Öpünce geçer mi acılar?

Eskiden, ben küçükken...

Ne zaman düşsem, bir yerimi acıtsam; ne zaman canım birşeye sıkılsa, oturup ağlasam; ne zaman canım yansa, acısa hemen annem "oy oy gel öpeyim de geçsin" derdi...

Belki küçükken inanırdım ona, belki hemen koşup atlardım boynuna, öpmesini beklerdim, hatırlamıyorum.

Ama büyüdükçe çok saçma gelmeye başlamıştı. Hatta düşen çocuklara "gel öpeyim de geçsin" diyen büyükleri eleştirdim hep, "kandırıyorlar bunlar çocukları" diye. Gülerdim kıs kıs. Anneannem, babaannem ya da diğer büyüklerim bile bir küçüğün canı yandığında "git annene öpsün geçer" dediklerinde "yok artık" derdim, resmen "dikkat dağıtıp ağlayanı susturma taktiği" gibi gelirdi :)

O zaman-yani sözde büyüdüğüm zaman-çocukluğumdaki gibi 1 öpücüğün, 1 kere boynuna sarılmanın, 1 kere o eşsiz kokuyu almanın, 1 kere o en güvenilir kollarda olmanın gücünü bilemiyormuşum meğer. Unutuyormuş insan.


Taa kiii çocuğu olana kadar. Çocuğunuz olunca, o kınadığınız şeyler var ya, herşey!, o "ıyyyy" diye iğrendiğiniz, "ayyyy" diye ayıpladığınız, "oyyyy" diye şaşırdığınız; işte onların hepsini hiç kimse söylemeden otomatiğe bağlanmış gibi tıkır tıkır yapıyorsunuz. Kınamayın, sakın. Kınadığınızı yapmadan gitmiyorsunuz bu dünyadan!

Şimdi Demir ne zaman düşse, düşüp kafasını-burnunu çarpsa, parmaklarını sıkıştırsa vs. kendine bilmeden zarar verip ağlamaya başlasa o gözleri görünce ilk yaptığım şey ne buz koymak, ne ilaç sürmek, ne ekmek bastırmak, ne ovalamak...İlk yaptığım onu kollarımın arasına alarak sarılıp öpmek. Daha yüzünü buruşturur buruşturmaz hemen "gel kuzum öpeyim hemen geçsin" demek. Korkusunu yenmek, gözyaşını dindirmek, ağlamasını gülmeye çevirmek.

1 kere bunu yapmanız öğrenmesi için yetiyor. Hani o öğreniyor, hatta her canı yandığında direk gözlerinizin içine bakıp acıyan yeri için öpülmeyi bekliyor, onu anladık da...Bize ne demeli? Daha onun bakışını görmeden iç çeken sesini duyar duymaz "gel kuzuuuuum gel" diye bağrımıza basmamız? Biz nerden öğreniyoruz? İç güdüsel mi bu da yoksa küçükken öğrendiğimiz ama bilinç altında sakladığımız "kınadıklarımız"ı mı uyguluyoruz? Peki...sanki yetmezmiş gibi bu annelik duygusallığı, bir de annelikle birlikte aslında bir "yavru" olduğunu hatırlayıp, "demek ki annem de böyle hissediyordu" diye şimdi şimdi anlamamıza, "nasıl tersledim ben onu yaa" diye oturup ağlamamıza, "bak şimdi annem olsa, öpse geçerdi"ye bağlamamıza ve böhüüü diye daha çok ağlamamıza ne demeli? 

Doğru mu yanlış mı bilemem; nerden nasıl ne zaman öğrendiğimizi bilemem, gerçekten acıyı dindirip dindirmeyeceğini de bilemem. Ama korkuyu yenmede ve kendini güvende hissetmede işe yaradığını bizzat görüyorum ve annenin bebeğine kondurduğu 1 öpücük her derde deva EN ETKİLİ İLAÇ diyorum!


Google+ ile Paylaş

Hakkında Canan Canal

    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder