BEBEĞİMLE KÜÇÜK MUTLULUKLAR :)

Aralık 25, 2013

Minik kelebeğimle 14. ayımızı tamamladık. 

Soranlara söyleyim, hala konuşmuyor! Baba ve bebek'ten öteye geçemedik. En çok kullandığı harf "b", hece "bi". Örneğin bez: bi; pis bez: bi bi :) Henüz! Arada bir ke- (sanırım kedinin) ve ge- (sanırım gel kelimesinin) hecelerini çıkartıyor. Derdini gayet güzel hıhılarla anlatıyor. Söylediğim herşeyi anlıyor ama "anne" yok! Şuan yok! Ama biliyorum "anne" diyecek birgün, hala umudum var az da olsa :( Belki bu yıl, belki de birkaç yıl sonra...

Neyse, bu konudan diğer konuya geçiyorum hemencecik, yarama basmayım :)

Çocuklar tekrarı ve düzeni severmiş. Gerçekten öyle. Hergün benzer saatlerde kahvaltı-öğlen yemeği ve akşam üzeri yoğurdunu yemesi ve sütünü içmesi, hemen hemen aynı saatlerde ve aynı yatağında gündüz uykularını uyuması, hava yağışlı değilse benzer öğlen saatlerinde dışarı çıkıp dolaşması vb için elimden geleni yapıyorum. Düzeni seviyor, bir sonraki aşamada kendini neyin beklediğini az çok biliyor ve ben zorunlu durumlarda düzen dışına çıkmaya kalkarsam beni uyarıyor bile. Örneğin her uyku öncesi sütünü içeceğini biliyor. Sütünü ısıtırken ben elimdeki diğer işi bırakamıyorsam ve sütünü vermeyi geciktiriyorsam bacaklarıma yapışıp biberonu göstererek ağlıyor. Ya da süt sonrası emziğini verip omzumda uyutacağımı çok iyi biliyor, bekliyor, baktı ki emzik yok o kafasını omzuma koymuyor :) Emziği alınca da "yat" demeye gerek kalmadan boynuma sokuluyor mis kokulum :)

Düzenli hayat onu mutlu ediyor!

Ama yeni farkettiğim birşey var ki yenilikleri de seviyor. Her gün bulunduğu ev ortamından dışarı çıktığı an yüzünde güller açıyor, eve girmek bile istemiyor. Başka bir yere gittiğimizde her ne kadar korka korka adım atsa da, bize yapışarak insanlara baksa da, güvendiği anda gülmeye de başlıyor ve herşeyi, herkesi inceliyor. Ama çok temkinli, çok dikkatli, öyle kolay kolay güvenmiyor kimseye annesi gibi :)

Değişiklik onu mutlu ediyor!

Geçen hafta yeni yıl için her yıl yaptığımız gibi ağacımızı hazırladık. Babası yeni aldığı süslerle birlikte oğluyla birlikte hazırladı daha doğrusu. Kuzumun o ağacı kurarken, süslerken, üzerine pırıltılı ışıkları ve topları asarken, sallanan ışıkları balkonumuza takarkenki heyecanını, sevincini, çırpınmalarını nasıl tarif etsem bilemedim. Kelimenin tam anlamıyla "çıldırdı" :) Bir yandan ağacı severken bir yandan sökmeye çalıştı, biraz korktu biraz merak etti...O günden beri ağacı devamlı kurcaladığı için, baktık ki ağacın üzerinde süs müs kalmıyor, yolup yolup atıyor, her yer sim, eli-yüzü-gözü simden parıl parıl parıldıyor; önüne üzerine bindiği oyuncak sallanan atını koydum ve ulaşımı engelledim :) En azından 1 hafta daha kadar ağaç, yılbaşı ağacı olarak kalsın bari...Resimlerini çekip saklayalım en azından. Sonra muhtemelen yolmaktan çim haline getirecek...

Balonlarla dans :)
Aynı gün babasının aldığı birsürü balonu şişirip önüne attık. Rengarenk ve kocaman balonları tüm koridor boyu görünce yine çıldırdı ve koşup koşup üzerine atladı. Babasıyla ve benle yaptığı balon savaşında o kadar eğlendik ki...

Küçük sürprizler onu mutlu ediyor!

Ertesi gün de odasının şeklini biraz değiştirdik. Havalar iyice soğuduğu için duvardan gelen soğuğu önlemek amacıyla park yatağını kaloriferin önüne çektik; üzerine basıp kayıp bir taraflarımızı çarptığımız oyuncaklarını salonun dört bir tarafından toparlayıp odasına taşıyıp oyun odası yaptık; oranın halısının üzerine de salon halısında olduğu gibi bir polar battaniye serip yerleştirdik. Neymiş efendim, evlenmeden önce binbir özenle arayıp içindeki renklerinden-desenindeki eğime kadar yok perdeyle yok mobilyayla uyumlu olsun diye uğraşıp didindiğim, Muratımı bile "nooolur yeter artık" diye gezmekten bezdirdiğim o halılar var ya, şimdi üzerleri Kipa'dan aldığım battaniyelerle kaplı. Yıkamadan yıkamaya ya da temizlikten temizliğe görüyorum halılarımı unutmamak için :( Sırf pıtırcığımın minik poposu alttan gelen soğuktan üşümesin; halının tüylerinden sürtünmekten tahriş olmasın diye. Evet sırf o pamuk popo için :) Neyse...O bembeyaz dolabına da çok seviyor diye babasının aldığı araba ve kedi stickerları yapıştırdık...işte odasındaki bu küçücük değişiklikleri yaparkenki heyecanı da aynı şekildeydi. Biz halıyı, yatağı, dolabı çekip yerleştirdikçe minik fare gibi ayaklarımızın altına dolanarak ve ezilerek çırpınıyordu heyecandan :) Öyle mutlu oldu ki o gün nerdeyse gün boyu farklı yere gelmiş aynı oyuncaklarıyla aynı odada oynadı. Hatta aynı odanın aynı tavanındaki aynı IKEA lambasından sarkan aynı dönenceyi görüp saatlerce kuklacılık oynadık o gün ve ertesi gün, yine  muhteşem kahkahalarla...

En şirinim benim :*
Basit oyun ve oyuncaklar onu mutlu ediyor!

Bize de öyle olur ya...Evde biraz fazla zaman geçirince mutlaka birşeylerin yerini değiştiririz, duramayız. Can sıkıntısından aslında :) Çok iyi gelir, bir müddet gider, sonra yine değişiklik...Aynı şey.

Bu ayın diğer bir getirisi de DANS! Sırf onun dikkatini çekmek için ev babetlerimle yaptığım birkaç ayak figürünün laminant parke üzerinde çıkardığı sesten, akşamları işten eve gittiğimde hareketli müzik açıp yanında dans ederek ellerimi-kollarımı sallayarak etrafımda dönmeden oluşan onun anlayabileceği basit dans figürlerinden bu kadar çabuk ve bu denli etkileneceğini bilemezdim :) Şimdi "ayaklar" diyince ayaklarıyla pıtır pıtır ses çıkartıp, "eller" diyince elini (genelde tek kolunu, özellikle sol kolunu) kaldırıp, "dön dön dön" diyince etrafında dönüp, "yaylan" diyince minicik tombul salam bacakları üzerinde yaylanarak kendi stilini geliştiren bir oğlum var! Kendim çok istesem de çok sevsem de dansa devam edemedim ama hayalimi oğlumda gerçekleştirip galiba onu dansçı yapacağım ;)

Birlikte dans edip oyunlar kurmak onu mutlu ediyor! 

İşte böyle, kimi zaman alıştığı düzen mutlu ediyor meleğimi; kimi zaman yaşadığı yerdeki en küçük bir değişiklik...Bazen plastik bir ağaca 2 top süs asılmasıyla kahkahalar atıyor, bazen birkaç balon içinde koşturmakla, bazen küçücük bir kedi çıkartmasıyla, bazen de ayaklarını pıt pıt vurarak-dönmedolap gibi dönerek dans etmekle... Minicik küçücük şeyler nasıl da mutlu ediyor bir çocuğu...Aslında o bizlerle yaptığı her eylemde mutlu oluyor, en basit de olsa, en ucuz da olsa, aileyle birlikte yaptığı her aktivite onu mutlu ediyor.

Demek ki bir çocuğu mutlu etmek aslında çok ama çok kolaymış...Çok basitmiş...
Demek ki tek ihtiyacı, tek istediği SEVGİ ve İLGİymiş...Ona ayrılacak ZAMANmış...Herşeyi, herkesi bir tarafa bırakarak, tüm sorunları unutarak o istediği sürece sadece ve sadece onunla olmakmış...
Demek ki insanın hayattaki en büyük mutluluk kaynağı yavrusunun mutluluğuymuş!


BUNLARI OKUMAK İSTEYEBİLİRSİN

0 YORUM

Translate

İLETİŞİM

Ad

E-posta *

Mesaj *