25.AYDA BEBEĞİMDEN NUNUNNU VE SULU ÖPÜCÜK :)

Kasım 23, 2014

Nar tanem!

Uzun zamandır, ki sanırım doğduğundan beri :), ilk konuşma anını bekliyoruz. "Nasıl olucak, neler diyecek, kim bilir ne tatlı çıkar kelimeler ağzından falan diye. Yaklaşık 2 yaşını tamamlayana kadar ağzından çıkan kelimeler "anne, baba, bebe, dede" ile sınırlıydı. Bu birkaç kelimeyi bile "hadi anne de, baba de, dede de" dediğimizde söyleyebiliyordun. Ve bunları bile ağzından ilk duyduğumuz anlardaki sevincimizi tarif edemiyorum, 2 kelimeyi yan yana getirdiğin gün bizdeki mutluluğu sen düşün...

Sahi nedir konuşmak? Mimiklerle ve hareketlerle yaptığını, yapacağını, gördüğünü, anladığını, duyduğunu anlatabilmek mi? Buysa, 1 yaşından beri müthiş bir mimik kullanıcısı olduğunu söyleyebilirim. Çıkarabildiğin yarım yamalak tek tük kelimeleri (hatta anlamsız ses topluluğunu) kerpetenle ağzından alıp konuşturmaya çalışmak mı? Eğer buysa sen çoktan konuşuyorsun. Yoksa 2 yaşından itibaren yaptığın gibi biz "hadi de" demeden bazı şeyleri kendiliğinden söylemen mi?
"Bık=bak, 
bippi=bitti, 
anne (bazen, işine gelmediğinde hala nenneee), 
anneeee=anneanne, 
babiiiin=babaanne, 
didee=dede, 
otu=otur, 
dit dit dit=git (üçleme, bazen beşlemeyle hatta),
hu=su, 
hü=süt, 
ba ba=bay bay, 
mo=mor,
pembe=memme
nununnu=turuncu (en sevdiğim!),
mammi=mavi
bi=bir vs." senden dökülen incilerden sadece birazcığı, şuan aklıma gelenler...ve bu liste her gün artıyor...

Eğer buysa sen yaklaşık 1 aydır sınırlı konuşuyorsun. Yoksa 2 kelimeyi yan yana getirmek mi? Eğer buysa "anne bak" tan başka 2 kelimenin yanyana geldiği bir cümlen yok maalesef. 


Bu kelimeleri heyecanla yarım söyleyişin bile dişlerimin kamaşmasına ve seni çığlık çığlığa öpücüklere ve ısırıklara boğmama yetiyor :) Tam söylediğinde sanıyorum çıldırıp dünyaya ilan edeceğim :) 

Bu sebeptendir ki konuşma konusu ile ilgili epey okuyoruz babanla. Sana hamile kaldığımı öğrendiğim andan itibaren tüm hamilelik boyunca ve bugüne kadar senle ne kadar konuştuğumu sanırım sen hatırlamayacaksın ama buna şahit en yakınlarım olacak. Gün içinde öğrenmende sakınca olmayan herşeyi, her mutluluğumu, sorunumu, o gün neler yaptığımı/yaptıklarını, herşeyi konuşuyoruz seninle. Yani babanla konuşuyoruz:) Bunun faydasının çok olacağını söylüyorlardı, ki herşeyi anlamandan belli faydasını gördüğümüz. Ama senin de konuşmaya hareketlerle-mimiklerle değil, "kelimelerle" dahil olman için çenesi düşük 2 çift olarak babanla birbirimize "acaba çok konuştuğumuz için çocuk fırsat bulup araya mı giremiyor?" diye sorduğumuz bile oldu. O yüzden hem çevredeki ebeveynleri ve çocukları gözlüyoruz, hem de mümkün olduğunca okumaya ve uygulamaya çalışıyoruz.

Öğrendiklerimden en önemlisi: her çocuk kendine özel, farklı. Dolayısıyla erkek-kız farketmez, konuşma yaşı da tamamen bireye özel bir özellik. Bu yüzden kesinlikle kıyaslamıyorum, konuşmadığın için sinirlenmiyorum, üzülmüyorum. Sadece bıcır bıcır konuşacağın anı sabırla bekliyorum :) Acelemiz yok ki. Okuduğum yazılardan birinde diyor ki, "Çocuğun her isteğini önceden tahmin ederek yerine getiren anne-baba olumlu katkıda bulunmamaktadır". Ben daha senin bakışından ne isteyeceğini bilerek yerine getiriyordum. Yanlışmış. Bunu okuduğumdan beri anlasam da pat diye yapmıyorum, sana o kelimeyi söyletmeye çalışarak yapıyorum. Örneğin su mu istiyorun, "ıııh ıhh" diyince ya da hüüüleyince, "efendim kuzum, anlamıyorum seni, konuş anlayım" diyorum. Önceden söylemiyordun, "su mu istiyorsun, o zaman su de" demek zorunda kalıyordum. Şimdi artık "efendim" diyince "huuu" diyorsun, ben de arkandan "su istiyorsun yani peki" diyip kelimenin doğrusunu söylüyor ve seni onaylıyorum. Bunu benim ve babanın dışında senin hep çevrende olan anneanne, babaanne ve dedelerin de uygulamaya başladı. Belki zamanı geldiğinden, belki de gerçekten bu uygulamanın faydası olduğundan, bunu yaptığımızdan beri inanılmaz bir gelişme ve çaban var. O çabanı görüp dilini döndürmeye ve kelime üretmeye çalışmanı takdirle ve hayretle izliyorum biliyor musun? Küçücüksün kuzum daha, nasıl zorlanıyorsun söyleyebilmek için. En önemli nokta da, zorlamamak. İtiraz edip (malum kriz yaşı!!) söylemek istemiyorsan biraz bekliyorum. Fazla ısrarcı olunca da sanırım çıkardığın kelimeden utanıp sıkılıyorsun. Seni kendi haline bırakınca, bir de bizden "aferim sana" lafını duyunca çok memnun olup kendiliğinden söylemeye çalışıyorsun.

Utanmaya gerek yok ki böceğim...Bir bilsen nasıl tatlı oluyorsun. Hatırlamayacağın çıkardığın bu "harf yığını" videolarını sana ileride izletmek çok keyifli olucak...

Diğer bir uygulamamız da "ne nedir" oyunu. Adını ben uydurdum :) Teker teker o an nerdeysek, ne yapıyorsak (parkta, markette, evde, yürüyüş yaparken, resim yaparken, oyun hamuruyla oynarken, yemek yaparken vs.) gördüğümüz herşeyin adını söylemek. Önce soruyorum, senin neleri bilip neleri bilmediğini öğrenmiş de oluyorum, sonra söyletmeye çalışıyorum. Tabii ki doğruyu bildiğinde "aferim" veya 1 öpücük seni hırslandırmaya yetiyor. Kesinlikle bebeklerin müthiş bir hafızasının olduğunu da sayende görüyorum. O kadar hızlı öğreniyorsun ki. Tek sorun: inatlaşman. İstemiyorsan, mümkün değil söylemiyorsun. 

Eğitici çizgi filmlerin ve Pepee nin yanında bir de çocuk şarkılarının faydasını senin hareketlerin sayesinde görüyoruz. 

Diğer etkili olduğunu düşündüğüm bir uygulama da sana kitap okuma ve masal anlatma. Her akşam işten geldiğimde sana resimli kitaplarımızdan hikayeler okuyorum. Bu ara favorimiz Tavşan Tali'nin davranış eğitim sesi. Özellikle bu ay daha fazla dikkatle dinleme başladın. Hem iyi-kötü davranışları anlatan, hem görsel zekayı kuvvetlendiren hem de kelime hazneni geliştirebilecek bir seri. Bir de gece yatarken masal anlatıyorum (daha doğrusu uyduruyorum) ki, bayılıyorsun! Her gün farklı masal; annesi-babası işe giden çocuğun masalı, oyuncak uçağını kıran çocuğun masalı gibi günümüze ve bize uyarladığım pek çok şey var içinde. Hayal gücünün geliştiğini düşünüyorum. Çünkü ben uydurdukça uykunun gelmesini bırak gözlerini karanlıkta açarak resmen olayı yaşıyorsun :) Babandan da en çok deveyle pirenin hikayesini dinlemeyi seviyorsun. Bazen uzaya giden, bazen parkta oynayan, sonunda hep beraber akşamın 9'unda uyuyakaldığınız koccamaaan deveyle minniciiiik pire :)))


Konuşmandaki bu hızlı gelişiminin yanında son 1 aydır sende jet hızıyla gelişen en güzel şey: öpücüğü öğrenmen oldu. Önceden sadece dudaklarını yanaklarımıza değdirip ağzınla çıkardığın bir "mmaah" sesi vardı. Oyuncu seni! Sonraları daha bizi öpmeden kendiliğinden dudaklarını büzüştürüp öpücük sesini çıkarmaya çalıştın. Şimdilerde onun yerini baya bildiğin "muck" sesi aldı, hem de yanağımızı öperken, sulu sulu, şapır şupur. Ohhh sen öptükçe biz seni 10 defa daha öpüyoruz, bu böööyle gidiyor...

25.ayda aramızda en sık geçen konuşma da şu:
-Anneeem, sen benim neyimsin?
-Bebeğiiiiiiin :)

En çok öpücük annesinden bebeğine, en şapır şupurundan :*

BUNLARI OKUMAK İSTEYEBİLİRSİN

0 YORUM

Translate

İLETİŞİM

Ad

E-posta *

Mesaj *