Anne olunca anladım...

Anne olmak;


Anneliği önceden hiç bilmediğimi, bambaşka bir dünya olduğunu daha yeni anlamakmış...



İçime yerleştiği anda başlayan sevgimin her geçen an artması ve bu eşi-benzeri olmayan, uçsuz bucaksız sevgiyi tarif edememek, yeterli ifade edebilecek kelime bulamamakmış...

Tamamen bana bağımlı minicik bir canlıya gözümü kırpmadan bakmak nasılmış, şöyle bir başımı diğer tarafa çevirdiğimde başka yerlerde açılan bilmem kaçıncı gözle takip etmek nasıl olurmuş, yaşayarak görmekmiş...

Sonsuz bir özveri, fedakarlık, sabırmış ve tüm bunları silah zoruyla değil, dürtmeler sonrası değil sadece kendi istediğim için yapmakmış...

Yaptığım tüm fedakarlıkları, ona zamanımı, kendimi nasıl adadığımı, uçsuz bucaksız sevgimi ileride hiç hatırlamayacağını bile bile hem de karşılıksız sunmaya devam etmekmiş...

Her gün sabah onun gülüşünü görmek için uyanmak, her sabah ona sahip olduğum için şükretmek, her gün okuya üfleye nazardan korumaya çalışmak, her gece yatarken 1 günüm daha onunla çok güzel geçtiği için şükretmek ve kendimden-herkesden önce tüm dualarımı onun ve onun geleceği için yapmakmış...

Onun gerçekten uyuyunca büyüyeceğine inanmak, o yüzden uyutmak için kendimi paralamak, kan ter içinde kollarım arasında uykuya dalınca seyrine doyamamak, öpmeden duramamak, yatağa koymak istememek ve uykuya dalar dalmaz özlemekmiş...Kalkınca da sanki aylarca görüşmemişiz gibi öpüşüp koklaşmakmış...

Onun tek bir gülücüğü için evde sirk cambazı gibi ordan oraya koşturup sallanmak, kameraya çekilirsem izleyenleri kahkahalara boğacak kadar komik görünmem ama bunu zerre kadar umursamamammış...Yeter ki o gülsünmüş...

Diğer çocuklara da "annem", "kuzum" diye yaklaşmak, gördüğüm her çocuğun annesinin sevgisini düşünüp koruyucu yaklaşmakmış...

Filmlerde, reklamlarda, heryerde gördüğüm her anne-çocuk ikilisine duygu yüklü bakıp, hele bir de duygusal konuşma varsa aralarında o an, baya salya sümük ağlamakmış...

Her gece yine sabahlayacağımı bilmek, söylene söylene de olsa, her saat başı da olsa sabaha kadar yatağındaki çarşaf sesiyle bile zınk diye kalkabilmek, kapalı gözle tüm işimi görüp, onu uyutup başımı yastığıma koyar koymaz uykuma kaldığım yerden devam edebilmek, ve her sabah zombi gibi kalkıp kaldığım yerden işlerime de devam edebilmekmiş...

Aman terledi mi, aman üşüdü mü, aman ateşi var mı, aman kaşındı mı diyerek devamlı kontrol etmek, her uykusunda arada bir gidip nefes alışını kontrol etmek, az uyusa neden-çok uyusa neden diye sorgulamaktan paranoyak olmakmış...

Çok kızdığım zamanlarda bile bir gülüşüyle eriyebilmek, ben ne kadar kızarsam kızayım başka herhangi birinin sesinin yükselmesine bile deli olmakmış...

Ona en iyi bakanın kendim olduğunu bilmek, kimselere emanet edememek, biri bakıcı diyince kalbimin sıkışması, ondan uzakta kalbimin, aklımın her daim yarım olmasıymış...

Ne kadar iyi olursam olayım asla kendimi beğenmemek, "ben ne kötü bir anneyim, yetişemiyorum" diye sızlanmak, daha iyi olmak istemek, o ağladığında kendimi suçlamak ve oturup daha fazla ağlamakmış...

Kendimi kılıç kalkan ekibi gibi hissederek onu her türlü kötülüğe karşı koruyacağımı, yeri geldiğinde 10 kaplan gücünde olabileceğimi, süperman gibi yaşayarak her şeyine yetişeceğimi sanmakmış...

Onun oluşuyla birlikte herşeyin önemini yitirmesi, hayatın yeni bir anlam kazanması, "yeniden doğmak" demekmiş...Ammaaaan dünya da neymiş? Varsa yoksa oymuş...

Hiçbir işin bu kadar yormayacğını bilmek ve hiçbir akademik çalışmada sırf onun düzeni bozulmasın diye böyle müthiş bir "yaşam planı" olmayacağını anlamakmış...

Annemi, neden evhamlı olduğunu, iki çocuğunu bu şekilde nasıl sabırla büyüttüğünü, annemin sevgisini görebilmeyi, hiçbir zaman onun hakkımı ödeyemeyeceğimi bilmek, ne kadar iyi evlat olursam olayım "ne kadar kötü bir evlatmışım", nasıl onun kalbini kırabilmişim demek ve bu anlarda gerçekten kalbimin sızlamasıymış...

Annemin çocuklarını, eşini, evini nasıl idare edebildiğini ve ne muhteşem bir denge unsuru olduğunu anlayabilmekmiş...

Annemi ve ardından anneannemi düşünmek, hala gözü yollarda çocuklarının her gelişinde neden kapı önlerinde beklediğini anlayabilmek, bir derdi varsa bir çocuğunun derdi olduğunu, sevinçliyse de bir çocuğunun mutlu olduğunu gözlerinden, hatta görmeden sesinden anlayabilmek, "kadın olmak zor, eş olmak zor ama anne olmak çok çok zor" lafını daha yeni anlayabilmekmiş...

Babamı ve ardından babaannemi düşünmek, uzakta okuttukları yıllarda nasıl bir özlem çektiğini, hala o özlemden gözünün yaşının neden hiç dinmediğini, çocukları için hangi zorluklara nasıl katlanabildiğini anlayabilmekmiş...

Gülay annemi-eşimin annesini düşünmek, çocuğu için zorluklara katlanmış bambaşka bir dünyayı derinlemesine düşünmek, ona bambaşka gözle bakabilmek, ne olursa olsun eşime "o bir anne" diye onu savunabilmekmiş...

Eşime bile 2. anne edasıyla yaklaşıp bebeğimden sonra onu da kontrol etmek, her öksürüğünde hapşırığında devamı gelecek mi diye kulak kesilmek, nasıl iyi ederim diye uğraşmak, "aç kalmasın, çok yemesin, sağlığına dikkat etsin, mutlu olsun, keyifli olsun, kızmasın, kırılmasın..." diye herşeyine daha çok dikkat etmek, bir gözümle kuzuma bakarken diğer gözümle eşimin düşünceleri okuyabilmeyi öğrenmekmiş...

Bir insan ne kadar kötü olursa olsun "anne" olunca tüm akan suların durması ve "ama anne yaaa" diyerek onda bir iyilik bulmaya çalışmak, bulamadığımda da "bir de anne" diye eleştirebilmek; anneler arası gizli bir iletişim olduğuna inanarak "sen anlarsın" demek, anne olan, anne olacak, anne olmayı isteyen tüm arkadaşlarımı birer "melek" görmekmiş...

En güzel parfümün onun kokusu, en güzel şeyin onun yüzü, en mutlu anın onun güldüğü zamanı, en önemli şeyin onun sorunu olduğunu farketmek ve dünyayı onun etrafında döndürmekmiş...

Bir anne için en güzel hediyenin her daim bebeğinin "mutluluğu" olduğunu daha yeni anlayabilmekmiş...


Anne olmak, "anneliğin kutsallığı"nı gerçekten "anne olunca anlamak"mış...!





Google+ ile Paylaş

Hakkında Canan Canal

    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

2 yorum:

  1. İlk ANNELER GÜNÜN kutlu olsun.
    Nice yıllara..
    Demir'in hediyelerle geleceği "Anneciğim..Anneler günün kutlu olsun" diyeceği mutlu yıllara...
    Murat'la beraber kutluyacağanız nice anneler günlerine..
    Sağlıklı ve mutlu yıllara YAVRUM....

    YanıtlaSil
  2. Yavrularım;sizler bize tadların en güzelini tattırdınız.Yaşamımızın amacı oldunuz,yuvamızda mutluluğumuz sizlerle tamamlandı.DEMİRİMİZ ise mutluluğumuzu taçlandırdı.Allah sizlerin de mutluluğunuzu daim etsin,sizleri de taçlandırsın.İlk ANNELER GÜNÜN KUTLU OLSUN...yavrunla uzuuun mutlu,sağlıklı nice yıllar...

    YanıtlaSil