34. haftadan: Benzer topitop boncuklar :)

"Nasıl hissediyorsun kendini?" en çok duyduğum soru bu ara...Hissettiğim tam olarak "karşılaştırma" Anlatayım azıcık durumun vahametini:

Sona, yani yeni bir başlangıca yaklaştıkça ne yapacağımı bilemez durumda buluyorum kendimi.

Korkularım, telaşım, endişem heyecanım, bir de merakım var ki sormayın gitsin.

1 kişilik yaşamdan 2'ye, 2'den 3'e; ve 3'den 4'e geçiş. Yaş geçiyormuş ama heyecan yine aynı heyecan...Sanki elim kolum dolanacak ve hiç birşey beceremeyecekmişim gibi bir his her seferinde...Her seferinde farklı bir alışma süreci, süreci yaşarken zorluklar, dökülen terler; ama alıştıktan sonra kahkahalarla o günleri yad etme...Yine aynısı olacak biliyorum ama o yeni düzene alışma süreci var ya işte onu düşünmek bile kalbimi sıkıştırıyor. 

Doğuma kadar sağlıklı bir süreç yaşayabilecek miyiz ben ve bebeğim? Her türlü hazırlığımızı yetiştirebilecek miyiz? Biz hazır mıyız ki ailecek 4. kişiye? Büyük boncuğun tepkileri gün gün değişecek mi? Çok heyecanlı, acayip heyecanlı öyle böyle değil, nasıl baş edeceğiz? Doğum nerde ne zaman başlayacak? Annemler yetişebilecek mi ki taa İzmirden? Hadi doğum başladı, en önemli sorunum: ben o gece Demirden nasıl ayrı kalacağım? Hiç ayrılmadık ki! Onu ve Muratımı bırakıp nasıl kapılar ardına gireceğim? Bu sefer daha zor işim! Doğum nasıl geçecek? Sağlıkla koklayabilecek miyim bebeğimi? Yine hemen sütüm gelir mi? Emzirme sürecinin başları kabus gibiydi ilkinde, yine öyle olur mu? Çabuk toparlanır mıyım ilkindeki gibi yoksa daha mı zor olur 2.ler? Demir beni öyle yatarken görünce ne yapacak ne hissedecek? O uykusuz geceler, ağlamalar, sancılar ve alışmayla geçen ilk günler, hafta ya da aylara yani meşhur lohusalık sürecine Demirin tepkisi nasıl olacak? Demir gibi bu boncuğum da uyku sorunu olan ama bir tek o sorunu olan bir bebek mi olacak yoksa o sorunu arar hale mi geleceğim?:) Demirim neyse ki okulda gündüz, o sıkıntılardan gün boyu uzak kalacak...Peki akşamları? En çok istediğim ve yapmayı şimdiden planladığım ilk şey: gündüz miniğimle ilgilenip akşamlarımı tamamen tüm gün özlediğim Demirime ayırmak, o yatana kadar...Ben de o da kendimizi eksik hissetmeyelim, yarım kalıp daha çok depresyona girmeyelim diye...Yetecek mi ki anne-oğula? Ben büyük boncuğuma rahat rahat doyabilecek miyim, onun da ruhunu doyurabilecek miyim dar zamanda? Ya iki çocuğun gönlünü yapacağız derken biz ebeveynler ne olacağız? Allahııııım ben nasıl yetişeceğim her yere, her şeye, herkese?!

Kafamda deli sorular böyle böyle....

O yüzden çoğu zaman doğum anı ve sonrasındaki süreci düşünmeyi bırakıp sadece "o an"a konsantre olmaya çalışıyorum. İşte tam olarak "nasılsın" sorusunun cevabı..."azıcık kaçık, hatta uçmuş" :)

Üstteki 1. boncuk, alttaki 2. boncuk :)
Hayat hep karşılaştırmalı gidiyor bu günlerde...Ama en güzel karşılaştırma doktor kontrolünde. 34. haftamızda miniciğimin 2484 gram olduğunu, tam olarak maymun gibi baş aşağı durduğunu, suyun ve yerinin normal ve kendisinin gayet rahat olduğunu gördük. Asıl güzellik ise, aynı hafta Demirin ultrason fotoğrafıyla olan benzerliği. Karnımda kelebekler uçuran bu topitop yanakları ne yapmalı, nasıl mıncıklamalı? Peki ya 12.5 kiloyla bu yanaklardan nasibini almamış ama göbeğiyle arkalarında kapı gibi, pardon "yumurta gibi" duran annelerine ne demeli? 

İşte "o an"ı yakaladım yine. Baktım baktım boncuklara, bir de alınan kilolara :) hooop gitti bütün sorunlar, korkular...Gelsin minicik ufacık tombiş tombiş heyecanlar :) Sağlıkla, huzurla, mutluluk ve dualarla...
Google+ ile Paylaş

Hakkında Canan Canal

    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder