ne olursa olsun-"bütün dünya karşında da olsa bir başıma ben yine yanında olurum" demek için umarım kocaman sevgimle kalbine ilaç olabilirim.

Çünkü senin için en büyük duam sağlığın ve mutluluğun.


Gül yüzlüm gülen yüzüme...
Canımın en tatlı yerine...
Annesinden...
Sonsuz sevgimle...

BUNLARI OKUMAK İSTEYEBİLİRSİN

0 YORUM

FACEBOOK

İLETİŞİM

Ad

E-posta *

Mesaj *

Translate