Tatile giderken neler gerekli neler...

Bu sene yaz tatilimizi ikiye böldük ve ikinci kısmını Eylül ayında Foça ve Bodrum'da geçirdik. İki yer de birbirinden güzel. Foçayı da Bodrum'u da daha önce yazmıştım. Defalarca gitmemize rağmen, Bodrum'un Gümüşlük beldesini ilk kez keşfettik ve tek kelimeyle bayıldık. Bir yer bu kadar küçük, sakin, bu kadar huzurlu, bu kadar mutluluk verici olabilir. Tabi aynı zamanda bu kadar pahalı, bu kadar kendi yerli insanını barındırmayan bir yer de...

Gümüşlük
Bu yazıyı tatile gitmek isteyen çocuklu çiftler için yazmak istedim.


Bir kere çocuğunuzla birlikte mi tatil yapacaksınız, yoksa onu birine emanet edip yalnız mı? Bunu iyi düşünün, çünkü vereceğiniz her iki cevap için de pişman olup tatilinizi yarıda kesebilirsiniz, her iki türlü aileyi de bizzat gördük.

Biz kuzumu arkamızda bırakmayı bir an bile düşünmedik. Zorluklarını zaten biliyoruz, daha önceden 1'er, 2'şer günlük ve 1 haftalık tatillerle epey test ettik. Belki de test ettiğimiz için onsuz değil tatili keyfi bir günü bile istemedik. Biz nereye o oraya. Çünkü bizim sevgimizin en büyük ürünü o. 

Tabii ki çift olarak çocuksuz gidilen tatilde daha özgürsünüz, yani her istediğinizi istediğiniz zamanda yapabilirsiniz. Ne kalacak, ne yiyecek ne giyecek durumlarını düşünmenize çok da gerek yok. Ama bebek olunca; onun izin verdiği zamanlarda, izin verdiği sürece, izin verdiği yerde istediğinizi yapabilirsiniz. Yani onun bir düzeni var ve siz ona uymak zorundasınız, o size değil.

Ancak;

Bu kesinlikle birlikte tatil yapmaya bir engel değil. Tam tersine, onunla tatil ayrı keyifli, ayrı enerjik, ayrı huzurlu, ayrı sevgi dolu. Sadece ekstra düşünce, endişe, yorgunluk katıyor size :)

Şöyle ki, "amaaan çadırda da kalırım" diyemiyorsunuz. Kalacağınız yerde, eğer siz de bizim gibi bebeğinizin park yatağıyla tatile gidiyorsanız ve yatağınızda yatırmaya karşıysanız, bir kere odanın yatağı da alacak büyüklükte olmasını istiyorsunuz. Sonra, odanın havalandırması (pencere ya da klima) da önemli. Oda-kahvaltı sistemini tercih etmişseniz kahvaltıda kapalı, bilinen markalarda ve pastörize peynirleri tercih ediyorsunuz. Yumurtayı iyi pişirmelerini istiyor, domates ve salatalıkların temizliğini kontrol ederek yediriyorsunuz. Gittiğiniz yere yakın yemek yiyecek yerler de önemli, ki öğlen ve akşamları siz geçiştirseniz bile onun için en azından çorba içebileceği bir yer bulabilin. Diyeceksiniz ki, "eee hazır mamalar ne güne duruyor?" İşte eğer bebeğinizi hazır mamaya alıştırmadıysanız, her günün her öğünü için yiyeceklerini bizzat siz hazırlamayı tercih ediyorsanız o da Demir gibi burun kıvırabilir, yese de yüzünü ekşitebilir, tıka basa doyduğuna emin olsanız bile sizin elinizdeki yemeğe "maaam" diye saldırabilir veya en kötüsü sizin içiniz rahat etmeyebilir. Ayrıca yakınlarda bir yerde (arabasızsanız) marketin de olması artı bir özellik. Bunun dışında uyku zamanlarında istediğinizi yapamıyorsunuz, uyku dışında da öyle gerçi :) Uyuduğu zamanlarda birşeyleri planlayabiliyor ya da uyuduğu için yapamıyorsunuz. Evet, biraz karışık :) Sizin de bizim gibi uyku sorunu kabussa eğer, uyku saatlerini hayatınızın merkezine alıp o küçücük alanda dünyaları yaşamak ve yaratmak için doğa üstü güç sergiliyorsunuz.

Bizim gittiğimiz yerler çok samimi arkadaş ve aile ortamları gibi yerler olduğundan bu konularda rahat ettik. Küçük ricalarımızı kırmadılar ve memnun etmek için ellerinden geleni yaptılar. Demir'e zaten bayıldılar. E geriye kalan, çok fazla incelemeden biraz da memnun olmayı bilmek sanırım...

Yorgun düşen meleğim
Araba yolculuklarımız meleğim uyuduğu zaman pek güzel ve hızlı geçiyor. Yeni uyandıysa da bir süre bize müsaade ediyor ve arabanın arkasında onu oyalamak için türlü türlü şebeklikler yapabiliyor, oyuncaklarla idare edebiliyorum. Ama bir yere kadar...Sıkılınca, acıkınca, uykusu gelince ama en çok sıkılınca o arabayı bize dar ediyor. Mecburi mola veriyoruz ve paşamın gönlünü yapıyoruz :) Biraz babası oynuyor ki ben sakinleşebileyim yoksa arka tarafta sessizliğimi ve neşemi korumak mümkün olmuyor. Gideceğimiz yere vardığımızda genelde arabadan baya saç baş dağılmış ve savaştan çıkmış gibi çıkıyoruz. Yorgun, sinir olmuş, hatta "sakın gelme bana" diye aklı sıra trip atan bir anne modunda...Sonra sadece 1 gülüş. 1 gülücükle tüm yol yorgunluğu gidiyor.

Tatil yerlerimiz şu ana kadar Ege sahil kasabaları olduğu için ve biz de tutkunu olduğumuz için yiyecek olarak en çok balığı tercih ettik akşamları. Eğer bebeğiniz seviyorsa en ideal yiyecek. Sebze, meyve, çorbalar ve zeytinyağlılar olmazsa olmaz. Eğer benim gibi hala içeceği suyun kaynamış içme suyu olmasına dikkat ediyorsanız yanınıza mutlaka küçük bir su ısıtıcı almanız tavsiyem. 2 biberon alırsanız; su ve süt vermek için ayrı ayrı kullanabilirsiniz. Aptamil devam sütü süt ihtiyacını karşılamak için gerekli. Her ihtimale karşı hazır mamalardan meyve karışımları ve etli-sebzeli yemekli olanlardan birkaç tane yedeklemeli. Gece yatarken veriyorsanız pişirilmeden tüketilen tahıllı karışımlar ideal. Cici bebe bisküvi her çantaya lazım; süper atıştırmalık. Biz her gittiğimiz yerde bir manav ya da pazar bulup taze meyve veya sebze de alabildik. Tavsiyem, bebeğinizi pazara, markete götürmeniz. İnanılmaz heyecanlanıp acıkıyorlar ;) Ayrıca siz de şirin bebeğiniz sayesinde bizim gibi pazarlığa gerek kalmadan ürünleri indirimli alabilir, hatta "çocuk yesin" diye elleriniz avuçlarınız bir sürü mamalarla dolabilir...Tabii en önemli yiyecek ne? Anne! Eğer hala emziriyorsanız; siz bir tarafaaa, tüm yiyecekler bir tarafa :)



Kıyafet olarak da gidilen yere ve mevsime göre mutlaka yedeğinin yedeği ile birlikte kısa ve uzun kollu pamuklu bodyler, şort ve pantalonlar, çorap, yelek ve mümkünse en az 1 tane battaniye ve hırka (her türlü hava sürprizi için), havlu, şapka, alt açma, bolca ıslak mendil, günlük ortalama ihtiyacına göre bebek bezi, mayo bezler alınmalı. Her banyo sonrası ben hala kafasına bir bere geçirdiğim için penye bir bere de koyabilirsiniz (hem deniz hem banyo sonrası için). Yedek çarşaf ve varsa taşınabilir yatağı olmalı. Elzem ihtiyaçların dışında isterseniz smokin bile alın; yeter ki temel olanları alın. Emzik silahını unutmayın.Ya kozmetikler? Bayanlardan da süslüler. Şampuanı, vücut losyonu, pişik önleyici ve pişik kremi, kulak çubuğu, burun temizleyici, saç fırçası, en az 50 faktörlü güneş kremi (her güneşe çıkış öncesi için). Keşke hiç gerek olmasa ama ilaçlar: ateş düşürücü şurup, fitil, derece, mutlaka bir bepanthol, bebeğinizin kullandığı özel ilaçlar ve ürünler varsa onlardan, demir ilacı ve D vitamini. Valize ve anne-bebek çantasına mümkünse ayırt edici minik çantalar içinde yerleştirin. 

Bunların dışında bebek arabasını, sevdiği oyuncakları da unutmayın. 

Siz mi? Valizin kıyısında köşesinde bulduğunuz bir boşluğa sıkışabilirsiniz :) Biz Demir'e ayrı kendimize ayrı valiz hazırlıyoruz; çünkü onun eşyaları içinde kayboluyoruz. Bizlerin bence alması gereken en temel ihtiyaç bir fotoğraf makinesi. Kamerası iyi olan bir cep telefonu da iş görür.

Gülüşüm :*
Çünkü herşey unutulup gidiyor, ama fotoğraf ve videolar en güzel hatıralar. Onun bir gülüş, bir yürüyüş, bir bakış anını yakalamak ve kaçırmadan zamanı durdurmak için ne kadar çırpınacağınızı hayal bile edemezsiniz  ;)

Dönüş mü? Tatile giderken yorulduğunuzdan daha fazla dönüşte yoruluyorsunuz. Tatilden dinlenmiş olarak döneceğinizi sanmayın, hatta işe koşarak geri dönebilirsiniz. Ama onlarca anı biriktiriyorsunuz, her biri birbirinden değerli ve unutulmaz...
Google+ ile Paylaş

Hakkında Canan Canal

    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder