İLK ATEŞLİ HASTALIK

Eylül 19, 2013


Meleğim,

11. ayını doldurduğun gün, 16 Eylül, ilk hasta olduğun gün olarak tarihe geçti bloğumda...

Hem orta kulak iltihabı hem anjin bir arada oldun. Küçücükken daha :(


Ve ben bu hastalığınla anladım ki;


Daha 1 gün öncesinde çok neşeli, keyifli, sağlıklı ve mutluyken; ertesi günü tam tersine bir o kadar kötü olabiliyormuşsun,

Ne kadar keyifli olsan da küçücük bir huzursuzluk belirtinde, "normal değil kuzum" diye düşündüğüm vakit, içime bir korku düştüğünde o korkuyu gerçekten yaşıyormuşuz; ya da yaşayacağımızı hissediyormuşum,

Seni işten gelip de kucağıma aldığımda bana ağlayarak sarıldığını görünce, yanan vücuduna değince, ben de seninle kavruluyormuşum,

Koridor boyunca üstünü soya soya koşarken, ilaç dolabı-telefon-banyo üçlüsü arasında defalarca gidip gelebiliyormuşum,

Panik yapmamak, soğuk kanlı davranmak, hızlı ve doğru karar verebilmek için bu kadar zorlanmıyormuşum,

Hangi hastane, hangi doktor, hangi ilaç, hangi doz diye sora sora birilerine güvenmekte hiç bu kadar güçlük yaşamamışım; "ilaç olmaz" diye direnen ben hiç böyle savunmasızca ilaca teslim olmamışım,

Gece boyu salonun ortasında, yerde koynumda yatarken o salonun böyle cayır cayır yandığını hiç bilmemişim,

39 üstü ateş yüzünden minicik başının alev topu olduğunu; aynı anda küçücük el ve ayaklarının buz kestiğini, ateş arttıkça ufacık bedeninin tir tir titrediğini görmemişim,

Sabaha kadar suyun da, soymanın da, ilacın da tesirinin inatçı ateşini sadece 38.7'ye kadar düşürebileceğini; sabah tüm vücudunu kırmızı döküntüler kaplayacağını, ayak parmaklarının bile su toplayacağını ve korkuyla gidilen 2. doktor ziyareti sonrasında bu döküntülerin yüksek ateş ve boğaz enfeksiyonundan kaynaklı olacağını; 1 hafta-10 gün içinde kendiliğinden geçeceğini bilemezmişim,

Ateş biraz düştü diye sevinirken dilinin bembeyaz olacağını, ağrından gün boyu gece boyu ağlayacağını, elini ağzına vurup gözlerimin içine baka baka bağıracağını, ağrından ağzını kapatamayacağını, tükürüğünü bile yutamayacak kadar dilini döndüremeyeceğini, henüz konuşamadığın ve anlatamadığın için gözlerinin içine baka baka ne anlatmaya çalıştığını anlayabilmek için böyle debeleneceğimi anlayamazmışım,

Sana değil yemek yedirmek su dahil sıvı herhangi birşey içirmenin bile şırıngalar sayesinde olabileceğini; emzirmenin bile senin için ne kadar büyük bir işkence olacağını öğrenemezmişim,

Sırf sen biran önce iyi olasın diye ilaçlarını yutturabilmek için hıçkıra hıçkıra ağlasak da birlikte, üstüne çıkıp ayaklarını ayaklarım, ellerini kollarım, yüzünü bir elimle sabitleyip şırıngayı boğazına sokma gaddarlığını yapmayı da öğrenemeyecekmişim, 

İlacı çıkardığın için yeniden başa dönüp yeni ilaç içirme taktikleri, bağırsaklarını bozduğun için yeni yemek karışımları, boğazın ağrıdığı için sıcak tedavi yöntemleri, kulağın ağrıyıp ateşin olduğu için yeni yıkama yöntemleri, döküntülerin için yeni bakım ve giyim şekli, rahat uyuman için kucak pozisyonları, seni eğlendirebilmek için farklı oyunlar geliştiremeyecekmişim,

En güzeli de bir an gelip elimdeki ekmeği görünce "mamm mamm" diye bağırdığında sevinçten nasıl deliye dönülür de salonun ortasına tepsi içinde ekmekle koşulur farkedemeyecekmişim, 

2 uykusuz gün ve gecenin sonunda gözlerinin yine tamamen açılarak bana kocaman boncuk boncuk bakışının; elimdeki yemeklere, suya, süte, bana saldırışının; bana yine keyifle sarılarak sanki "anne ben iyileştim" der gibi kocaman kahkaha atışının beni hıçkıra hıçkıra ağlatacağını, 2 günde sanki 10 yıl yaşlanmışım gibi yorgun ve bitap düşeceğimi, ama 1 gülüşünle tüm uykusuzluğumun, yorgunluğumun, acımın, üzüntümün puff diye uçup gideceğini bilemezmişim...

Senin hastalıklarla büyüyeceğini, tabii ki bu hastalıkların seni güçlendirip bağışıklık sistemini geliştireceğini biliyordum da, bir bebeğin hastalığının anne hayatındaki etkisinin bu kadar yanardağ patlaması gibi olacağını bilmiyordum. Ufacığım tefeciğim ama ezer geçerim dedin be kuzum...

Çok teşekkür ederim böceğim, çok güzel öğrettin. Valla çok iyi anladım. Ama bir daha tekrar etme olur mu? 

Seni her gün daha çok seven, annen...



BUNLARI OKUMAK İSTEYEBİLİRSİN

0 YORUM

Translate

İLETİŞİM

Ad

E-posta *

Mesaj *