1 boncuktan daha güzeli: 2 boncuk :) Merhaba 2 çocuklu hayat!

Türlü duygular içerisindeyim. Karmakarışık bir mutluluğum var.

Çünkü hamileyim :)

Bir süredir "evde 1 boncuktan daha güzel ne olabilir? Tabii ki 2 boncuk" diyen bir çifttik. Hatta eşim sağolsun, bebeğim 2 yaşındayken konuyu açıp o gün bugündür söylenerek alt yapıyı hazırlıyordu bana. Ama kanmadım hemen! Sabır dedim, bekle dedim, önce aramızdaki şu yollar iller ayrılığı bitsin, sonra doktoram bitsin dedim. Derken derken hayatımız genel anlamda bir düzene girdi ve bekleyeceğim "kendi isteğime uygun bir iş" dışında bir sebebim kalmadı.

Aslında içten içe bir yanım hep bir bahaneler uydurdu. Dedim ya karmakarışıktım. Çocuk sevmem ki derken öyle sevdim ki kurabiyemi, öyle verdim ki kendimi, öyle bağlandık ki...Yok dedim olmaz, bir daha böyle bir sevgi nasıl besleyebilirim ki içimde? Hiç mi 2 çocuğu olan yok? En başta annem! Ama bana yaşamadığım için çok uzak geldi başka bir büyük sevgi.

Bugün henüz 4 haftalık hamileyim.  Ve hala bana çok uzak :)



Ben nasıl Demirin yüzüne bakıcam şimdi? Demez mi bana "hani beni herşeyden çok seviyordun!" diye...Sevgi ve kalp bölünebilen bir şey mi? Paylaştıkça çoğalır mı o da mutluluk gibi? Yoksa bölünemez mi anne-baba sevgisi gibi? Peki ya ilgi? Ben ki hep adil olmayı, adalet kavramını hayatımda üst noktalara koymuş biri olarak nasıl eşit olurum ki 2 meleğe? Evet biri bebek, ama diğeri 3.5 yaşında da olsa hala bebek ve hep öyle bebek kalacak gözümde...

Ama...ama yine mantıken düşündük. Yaşlarımız çok ilerlemeden; sağlığımız, sabrımız ve enerjimiz hala iyi durumdayken; aradaki çağ farkı daha da açılmadan, miniğim daha arkadaş çağına yeni girmişken ve birlikte paylaşacak-oynayacak-öğrenecek birine ihtiyaç duyuyorken, onların da yaş farklarını daha fazla açmadan beraber hayatı yaşamalarını daha doğru buluyorken, eşimin ya da benim şu anlık önümüzde "şunu da atlatalım" dediğimiz bir engelimiz yokken, hazır ikimiz de "kardeşi olsun" diye düşünüyorken ve ben hayatım boyunca hep "iyi ki kardeşim varmış"- eşim de "keşke bir kardeşim olsaymış" demişken...girdik bir yola...

Allah sonumuzu hayretsin :)

Çok okuduk; iki çocuk olmalı mı, olursa yaş farkı kaç olmalı...İşe girme sürecinde hamilelik sorun yaratır mı...30lu yaşlardan sonra hamilelik nasıl olur...Hala da okuyoruz; hatta dinliyoruz. İki çocuklu hayat nasıl olur, çocuklar nasıl idare edilir ve sevgiyle büyütülür diye. Bir yazı beni çok etkiledi, diyor ki uzman: "Bir annenin sevgisi o kadar büyük olur ki, çocuğunu sevgiden boğabilir. Ama iki çocuk olunca anne de o kocaman sevgisini paylaştırabilir, çocuk da sıkılmaz."

Dedik ki, "hayırlısıysa olsun...hayırlısı ne zamansa o zaman olsun."

Sonra, Demir'de olduğu gibi yine hissettim hamile olduğumu. Yine hisseder hissetmez bir test yaptım ve 2 çizgiyi gördüm. Tabi tekrar ve tekrarını yapıp yine pozitifi gördükten sonra eşime söyledim. Sanırım uzuuun zamandır böyle sevinmemiştir. 5 haftalıkken doktor randevusu alıp herşey normal mi diye sormak istedik; ve gebelik kesesini gördük. Sonra hem doktor hem hastane için "budur" demediğimizden tekrar bir doktor arayışına girdik, tavsiyeler üzerine bulduğumuz bir doktora "budur" dedik ve 6 haftalıkken kalp atışını duyduk. 


Aradan 4 yıl geçmiş...Ben değişmişim, hayatımız tümüyle değişmiş. Duygularım zaten karman çorman, korkularım dağ olmuş...Değişmeyen tek şey ise, aynen Demir'de olduğu gibi o kalp atışını duyduğum an gözlerimden kontrolsüz yaşların boşalması ve heyecandan onunla beraber benim de kalp atışlarımın deli gibi hızlanmasıymış...Hoşgeliyorsun meleğim, sağlıkla büyü içimde, sağlıkla gel...
Google+ ile Paylaş

Hakkında Canan Canal

    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder