Hamilelikte son ayların cilveleri :)

Son ayların en büyük sıkıntıları başladı. 33. haftadayız ve ben giderek şişiyorum! :)

İstediğiniz kadar sorunsuz sıkıntısız bir hamilelik geçirin, son trimesterin; hadi daha iyimser olalım son 1.5-2 ayın yarattığı rahatsızlıktan nasibinizi almamanız mümkün değil. Sahi bu dönemi güle oynaya, zıp zıp, dertsiz tasasız geçiren var mıdır ki dünyada? Hiç sanmıyorum.


- Bir defa ağırlık merkeziniz tamamen yer değiştirmiş değil, baya kaymış durumda! Nasıl oturursanız oturun, rahat edemiyorsunuz. Dinlenmek için oturulur ama ayakları sarkıtarak uzun süre oturunca şişiyor ve kalkmak istiyorsunuz (ki  bu sefer o kadar şişmedim). Ama oturduğunuzda kalkmak zor, hele ki şiştiyseniz bir süre yürümek de zor. Diyelim yürümeden önce ayaklarınızı 15 dakika havaya dikip şişliklerin inmesini beklediniz. Eee bir kere yattıktan sonra kalkmak işkence. Hadi tutuna tutuna kalktınız, yürüdünüz, işlerinizi yaptınız..Çok uzun süre ayakta da kalamıyorsunuz çünkü sırtınız ağrıyor. Hoş otursanız da ağrıyor. Ama ağrınız olduğunda yapabileceğiniz topu topu 2 hareket de ağrınızı geçirmiyorsa bu ağrılara söylene söylene yaşamaya çalışıyorsunuz :)


- Yatmak mı? İstemem, yan cebime koy misali. Vallahi gece olsun istemiyorsunuz çünkü sağdan sola-soldan sağa dönüş kabiliyetiniz yok denecek kadar az. Doktorlar sol tarafınıza yatın dediklerinden hamileliğin başından beri yatış şeklinizi ona alıştırıyorsunuz zaten. Ama son zamanlarda kim ne tavsiye verirse versin yeter ki "uyuşmadan yatabileyim" diyorsunuz. Çünkü dönebilmek mümkün değil, dönmeden uyuşmamak da imkansız. Uyuşuklukla uyanınca geceleri o pozisyonda kalkıp biraz dolanıp tekrar aynı şekil yatıyorsunuz. "Yüzüstü yaaat" demeyin güleriz :) Amuda mı kalkalım? Valla çok isterdim ama yer çekimine karşı koyabilecek en son durumdayım şu an!


- Ayrıca yatak hiç bu kadar dar gelmemişti!!! Zaten yattığınız yerde o kadar fazla yastık var ki...Rahat etmek için başıma 1 büyük, boynumu desteklemek için 1 küçük yastığı haftalardır kullanıyorum; çünkü göğüs kafesime dayanan bebeğimin uzuvları sayesinde nefes almam çok zorlaştı. Göbeği pardon bebeğimi desteklemesi için de bir yastık dersek...arada geceleri yanımıza gelip tam göbeğimin dibine kıvrılan ve güm güm tekmeler savuran boncuğum için de bir yastık...Tekme ve aşırı sevgiden üzerime çıkıp yatmalarını da hesaba katarsak...dur bakayım; sanıyorum ki koca yatakta koca göbekle 1 metrekarelik alan bana çok bile! :)

- Geceleri diğer sıkıntı: rüyalar! O kadar gerçekler ki, kendimi gecenin bir yarısı ya da sabahın bir körü ağlarken de buluyorum, gülerken de...Sanki film oynuyor ve başroldeyim, o kadar yaşıyorum, içindeyim. Hele bir de doğmamış bebeğinizle görüyorsunuz ya kendinizi...Sanırım bütün bunlar yaşanacakların hızlı provası?!


- Gecelerin bir diğer sıkıntısı (ne geceler ama, say say bitmek bilmiyor sıkıntıları): tuvalet! Mutlaka her gece en az 1 kere uyanma sebebi...bu da yakın zamanda başlayacak olan uykusuz gecelerin provası...


- Karnın kocaman oluşunu, önünüzü bile görememenin verdiği rahatsızlığı, ayakkabı ve çorap giymenin giderek daha zor olduğunu söylemeye gerek yok sanırım. Hele ki olmadık zamanlarda yere birşey düşürürseniz...Offf öyle zahmetli ki alması, vallahi üşenmekle alakası yok, durum bu...


- Mide yanması...bu da iki hamileliğimde de ortak sıkıntım. Sanki içimde alev topu var ve midemden boğazıma kadar yuvarlanıp tekrar geri dönüyor. Bir başladı mı yanmaya o gün sonuna kadar ne yaparsam yapayım ya da yiyip içeyim geçiremiyorum. Ara ara oluyordu da son zamanlarda epey sık yaşadığım bu durumdan birşey yemek bile imkansız.

- Düzensiz kasılmalar: Yok, gerçek doğum sancısını bildiğim için bunlara düzensiz diyebiliyorum. Gün içinde nadiren, ama hemen hemen her gün karnımdaki kasılma benzeri his. Sanırım bebeğimin yer değişikliği ya da sıkıntısı sebebiyle itmesiyle karnımın gerim gerim gerilmesi...Bu durumdan tek sıkılan ben değilim demek ki :)

- Bebek hareketleri: Öyle minicik sevimli pıt pıtları geride bırakalı çok oldu. Bu ara, sanırım içimdeki yeri de müsait olduğundan, tepeler oluşuyor karnımda..Dalga dalga şekil değiştiren bir karın ve şiddetli tekmelerin beklemediğim anlarda gelişiyle benim hoplamalarım...Evde olsa iyi de, topluluk içinde pek komik oluyorumdur :)


- Duygusallıkta zirvedeyim bu ara. Hamileliğin başlarından daha kötü sonları. Yaklaşmakta olan doğum, merak, korkular, endişeler, heyecan bir yana...Bir de boncuğumun kreşe başlama serüveni var ki ömrümü yedi bu günlerde. Onun mu okula alışması daha zor, benim mi onsuzluğa? Biliyorum ki o benim kadar ağlamıyor, benden çok daha mutlu ve çabuk atlatacak bu süreci. Peki ya ben? Öyle özlüyorum ki onu; şu iki satırı bile 20 dakikada yazdım gözyaşlarımdan!

Bunların heeepsi geçici...Biliyorum ve bir de güzelliklerini görüyorum:

En son 32. haftada gittik doktor kontrolüne. Bebeğim tam 2063 g ağırlığında ve yaklaşık 45 cm boyunda olmuş. Hemen doktorun yanında hesapladım; "aldığım 12 kilonun 2 kilosunu çıkartırsaaaak" ve düzeltti doktorum, "yok 3 kilosunu çıkar". Ohh neyse ki gitti 3 kilo, birden kuş gibi hafifledim! Ne yapardım yoksa!!! 

Gelişimi iyi, keyfi yerinde, hareketleri de duraksayacak gibi değil. Sabit durduğu anı yakalamak o kadar zor ki güzel bir fotoğrafını çekinceye kadar epey uğraştırdı.

Göbeğimin kocaman oluşu en çok boncuğumun hoşuna gidiyor. Olur olmaz her yerde öpüyor, sarılıyor. "Hadi konuşalım kardeşimle", "anne karnın kocamaaaan!", "anne karnın daha da daha da büyüdüğünde böyle bal kabağı gibi olduğunda sen ne giyeceksin?" en tatlı konuşmaları...

Bir de çok içinden gelen bir isteği var bugünlerde..."kardeşim doğunca, yani karnın yine eskisi gibi küçülünce benle yine yarış yapacak mısın?" 

Kuzum beniiiiim...tosbik gibi olunca artık birçok şeyim kısıtlandı...ama inan benim de en çok özlediğim şeylerden biri: seninle doya doya koşup, boğuşup, gönlümüzce oynamak :)
Google+ ile Paylaş

Hakkında Canan Canal

    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder