HER GÜNÜN BAŞI SONU SEN!

Mayıs 15, 2013

Şekerparem!

İşe başlamamın ardından tam 2 hafta geçti. Bunun da tam 10 günü sabah 7:15'den akşam 18:30'a kadar sensiz geçti. Herkes soruyor, "alışabildin mi?" diye. Alıştım alışmasına da bir de gün boyu burnumdan gitmeyen kokuna bir çare bulsam! Sanki kokunu burnuma uzatıp uzatıp çekiyorlar ve bir kancaya takılmış gibi o kokuyu takip ediyor burnum gün boyu. Gülüşünü görmek için resmine bakıyorum, sesini duymak için arıyorum ama kokun olmadan çok zorlanıyorum be kuzum :( Şişelere mi koysam, paketlere mi sarsam, damarlarıma mı çeksem, ne yapsam da doysam bilemedim. Doyamıyorum, canını çıkartırcasına öpüyorum sarıp sarmalıyorum ama yok, nafile. Senin kokun olmadan nefesim kesiliyor! Yok! Benim için dünyada senin kokunun eşi benzeri yok! Bu kadar güzeli yok.

benim dünyam :*
Bunun dışında seni çok seven arkadaşlarım beni yalnız bırakmadılar hiç ilk günden beri. Dolayısıyla özlemimden köşe bucak saklanarak ağlayamadım :) İşler güçler de bir yığılmış ki şu an çalışmaktan başımı kaldıramıyorum. Sadece haftasonunu iple çekiyorum. Aslında bir yandan iyi de oldu; boş kalsam seni ve bensiz geçirdiğin günleri düşünerek çıldırabilirim. Allahtan şu an anneanne-babaanne ve dedelerinle birliktesin. İçim güven konusunda çok rahat. Ama hala güvenilir bir bakıcı bulamadığımız için de bir o kadar rahatsız. Dur bakalım, yakındır, bu ara bir haber gelebilir gibi.

Sensizlikte neler hissettiğimi anlattım. Dersen ki "anne, peki beni görünce ne hissediyorsun akşam?"

Şöyle:

Kapıyı açıp seni görünce, hele bir de tay tay yaptırarak seni bana yürütüyorlarsa bütün dünyam aydınlanıyor. 2-3 gündür daha da farklı tepkiler veriyorsun. Beni görünce o yumuk dolma ayaklarının üzerinde durduğu parantez bacakların sendeleyerek heyecandan sevinç çığlığı atmaya ve "annnna-annnnnne ve mammaa-memmmee" karışımı birşey söylemeye başladın. Elimde sırtımda ne var ne yoksa fırlatıp sana koşuyorum sonra başlıyorum öpmeye, koklamaya...Sonsuz kere. Sayamıyorum :) Ağlamıyorsun o kadar sıkıştırmama. Sen de çenemi, yanaklarımı yalayarak karşılık veriyorsun. Sulu şey :))

Biraz oyun oynuyoruz, açsan hemen emziriyorum, uykun varsa hemen kısa bir şekerleme için uyutuyorum ki akşam daha uzun keyifli oynayabilelim senle. İşte o anlar var ya, hele de kucağımda uyuturken ben sana sarılmış, sen bana sarılmış; işte o zaman yeni yeni kendime gelebiliyorum.

Nasıl geçti o gün o kadar yoğun? Hani yorgundum? Masaj yaptırmış gibi rahatladım birden..

Hani çok kızmıştım, stresliydim, gergindim? Tüm öfkem uçup gidiyor. Herkesi, herşeyi affettim gitti. Mutluluk iksiriymişsin.

Sıkılmıştım, üzülmüştüm ya, moralim çok bozuktu. Unuttum bile. Huzurumsun sen.

Başım ağrımıştı hani? İlaç da almadım. Tüm ağrılarım geçti bile. Dünyanın en etkili ilacıymışsın meğer...

Nasıl da acıkmıştım, susamıştım...Öyle sanıyormuşum. Ağzıma kadar doluyum. Seni öpünce doydum, suyumu da içtim. Ohhh :)

Şekerlemeden kalkınca yine oyun vaktimiz. Sonra yemeğin, banyon, masajın ve yine uyku vaktin. "Uyusan artık" diyemiyorum. "Gece kalkmasan" diyemiyorum. Sabaha kadar oturmaya razıyım sen kucağımda. Düşün artık :) Öyle böyle değil özlemim. İçim içime sığmıyor.

İşte böyle hissediyorum ay parçam. Sen HAYATsın. Suyum, ekmeğim, mutluluğum, huzurum, sağlığım, rahatım, enerjim, ışığım, güneşim, yaşam kaynağım, yaşama sebebimsin. Sen varsan, iyiysen, keyifliysen, bir de yanımdaysan, ben daha ne isterim? Varsın günüm senden ayrı olsun böyle mecburiyetten. Yeter ki günün sonunda en büyük ödülüm sana kavuşmak olsun!


BUNLARI OKUMAK İSTEYEBİLİRSİN

0 YORUM

Translate

İLETİŞİM

Ad

E-posta *

Mesaj *