17. ay: Enerji kaynağım!

Bebeğim, 

Bana soruyorlar: "Nasıl doktorayla bebeğini birlikte idare edebiliyorsun? Zor olmuyor mu? Nasıl bitecek doktoran?"

Diyorum ki; "bebeğim olmasa zor biter!"

Sen benim en büyük motivasyon kaynağımsın biliyor musun? Sabah şu kapıdan çıkıp giderken bir amacım var; sana gelmek. Deneylerim yoğunsa, aksilikler yaşıyorsam ve kafayı yiyiyorsam o sırada, sakinleşmek için bir sebep yeterli; senin muzip gülüşün ve telefondaki bir çığlığın. Canım sıkkınsa, moralim bozuksa, keyfim yoksa; bir şey beni diğer herşeyden uzaklaştırıyor; sana kavuşma anı. Boş işler, güçler, boş insanlar, şu kocaman dünya üstüme üstüme geliyorsa bazen; "bunlar da neymiş yaaaa, bana ne" dedirten tek birşey var; senin bana kocaman sarıldığın anlar. Akşam kapıdan içeri girerken anahtarımı çabucak çevirmem ve herşeyi arkada bırakmamın tek bir amacı var;  gün boyu biriktirdiğin enerjinle koşarak bana gelmen. Haftaiçi gün bitsin de akşam beraber olalım; hafta bitsin de haftasonu beraber olalım; kış bitsin yaz beraber olalım; doktora bitsin daha çok beraber olalım...Her şeyin amacı sen! Ah bir de gün boyu burnumda tüten kokun olmasa...

Ben bana verdiğin bu enerjiyle, bu sevgiyle, bu kocaman gülücüklerle, bu mis kokunla doluyken doktoradan mı korkarım? Peh!


"Ben ne yapıyorum ki" deme kuzucuğum. Farkında olmadan öyle çok şey yapıyorsun ki...Bir defa; "önce ben" diyorsun sessizce. Hoooop dünyanın bütün işleri senden sonra sıraya giriyor. Önceliğim sen olduktan sonra diğer işlerim kendiliğinden daha kolay sıralanıyor sanki. Gereksiz hırslarımı alıp götürüyorsun. Yararlıları tutuyorsun; sadece benim için değil, 3'ümüz yani ailemiz için. O kadar rahatım ve keyifliyim ki, kendimi kasmadan daha kolay ilerlediğimi farkettirdin. Sinirimi öfkemi atıyorsun. Yüzünü gözümün önüne getirince en tahammül edemeyeceğim durum ve kişiler bile bana nahoş gözükmüyor. Sabır taşım çatlamak üzereyken gecelerimizi ve seninle olan her anımızı hatırlatıyor; "asıl sabrı bana gösteriyorsun ya, ne olur binde birini de diğerlerine göstersen" diyorsun. Korkumu yenmemi sağlıyorsun. Sayende en büyük korkum/korkularım seninle ilgili. Başka birşeyden korkup çekinmem kalmadı. Dünya yansa umrumda değil modundayım :) Bana daha da özgüven veriyorsun. "Sen annesin ya, neyin altından kalkamazsın ki" diyorsun. Bana artık her işimi seninle yapmam gerektiğini, aslında birlikte daha zevkle yapabileceğimizi anlatıyorsun. Alışveriş de senle keyifli, yemek yapmak da, temizlik de. Hatta şuan sağ kolumdan çekiştirdiğinden bu satırları gülerek yazmam da :)

Yazdıkça gülen ben, bir taraftan ağlıyorum yine. Sana olan sevgim ayrı; bu enerjiden ve karşılıksız sevgiden mahrum kalan/bırakılan anneler; özellikle bugünlerde yaşadıklarımızı ve küçücük kuzucukların bir hiç uğruna ailelerinden alınmasınadır gözyaşım bu sefer. Seni düşünüyorum, o kuzucukları düşünüyorum, sonra kendimi ve sonra o anneleri düşünüyorum. İçim acıya acıya, kalbim yana yana ağlıyorum. Allahım sizleri korusun! Bir annenin ahıyla daha tanışmamış olanlar, tez zamanda cezalarını bulsun.

Yarın 17. ayımız bitiyor mis kokulum. Saçların ahenkle dans ediyor. Hiç şaka yapmıyorum, gerçekten kesmemek için çırpındığım herkesin de bayıldığı altın uzun saçların var. Bakışların hala bazen muzip, bazen mahsun, genelde şaşkın, boncuk ve neşeli. İştahının maaşallahı var, etten sebzeye, meyveden hamurişine dünyayı yediğinden birgün beni yemenden korkuyorum :) Ama 11.4 kilosun, aşırı hareketli olmana bağlıyorum.  Gayet fit duruyorsun, kocaman D göbeğin ve hafif gıdığın dışında. Alerjilerin tam gaz devam ediyor; uzun süreli egzama sorunlarımızdan sonra kısa sürede belirip kaybolan kabarıklıklarımız da oluyor arada. Artık "ne dokunuyor" diye düşünmekten yoruldum, çok kötü olursa alerji şurup ya da kremlerinden kullanıyorum. 2 hafta önce 8. dişin çıkmıştı ki bu hafta 2 tane üst-yan kesici dişle birlikte şu an 10 dişin var. Bir güven geldi ki sana sorma; bütün elmayı hatır hutur yiyorsun bu 10 dişle. İnsanlarla iletişimin çok iyi, hiçbir yerde-odada yalnız kalmak istemiyorsun. Çok girişkensin. Tanımadıklarının bile gidip hemen elinden tutuyorsun. Ama birini sevmedin mi sevmiyorsun, ne yaparsak yapalım. Her gün dışarı çıka çıka arkadaşların bile oldu. Park çocuğu oldun :) Bazen parka, bazen markete bazen de birlikte yürüyüşlere çıkıyoruz. En sevdiğin oyunlar saklambaç-yakalamaca ve top. Gol diyemediğinden her topu atışta "boooool" diyorsun ;) Hala "anne" yok! Ama "baba"yı pek güzel söylüyorsun şöyle dolu dolu "babbbaaa" diye. Evet kıskanıyorum! Çünkü "ceviz" bile diyorsun yarım yamalak (ciziz gibi birşey). Çok çabuk öğreniyor ve çok iyi taklit ediyorsun bugünlerde. Bir de çığlıklar atıyorsun, tiz ve uzun uzun. Süte karşı inanılmaz zaafın var, heyecanlanıyorsun daha şişeyi uzaktan görünce. Uyku düzenin hala aynı; geceleri tamamen düzensiz bir şekilde ilerliyoruz. Öpücük vermeyi öğrendin, ağzını kuş gagası gibi küçücük açarak yanağımıza değdiriyorsun. Artık bir şarkı duyduğunda onun hangi çizgi film olduğunu anlayabiliyorsun. Olayların sıralamasını biliyor ve ona göre davranabiliyorsun. Merdivenleri kendi başına tutunarak çıkmayı öğrendin. İnmede sıkıntımız var, nedense küçücük bacaklarını ayırırcasına açarak her basamağa 1 adım atmaya çalışıyorsun :) Anneanne-babaaanne-dedeleri tanıyorsun. Hepsini seviyorsun ama öncelik dedelerde, çünkü oyun arkadaşların. Aramızda kalsın ama diğerleri haklı olarak bozuluyorlar; eh gün boyu bakımını yapan, tüm kötü kokuları çeken onlar be kuzucuğum; haklılar...Komutların çoğunu anlıyor ve dediklerimizi yapıyorsun. Bazen inadın tutuyor, duymamış gibi davranıyorsun. Çok hislisin, ses tonumdaki siniri, kaşlarımın çatılmasını ve üzülmemi anlıyor dudak düşürüyorsun. Kesinlikle ağlamaya, hasta olmaya hakkım yok çünkü beni yatırmıyorsun. Başımı öne eğer eğmez gelip kaldırıyor ve dakikalarca inceliyorsun. Genel olarak çok mutlu ve enerjik bir bebeksin. 

Henüz 2 yaş sendromuna tam başlamadık herhalde ki yazım gayet sakin ve huzurlu. Birkaç ay sonra neler yazacağım acaba? 

İyi ki varsın meleğim. İyi ki amacım, sebebim, bugünüm ve geleceğim oldun. Her anne çocuğuyla doğarmış ya...Senle doğduğum, enerji kaynağım, yaşama gücüm, mutlu bebeğim; seni çok çok çok seviyorum!
Google+ ile Paylaş

Hakkında Canan Canal

    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder