SEVGİ CİNSİYETE GÖRE DEĞİŞİR Mİ?

Ekim 09, 2016

Dörtlü tarama testini de bu hamileliğimde, 16. haftada öğrenmiş oldum.

Demir'e hamileyken 3'lü tarama testi istemişti doktorumuz. Şimdiki doktorumuz 4'lünün daha kapsamlı olduğunu söyledi. Öyle bir hal aldı ki bu testler, doktora "yaptırmak istemiyorum" deseniz içiniz içinizi yiyecek."Hadi yapalım gelmişken" deseniz sonuç çıkana kadar ömrünüzden ömür gidecek. Biz 2. gruptan olduğumuz için "testi yaptıralım da meraktan çatlayarak en fazla 1 hafta geçiririz" dedik. Neymiş bu dörtlü test? Üçlü tarama testine göre başarısı daha yüksek olan, 3'lü testte bakılan B-HCG, serbest estriol (uE3) ve AFP'ye ilave olarak İnhibin-A seviyesine de bakılan bir test. Ve önceki hamileliğimden bir fark daha: Bu sefer test sonuçlarını gerçekten gönül rahatlığıyla, tüm pozitifliğimle bekledim. Aslında boncuğumdan ve onunla ilgilenmekten tırnak yiyerek beklemeye vakit de bulamadım. Nasıl geçtiğini anlamadan çok şükür ki güzel sonuçları alarak asıl haberi aldık:

Cinsiyet!

Demir'e hamileyken henüz 14. haftada öğrenmiştik cinsiyetini. Ne zaman ki "%100 bu pipi" yorumunu duyduk, hatta kesin gördük, hem şaşırmış, hem korkmuş hem ne yapacağımızı bilememiştik. Benim endişem bir erkek çocuğu nasıl yetiştirilir, onunla neler yapılır bilemememdi; sanki daha önce kız çocuk büyütmüşcesine :) Eşimin düşüncesi de genelde kız çocuğunun babaya erkek çocuğunun anneye olan düşkünlüğünü duyduğundan yalnız kalacağı fikri ve hatta kıskançlığıydı. O anki afallamamızı gören doktorumuz "heeey, çocuğunuz çok sağlıklı diyoruuuum, neler düşünüyorsunuz!" diye gülmüştü. "Şu hayattaki en büyük zenginlik sağlıklı bir evlattır" demişti.

Günler geçtikçe, gerçeği kabullendikçe bir de baktık ki alışmışız "oğlumuz olacak" fikrine...Etraftan "yaa erkek mi, olsuuun" laflarına inat; "ooo anneye arkadaş babaya ortak" desteklerini alarak "anneye aşık 2. erkek daha haaa" yorumlarıyla biraz da böbürlenerek geldik doğum anına kadar...

Sonra ne mi oldu? 

Kocaman maşallah diyerek devam edeyim...


Doğana kadar "oğlumuz olacak" lafı, yerini "1 çocuğum var"a bıraktı...Erkekmiş kızmış bütüüüün anlamını yetirdi. Bebeğim neredeyse 4 yaşında ve benim sağlığı dışında hala en son ilgilendiğim şey pipisi.

Ona vermeye çalıştığım ahlak kuralları, terbiye, mahremiyet ve her türlü eğitim,  fiziksel ve ruhsal olarak güçlü olmaya çalışması için verebildiğimiz her türlü destek, yetiştirme tarzımız vs. kız olsa farklı mı olacaktı? Kesinlikle hayır. Ben onu yetiştirirken cinsiyet ayrımı yapmıyor ve kimselerin yapmasına izin vermiyorum ki eğitim şekli farklı olsun. Ne bir kere bile "erkekler ağlamaz!" diye susturup oturttum, ne de "erkekler kızlardan daha güçlüdür" algısı yarattım. Ne her türlü ev işlerini yapmasını engelledim, ne sadece erkeklerin ilgi alanlarına boğdum. Çok üzüldüğü zaman ağlamasına müsaade ettim, ama koynumda sarılarak...İnattan çığlık ağlamalarında da onunla konuşmayacağımı ve odasına gidip ağlamasını, sustuktan sonra yanıma gelip anlaşılabilir şekilde akıllıca konuşabileceğimizi vurguladım. Hep ama hep güçlü olmasını çünkü bu hayatta yalnızca güçlü olanın kazanacağını vurguladım.

Ne bulaşık, çamaşır, yemek hazırlıkları, temizlik vs. her tür ev işlerini öğretmekten geri kaldım; ne market-pazar alışverişlerini keyifle yapmasını... Görgü kurallarını da yaşına bakmadan öğretmeye çalışıyoruz, disiplini de, mahremiyeti de, her türlü canlıya merhametli olmayı da, iş yapmaya üşenmemeyi de. Güçlü durmayı da, haksız yere bağırana bağırmayı da, kendini savunmayı da, paylaşmayı da, kızmayı da, kendi kararlarını verebilmeyi de...Sofradan kalkarken "eline sağlık" demeyi ve yediği tabağı mutfak tezgahına götürmeyi sonra oyuna gitmeyi öğrenen bir evlat.  Çöp kovasında poşet görmediğinde "anne koy" demek yerine "dur anne poşet takayım" diyen, yere herhangi bir şey döküldüğünde "anne şurayı sil" demek yerine bez alıp silen müthiş bir yardımcım var benim. Bana çiçek vermeye ve sürprizler hazırlamaya bayılan bir romantiğim, bitkilerle de hayvanlarla da konuşup sarılmaya meraklı bir duygusalım var.


Yalnız anneyle mi? Baba-oğul günlerinde heyecanlanan, babasıyla takım çantasının içinde yaşayabilecek kadar tamire meraklı, araba hastası, benzin bitti mi-arabamız kirlendi mi takip edip bize hatırlatan; yoldaki trafik levhalarının bile anlamlarını öğrendikçe yolculuklarda beynimizi şişiren, boya yapmaya fırça kullanmaya bayılan, alışverişlerde hem seçmeyi hem ödemeyi kendi yapan bir ortağımız var. Anneyle evde parkta bahçede piknik, spor ve etkinlikler yapmayı, babayla maç, güreş, yarış yapmayı tercih eden bilinçli bir kullanıcı :) Ne yaparsak yapalım, bizimle birlikte olduktan sonra her türlü şeyi her yerde inanılmaz bir uyumla ve çok büyük mutlulukla sergileyen bir taklitçi... Beni üzmeyen, sıkmayan, "kardeşi de yeter ki ona benzesin daha ne isterim" diye dua ettiğim bir bal böceğim... Ne ben bana bu denli aşkla bakan, beni böyle seven ve bana çok bağlı çocuğa "oğlum bana tapar" edebiyatı yaptım; ne de babası "kimin oğlu beee" muhabbetlerine girdi.

Şimdi cinsiyet bu eğitim ve yetiştirme tarzının neresinde? Hiçbir yerinde.

Derkeeen 16. haftada 2. boncuğumuzun da erkek olacağını öğrendik!!! Dan dan dan! 1 Demir daha :)

Ne mi yaptık? Eşim direk kabullendi "aha da pipi, ben zaten mavi emzik görmüştüm rüyamda!"
Bense: "yok o parmaktır... tamam değilse kordondur... o da mı değil... ama daha erken, 20.haftada bir daha bakarız!...Şey, hiç yanıldığınız oldu mu önceki hastalarınızda?...İddiaya mı girelim, nasıl yani sakalınızı mı kesersiniz, o kadar kesin yani!" diye yine kabullenemedim :) Evet, hem de tüm yukarıda yazdıklarımın gayet farkındayken yine afalladım!


İlk hamileliğime göre hemen hemen bütün belirtiler farklı da olsa, karnımın şekli bile farklı olsa, görünüşe göre yapılan yorumlar "kız" dese de sonuç yine erkek.

"Hii bir erkek daha mı? Allah kolaylık versin!" en çok duyduğum;
"Oh ohh, bol enerjili bir hayat seni bekliyor, erirsin artık peşlerinde!" en farkında olduğum;
"İkisinin cinsiyetlerinin aynı olması daha iyi, tam arkadaş olurlar" en ilginç bulduğum;
"Ohh ne şanslısın evde tek kadın olarak paylaşılmayacaksın" en sevdiğim;
"Olsun kızım, napçaan" en sinirlendiğim yorumlar.

Bir bilseler, düşünseler, anlasalar...Bir annenin seçme şansı olmadan sahip olduğu yavrusunun aslında elinde olsa tam da seçmek isteyeceği ve dünyalara değişemeyeceği kuzusu olduğunu... Benim derdim başka asıl: ilk sorum ve en büyük korkum:

"Ben eşimden sonra bir erkeği böyle tarifsiz, uçsuz bucaksız sevmişken, ona böyle aşıkken, başka bir erkeği yine aynı sevebilecek miyim? İyi de nasıl?"

1 günlük şaşkınlık sonradan yerini yazının başındaki cümlelere bıraktı. Sağlıklı bir evladın en büyük zenginlik olduğu... ve çocuğun cinsiyetine göre sevilmediği...


Ne kadar mı sevebileceğim? 

Demir'deki aynı korkularımı da düşünecek olursak, sanırım sevgimin büyüklüğünü doğumdan sonra idrak edebileceğim :)

BUNLARI OKUMAK İSTEYEBİLİRSİN

0 YORUM

Translate

İLETİŞİM

Ad

E-posta *

Mesaj *