HAMİLELİKTE BESLENME

Ekim 14, 2016

24. haftadayız. Bu haftaların en önemli 1. olayı: Ayrıntılı ultrason...

Yani bebişlerin incik cincik her bir şeyinin mümkünse bir perinatoloji uzmanı tarafından yaklaşık yarım saat ultrasonla incelendiği ve annenin probun baskısından "lütfen tuvaletim gelmesin" diye artık bitmesini istediği inceleme süreci. En güzel tarafı normalde yaklaşık 10 dakika süren incelemeden daha fazla fotoğraf elde ediliyor olunması.

Çok şükür ki hem kuzucuğumla hem benimle yani içimdeki yuvasıyla ilgili her şey yolunda şimdilik, gelişimi en başından olduğu gibi 3-4 gün önden gidiyor ve evet, hala pipisi var :)) Bir de resimleri Demirimin ultrason resimlerine çok benziyor, ya da ben öyle görüyorum.


2. büyük olay: şeker yükleme testi. Yani hamileliğin ikinci üç aylık evresinde veya sonrasında ortaya çıkabilen "gebelik şekeri" durumunu saptamaya yarayan bir test. Ne kadar şekersiniz o ölçülüyor :) Fazlası zarar, diyet ya da tedavi gerektiriyor. Kurallara uyulmazsa hem bebek için hem de anne hayatı için ciddi tehlikeleri var bu şekerin. Ayrıntıları okumak, bilgilenmek, eğitilmek ve yorum yapabilmek için de medyatik kişilere değil, gerçekten kendini bilimsel çalışmalara adamış işin uzmanlarına güvenmek gerekiyor. Ve evet, tabii ki yaptırdım. Biraz yüksek çıktığı için de zaten hiç aram olmayan tatlıyla ve beyaz ekmekle arama daha da bir mesafe koyarak yola devam ettim :)


İkinci trimesterde olmamın rahatlığıyla kendimi gayet enerjik hissediyorum. Hamileliğim başından beri daha da dikkat etmeye başladığım yemek düzenimle midem de iyi. İlk hamileliğimde beslenme konusunda daha bilinçsiz yol aldığım için kendimi zorladığımı, bu yüzden de gereksiz kilo aldığımı farkettim. 19.5 kilo alarak hamileliğimi tamamlamış biri olarak, her ne kadar 1 sene içinde eski formuma kavuşsam da, fazladan alınan kiloların ne anneye ne de bebeğe hiçbir yararı olmadığını biliyorum artık ve beslenme şeklimi de ona göre düzenliyorum. İlgilenenler için bir rehber olabilir diye de küçük notlarla anlatayım. Şöyle ki:

- İlk 3 ay birşeyler yemek için kendimi zorlamadım. Çünkü yesem de yemesem de bebeğin kilo alışını etkilemeyen bir dönem bu. Ayrıca mide herşeyi kolay kabul da etmiyor. O yüzden kalsiyum ya da protein vs ağırlıklı diye kısıtlamalara girmedim, ya da çok sağlıklı diye istemediğim birşeyi zorla yemedim. Az, sık ve olabildiğince sağlıklı olduğunu düşündüğüm ve midemin aldığı şeylerle beslenip; sağlıksız olduğunu düşündüğüm her türlü hazır gıda, fast food, paketlenmiş ürünler, kahve, çaydan uzak durdum. Normalde de beslenmem genellikle bu şekilde olduğu için zorlanmadım. Tüketmekte problem yaşamadığım için her gün yumurta, ceviz-badem-fındık, peynir ve yoğurt ve her tür meyve vazgeçilmezlerimdi. Ama herhangi bir problem yaşamadığım için! 

- Hem 1. hem 2. hem de 3. trimesterde günde 1 çok nadir 2 sade türk kahvesi dışında kahve içmiyorum. Hem rahim kasılmalarını arttırmasın hem de diğer yiyeceklerden aldığım demirin emilimini azaltmasın diye. Çay da çok açık olarak, günde 1-2 bardak içiyorum, ki her gün değil. Sade soda dışında asitli içecekler ve hazır meyve sularını zaten tüketmiyorum. İlk hamileliğimde ayaklarımın erkenden şişmesi yüzünden doktorum sodayı içmememi söylemişti; ama şuan bir sorunum olmadığından tüketebiliyorum. Soda dışında imdadıma koşan diğer içecekler de ayran ve kefir! Olmazsa olmaz da su!

- İlk 3 ay bir şeyler yemek için kendimi zorlamamış olsam da, doktorumun "16.hafta itibariyle artık sen yemesen bile bebek senin depolarını hunharca sömürür, o yüzden aldığın balık, kalsiyum ve su miktarını arttırmalısın" tavsiyesi üzerine; 2. trimesterde her gün düzenli olarak iyi pişmiş yumurta, 2-3 dilim peynir (mutlaka kalsiyum miktarı fazla olan kaşar peyniri de içeren), birkaç ceviz-badem-fındık, mümkünse 1 bardak süt, en az 1 kase yoğurt, 1-2 çeşit meyve ve sebze tükettim. Her gün olmasa da tuzlu ve limonlu avokado (folik asit açısından çok çok zengin) ve karpuz beni ferahlatan yiyeceklerin başında geliyor. 

- 2. trimesterden beri de haftanın 1 gününü mutlaka balığa, iki gününü kırmızı ete, kırmızı et tüketemediğim zamanlar yeşil mercimeğe, 1-2 günü de diğer baklagillere ayırıyorum. Pirinç yerine daha fazla bulgur tüketmeye, akşam yemeklerinden sonra da limonlu-salatalıklı su dışında hiçbir şey tüketmemeye çalışıyorum. Su tüketimi en başından beri önemli olduğundan, zorla su içmek istemediğim zamanlarda da suyun içine koyduğum böyle meyve-sebzeler içmemi kolaylaştırıyor. Çünkü açıkçası midem en başından beri tam dolu olmak istemiyor ve dolunca hazmetmekte inanılmaz zorlanıyorum.

- İlk hamileliğimde mide yanması yaşadığım her an karbonhidrata koşmuştum. Gereksiz yere yenilen hamur işleri, ekmek ya da makarna yerine bu sefer subeyaz leblebi, hafif çorba, yoğurt ya da az çubuk kraker ile geçiştirdim.

- En önemlisi de sanırım doyunca bırakmak. Mideyi şişmesi için zorlamamak. Bazı günler 1 tabakla bazı günler çeyrek tabakla doyulur, bazen 2 tabakla doyulmaz :) Zaten mide kendini ayarlıyor, gerektiğinde fazlasını istiyor ama her zaman değil. Ve çok fazlasının gereksiz kilodan başka anneye veya bebeğe hiçbir katkısı yok. Bebek de yesin diye miktarı bilerek arttırmadım. O da istediğinde vücuda sinyali veriyor zaten :) Her zaman mı böyle? Hayır, yoldan çıktığım günler de oldu :) Ama hamile olmadığım zamanlardaki gibi bir gün aşırıya kaçtıysam ertesi gün daha hafif beslenerek dengelemeye çalıştım, bir nevi terbiye yöntemi. "Amaaan nasıl olsa kaçırdık bir kere, koyver gitsin" hiç demedim.

- Hamilelikten aylar önce başladığım ve ilk 3 ay kullandığım folik asit (Folbiol) dışında 3. aydan sonra doktorumun önerdiği Decavit multivitamin haplarını kullanıyorum. Doğuma kadar da kullanacağım. İştah açtığını ya da kilo aldırdığını düşünmüyorum, öyle bir sorunum olmadı. Son 3 ayda da demir ilacına (Maltofer, serum) başladım ve bunu da doğuma kadar kullanacağım.

- Yemek düzenim dışında yürümeye ve fırsat buldukça yüzmeye çalışıyorum, tabi boncuğumla. Ayrıca onunla yaptığım geziler, hafif top oynamalar, boğuşmalar ve yarışlar da ilave sporlar :)

Bu benim izlediğim yöntem. Vücudumu, kilo vermeye olduğu kadar kilo almaya da gayet yatkın olduğumu; neylerle nasıl beslenirsem kendi bedenime etkilerini az çok bildiğim için kendi düzenimi oturttum. Herkesde aynı şeyler işe yaramayabilir. Tavsiyem hamilelerin de kendi bedenlerine göre kendi düzenlerini kurmaları.

Bebek hareketlerini yaklaşık 16. haftadan sonra (Demire hamileyken 19. haftada hissetmiştim) içimde bir şeylerin kayması olarak hissettim. İlk başta düzensiz olan hareketler giderek sıklaşmaya, sertleşmeye, ve düzene girmeye başladı. Böylece hep birlikte göbeğimle bol bol konuşmaya da başladık :) Hepimizin alışması için en güzel ve kolay yol. Sadece bizim değil, çevremizin alışması için de artık haberi herkesle paylaşmaya karar verdik.


Eh doğurmadan haber versek iyi olurdu değil mi ?:)


BUNLARI OKUMAK İSTEYEBİLİRSİN

0 YORUM

Translate

İLETİŞİM

Ad

E-posta *

Mesaj *