Hoşgeldin yeni yıl!

Halbuki daha dün gelmişti 2013. Ne çabuk eskiyiverdi?

Sanki daha dün minik kuzuma noel baba kıyafeti arayışına girmiştim. Hiçbirşeyin farkında olmayan o zamanlar 2,5 aylık bebeğim sadece şaşkın şaşkın bakınmıştı etrafa. Yeni yıla nasıl girersen öyle geçermiş. Evde anne-babalarımızla kutladığımız o özel gecenin çoğunu her ne kadar odamda emzirerek geçirsem de, o 2013'e her ne kadar uyuyarak girse de; evet ben tüm sene emzirdim; hayır o tüm sene uyumadı!

2013'e girerken noel bebeğim...
Ama bu sene daha bir farklı oldu. Çünkü artık aklı herbirşeye yeten meleğim tüm hazırlıklara yardım etti; ağacımızı süsleyerek, süsleri bozup oraya buraya sepiştirerek, kalanlarını da yiyerek; evi benimle birlikte süpürerek, süpürürken elektrik süpürgesine adeta yapışarak tüm gün onunla oynayarak; yılbaşı soframızı hazırlarken birbirinden zararlı onlarca şey için çıldırarak, vermediğimizde masanın kenarından sos tabaklarının içine balıklamasına dalarak, tabakları aşağı indirerek; içki poşetlerinden ağır şişeleri çıkartmaya çalışarak, elinden aldığımızda çığlıklar atarak; çöp poşetlerine önce çöp atıp sonra onu bulmak için karıştırarak; bu seneki yılbaşı kostümünün içinde tavşan gibi gezicem diye takılıp takılıp düşerek, düşerken kafa-burun her bir yerini çarparak...ama bu sefer yürüyerek, koşarak, "baba-baba" diye bağırarak, derdini konuşamadan anlatarak, bizi anlayarak, o günün sabahında 1 diş daha çıkartmış olarak, gülerek, yok yok kahkahalar atarak, oynayarak, dans ederek, öpücükler vererek, bacaklarıma yapışarak hatta kafası bacaklarımın arasında her adımımla birlikte adım atarak girdi yeni yıla. Dostlarımızla kutladığımız özel gecede, henüz 35 günlük bebeklerini "bebbeek" diye seve seve girdi.  00:00'da yine uyuyordu...Geçen seneki gibi. "Yok" dedim, "yemezler bu sefer, geçen sene gördüm, boşuna hayal kurmayım" dedim...

Ama bilin bakalım ne oldu?

Kuzum uyudu. Sabaha kadar, deliksiz. Yeni yılın ilk getirisi! 

O gün bugündür de 20:30-21:00 civarı yattığı gece uykusundan sabah 07:30 civarı uyanıyor! Umarım devamı gelir...

"Allah'ım yoksa bu sefer ben de uyuyup rüya mı görüyorum, kalkıp da hatırlamıyor muyum, ya da duymuyor muyum" diye diye geceleri sayıyorum...Ama tam 3 gecedir böyle. Haydi bakalım hayırlısı...Var bunda bir iş, arkasından ne çıkar diye bekliyorum :) Ama umarım 14.5 aydır dualarım duyulmuştur ve halime acınmıştır diyorum! Yoksa her gece 2 saatte 1 kalkmaya bu bünye daha ne kadar dayanırdı bilmiyorum :)

2014'e girerken kırmızılı meleğim...
Ben, geçen sene ömrümün en güzel en anlamlı, en "beni ben, bizi biz" yapan, en karşılıksız sevgili, en küçük ama en kocaman sevgili, en vazgeçilmez, en başka birşeye benzemeyen, en mis, en derin, en sıcacık, en "dünya bir tarafa o bir tarafa" hediyemi aldım; 2013'ten. Hep onun için dua ettim önce; dua demek o demekti, o demek dua demekti, endişem onaydı, hayalim onaydı, mutluluğum ondandı, hüzünüm ondandı...Ve ben ilk defa hayatımın merkezine sadece tek bir şeyi; KUZUMU, canımın parçasını alıp, dünyayı onun etrafında döndürdüm. Ben kendi sevgimi, anneliğimi, sevgimin gücünü, sıkıntımdan doğan çaresizliğimi, yalnız ve tamamen bana muhtaç birinin verdiği muhteşem gücü, karşılıksız sevgiyi, bedenimin ve aklımın her zor koşulda sergilediği heyecanı ve beraberinde soğukkanlılığı, dayanıklılığı, sabrı, hoşgörüyü, olgunluğu, aynı zamanda bu beden içerisindeki hala minicik çocukluğumu gördüm...

Ben aynı zamanda geçen sene ömrümün en zor mesafesini, en zor ayrılığını, en çok özlediğim ile, en "özleminden üşüdüğüm" yarım ile; EŞİM, biriciğim ile hediye olarak aldım. Yine ben onsuz anlarda bile nasıl aslında hep onunla olduğumu, her daim duygularını dışa vuran ben nasıl susup oturmasını öğrendiğimi, sevincini kat ve kat fazla, derdini kat ve kat az nasıl göstermek gerektiğini, zayıf da düşse, yorgun da düşse nasıl çok güçlü bir kadın olduğunu ve olacağını göstermek gerektiğini, bu mesafenin hem sevgiye hem bizlere nasıl bir güç kattığını gördüm...

Sonra ben, aslında hiç yalnız olmadığımı gördüm. Hep, her fırsatta yanımda-kalbimde olan sevdiğim; damarlarımda, nefesimde, ruhumda, kokusu burnumda dolaşan meleğim; her daim önümde-arkamda sonsuz destekle bekleyen haklarını hiçbir zaman ödeyemeyeceğim ailem; bir nefes uzaklığındaki can dostlarım; ilerlemekte olduğum kariyerim ve sahip olduğum mesleğim ile ben çok ama çok mutlu bir sene geçirmişim...

Var mı bunlardan daha üstünü? Bence yok. 2014'ten dileğim yine bunlar, hep bunlar. Tüm sevdiklerim için böyle huzurlu anlar. Sağlıklı günler, sağlığımızın kıymetini kaybetmeden anlayacağımız ve şükredeceğimiz günler...Meleklerimizin mis kokularını bol bol çekebileceğimiz yan yana dip dibe mutlu günler...Sevdiklerimizden hiç ama hiç ayrılmayacağımız; mesafelerin bittiği o kavuşma anındaki gibi "oh be!" dedirten keyifli günler...İşimizde başarı, hayatımızda şansın bol olduğu günler...Umudumuzu ve hayallerimizi hep yaşattığımız günler...

Ha bir de deliksiz uykulu geceler ;)





Google+ ile Paylaş

Hakkında Canan Canal

    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder