ANNE-BABA-YOYO VE TEKRAR VE TEKRAR...27.AYDAYIZ :)

Ocak 10, 2015

Bu kadar tatlı olur mu bir insan konuşurken?
Ha konuştu ha konuşacak diye bekleye bekleye sonunda muradıma erdim. Meleğim bir başladı ki sormayın, tutamıyorum :) tutmak da istemiyorum!

Saatlerce yaklaşık 1 saniyelik aralıklarla yine yaklaşık 15-20 kez arka arkaya söylediği "anne, anne, anne, anne......anne, anne, anne....." çağrılarına bile hayranım. Hayır, henüz bıkmadım. Sanırım bıktırma eşiğine daha var. O herşeyi bilme isteği olan "neden" soruları ve tam cümlelerimiz hala yok. O yüzden hala yılmadım, ayaktayım :) ve mutluyum!

Her "anne" deyişine sırasıyla "anneeem", "efendim bebeğiiim", "noldu kuzum", noooldu annecim ne istiyosun" diye karşılık verdiğim için belki sabrımın tükendiği zannedilebilir ama yok ben gerçekten memnunum. 20 kez tekrarlanan seslenmeden sonra insanın "ne var çocuuuum" diyesi geliyor tabi ama olsun :)


Bu aralar "tutturuyoruz" hep birlikte. Hem konuşurken kelimeleri, hem de öğrenirken sevdiğimiz şeyleri. Bugünlerde favorimiz "yürüyen merdiven". Nam-ı değer: "yoyo" Kim dedi bunu? Valla biz demedik! Her kelimenin doğru telaffuzunu söylemeye ve söyletmeye çalışırken hayatımıza pat diye giriverdi yoyo. Şimdi alışveriş merkezlerine gittiğimizde hep birlikte düzenli aralıklarla yürüyen merdivenleri çıkıyoruz ve merdivenlerden iniyoruz. Tekrar ve tekrar ve tekrar. Su kaynatma noktasında hooop bir dükkana girip alışverişe kaldığımız yerden devam ediyoruz. Tabi yere kendini atıp bir süre çırpınmasını izledikten, sonra az biraz sakinleştiğinde sarılıp koklaşıp bir anlık yoyoları unutturduktan ve ilgisini çekecek başka birşey bulduktan sonra. Çok kısa bir zaman sonra ki 5 dk içinde oluyor, yoyolar tekrar hatırlanıp dükkandan hızla kaçana kadar sakin hayatımıza devam. Sonra hooop yine merdivenlerdeyiz. Asansör kesmiyor, kendimiz de yürümeyeceğiz. Mümkünse yürüyen bant veya merdiven olucak. Tutku öyle bir hal aldı ki, arabada giderken alışveriş merkezinin yanından geçtiğimizde binayı görünce gözlerinde yoyolar canlanıyor. "Yoyo da yoyo". Ne zaman ki gece rüyasında bile "yoyo" diye sayıklayıp güldüğünü gördük, anladık ki kurtuluşumuz yok. Çok bağlandık :) 

Bir de bu tutturmalar genelde arka arkaya oluyor. Sabır testi :) Mesela geçen sabah uyanır uyanmaz konuşmamız:
- Günaydın bebeğiiiim!
-Anne
-Annem
-Baba?
- İşe gitti ya kuzum
- Vuuu uçuk (uçak)
- Evet bebeğim, uçakla gitti, ama gelicek yakında
-Yoyo?
- Ne yoyosu çocuuum sabah sabah?
-Yoyo yoyo yoyo!
- Tamam getiririz seni sonra merdivenlere.
-Anne?
-Efendim annem?
-Baba?.......ve sar başa....tekrar ve tekrar....hiç bıkmadan sıkılmadan aynı sırayla işe gitmek için evden çıkana kadar böyle sürüp gitti. 

Bu tutturmalara bir de "ben ben ben" ler eklenince tadından yenmez oluyor. "Ben"=ben yapçam. Herşeyi. "Ben" dediği birşey neyse onu elinden almak, imkansız değil de çok sinir bozucu sonuçlar doğurabiliyor. Basit şeyler neyse de bıçakla birşeyleri kesmek, ütü yapmak, ocaktaki yemeği karıştırmak, tornavidayı alıp tamir yapmak "ben"lerle olmuyor işte. Hayır dedik mi çığlıklar evi inletiyor. Sonra tepinmeler, bazen gerçek bazen yalancıktan ağlamalar, koşup koşup arka odadaki koltuğa kapanmalar ve sonra kuzu kuzu geri gelmeler. Malum bitmek bilmeyen 2. yaşımızın içerisindeyiz. Günler daha mı uzadı ne? Bu yıl ve yaş hiç geçmeyecek ben onu anladım zaten. Ama kabullendik ve sendromla yaşamayı öğrendik. Ama herkesin de her an farklı bir ruh hali var. Kimi zaman bu ruh haline göre biz de onunla arka odaya gidip yavaşça sarılıp öpüp 1001.kez anlatıyoruz neden hayır olduğunu. Ya barışıyoruz ya barışmayıp "eee kal orda o zaman" diyip arkamızdan gelmesini bekliyoruz; kimi zaman onunla beraber biz de kendimizi yere atıp ayaklarımız ve ellerimizle yeri yumrukluyor ağlıyor numarası yapıyoruz. Bazen şaşırıp susuyor, bazen gülüyor, bazen sinirlenip daha da bağırıyor. Yine "eee devam et..." cümlesi devreye giriyor. Kimi zaman da bu kadar sakin olamayıp "hayır dedim mi hayır, git ağlıcaksan odanda ağla, bitince gelirsin" diyoruz. Sonuç yine benzer; ya öpüşüp barışma, ya da "eee...." :)



Biz mi nasılız? 6 ay öncesine göre çok ama çok daha sevgi dolu, çok daha sakin, sabırlı, anlayışlı ve bir sonraki adımı ya da sinir krizini daha iyi tahmin edebilen bir haldeyiz. Ama aylardır süren sabır bazen patlak verdi mi de topu birbirimize atıp dişlerimizi sıka sıka "al şunu çıldırmak üzereyim" diyoruz :) Mesela geçen gece inadı uyumamak içindi. Daha doğrusu benimle uyumaya çalışırken "baba baba baba" tekrarlarıyla babasına gitmesi ve babası aldığında "anne anne anne" çağrılarıyla beni de yanına alması içindi. Herşeyi beraber yapalım. Ama olmuyor ki bazen. Babası da inat etti, "yok anne, beraber uyuyacağız buakşam". Sonuç: yarım saat sonra sözleri değiştirilen ninniyle çağrıldım: "annesi annesi an-ne-si, uyumuyo bu çocuk uyu-mu-yo, al bunu yoksa şimm-di, sinek gibi fırlatıcam du-va-ra" :) ve ninni sonunda odaya uçarak giden bir anne...ve 5 dk içinde annesinin kollarında uykuya dalan meleğim....ve özlemine dayanamayıp yanımıza kıvrılan baba :)

BUNLARI OKUMAK İSTEYEBİLİRSİN

0 YORUM

Translate

İLETİŞİM

Ad

E-posta *

Mesaj *