Yeni Annelere "Maalesef" Söylenenler...

Hamileyken bir yazı yazmıştım: Bir hamileye sorulmaması/söylenmemesi gereken gereksiz sözler ile ilgili.

Bu yazıya benzer bir yazıyı yeni anneler için de yazmak istedim. Hatta yazmak için biraz araştırdığımda; hem okuduklarımdan hem de konuştuğum arkadaşlarımdan gördüm ki, yalnız da değiliz. Bazı demiyorum "neredeyse tüm yeni anneler" aynı şeyleri düşünüyorlarmış meğer...

Bir yerde çok güzel bir yazı okudum bununla ilgili. Onu paylaşıp kendi yorumlarımı da sonlarına ekleyeceğim. Kaynak; yazılarını zevkle takip ettiğim Slingomom'dır


1. Bebeğin geceleri hala kalkıyor mu?

Bebeklerin çoğu geceleri sık sık uyanır. Hatta 1 yaşında, hatta 2 yaşında(bizimki gibi mesela) uyanabilir çocuklar. Kiminin karnı acıkır, kimi yanına birini ister kimi de alışkanlıktan. Sonuç gece boyu deliksiz uyuyan bebek çoğunluk değil azınlıktır. Hele hele lohusa bir kadına bunu söylemek saçmalığın daniskasıdır. Yorgunluktan, uykusuzluktan sürünen yeni anne de bebeğinin deliksiz uyumasını istemez mi sanıyorlar acaba?! Üstelik ‘hala mı uyanıyor?’ gibi sorularla acemi anne ‘Herkesinki uyuyor da benimki mi kalkıyor? Nerede yanlış yapıyorum?’ diye boşuna kendini üzer. Yazık değil mi hayatının en karmaşık, en güzel, en yoğun, en yorgun günlerini yaşayan şaşkın yeni anneye!!!

* Uyku meselesi öyle önemli ki yeni bir anne için, uykuyu hiç sevmeyen biri bile 5 dakikalık deliksiz uykuyu günün herhangi bir saatinde bile arar duruma düşüyor. Ama maalesef bazı anneler bu konuda şanssız (örneğin ben), çünkü Demir uyumayı sevmiyor. "Gece uyuması için gündüz hiç uyutma" olamaz. Çocuğun büyümesi için gece uykusuna da gündüz uykusuna da ihtiyacı var. Önemli olan gece-gündüz ayrımını yaptırmakta. Gündüzleri gündüz gibi, geceleri gece gibi uyutabilmekte. Gündüz 45 dakikalık şekerleme yapan bir çocuğa "ohooo böyle uyursa gece uyumaz", "hadi uyandır" demeyin, biz anneler o zamanlarda dünyanın işini yapıyoruz bir bilseniz...Affedersiniz ama banyomuza, tuvaletimize girelim, kendimizle ilgilenelim biraz, değil mi? Ya da 2 saattir uyuyan çocuğa "uyusun, kaldırma hiç" de demeyin. Sonra gece 3'lere kadar bir taraflarından ter akıyor anne ve babanın uyutmak için. Bir de eğer annenin sütü varsa, bebeğini doyurabildiğine eminse, bebeğin ağzından süt taşıyorsa ve rahatça uykusuna dalabiliyor ve hemen hemen her gün düzenli olarak aynı şeyleri yaşıyorsa lütfen "doymadığı için uyumuyor gece sık kalkıyor" gibi yorumları yapmayın. Gereksiz üzüyor, kafada soru işaretleri oluşturuyorsunuz. Bir de bunu doktorlar demiyor mu, PES diyorum. "Gece uyanıyorsa emzirme, seni yalancı emzik olarak kullanıyor, elini uzat ve kucağına alma, ağlar ağlar susar, gece çok acıkmaz, susmazsa su ver" diyen de var. 1 kere denedim, ağlamaktan çatlıyordu, suyu da almadı. Zorla vereyim dedim, emdiği herşeyi kustu. Herkes bebeğine uyku düzeni vermeye çalışıyor, bebeğinin de istediği şekilde. Bu düzeni bebeğin anne-babasına bırakmanız yeterli.

2. Yine emziriyorsun sen!

Emzirme sıklığına takılanlar var. Bebeği, anneyi, uyku ve beslenme düzenini bilmeden sadece emzirme saatleri hakkında konuşabiliyorlar. Lohusaya ‘yine mi emziriyorsun?’ diye sorana verilecek cevap: EVET olmalı. Yenidoğan bebeklerin sık sık emzirilmesi gerekir. Hatta bazılarının daha çok. Her bebek farklıdır. Bazıları 2-3 saatte bir beslenmek ister, bazıları ise daha çabuk acıkır. Bunun ayrımını en iyi yapacak olan da annedir.

* Emzirme sıklığını her bebek kendi belirliyor. Dolayısıyla, örnekler verebilirsiniz ama her bebek aynı değil. Örneğin Demir az ama sık sık besleniyor. Hem de doğduğundan beri, evet. Hem de 4. ayında hala! Bir seferde çok emzirdiğim zamanlarda (sırf uyarılar için denedim) emdiğinin çoğunu kustu. Midesi almıyor. Acıkınca kısa bir zaman sonra tekrar istiyor. Bazen azıcık emiyor, gazını çıkarıyor, 10 dakika sonra tekrar istiyor. Bazen hiç ayrılmak istemiyor. Hatta şu ana kadar 1-2 ağlama krizi dışında memeyi reddettiğini görmedim. Doyup geri çekilmesi bile nadir, kussa bile memeden ayrılmak istemiyor. Çünkü emzirmek sadece karnı değil ruhu da doyuruyor ve aç olmasa da sadece sakinleştirmek için bile bazen gerekebiliyor. Bu yüzden anne-bebek yapışık gezebilir, lohusalık bitse bile. Doğumdan hemen sonra "bebek her ağladığında emzir" deniyor. Böyle böyle bebekler annede sadece doymayı değil rahatlamayı da öğreniyorlar. Doğru ya da yanlış, ben de söyleneni yaptım. Bazen ben de diyorum, nasıl ayrılacak benden diye. Ama bir de şöyle düşünmek lazım: Bebeğiniz ağlıyor, çılgın gibi hem de. Çok hırçın ve huzursuz. Oyunlar, oyuncaklar, sohbetler, banyo, emzik vb. hiçbirşey işe yaramıyor. Süper bir silah: emzirme. Tık, anında susuyor. Belki her bebek aynı derecede bağımlı olmuyordur ama Demir baya baya meme bağımlısı, ben de ayaklı bir emzik :P Zaten bazı zamanlar girdiği ağlama krizleri hep akşam yatmadan önce uyuyamadığı için olduğundan, çalışmaya başladığımda da akşamları hep yanında olacağımdan çok şükür artık sorun etmiyorum ben.

3. Hala bir düzene giremediniz mi?

HAYIR. Ne diyeyim ki, hayır. Düzenden kasıt nedir peki? Beslenme, uyuma, çiş-kaka saatlerinin rutine girmesi mi? Bir şey diyeyim mi, o düzen aylar sonra bile tam olarak oturmayabilir. Uykusu düzene girer, beslenmesi tutmaz. Emzirme saatleri belli olmuştur, bu sefer de bir türlü uykular halledilmemiştir. Bazı anneler şanslıdır. Bebekler doğuştan uykucudur. Zaten asıl düzen bozucu olan da uykudur. Hem annenin hem de bebeğin günlük yaşamı, huzuru, mutluluğu bu ‘uyku’ denen şeye(!) bağlıdır.

* Gerçekten düzen nedir? Her gün rutin şeylerse maalesef o yok. Çünkü bizim her günümüz aynı değil. Her günü farklı yaşıyoruz. Evet her gün altı değişiyor, her gün emziriliyor, her gün uyuyor ve oyun oynuyor. Ama süreleri, şekilleri o kadar farklı ki...Çünkü büyüyor! Çünkü her bebek kendi düzenini oluşturuyor ve biz sadece onların düzenine uymaya çalışıyoruz. Bir bakıyorsunuz 1 hafta hemen hemen aynı şeyleri aynı zamanlarda yapmış, oooo süper! Sonra 1 gün, bir dönüm noktası pat diye huy değiştiriyor, ve tekrar bir düzen. Böyle böyle akıp gidiyor...

4. Bebeğin aç olabilir mi?

Aaa. Hiç aklıma gelmemişti. İyi ki söyledin.
Ben bu cevabı verdim mesela birkaç kere. İlkinde acayip sinirliydim. Diğerlerinde ise alaycıydım. Alışmıştım ve daha da önemlisi kendimden emindim. Bebeğimi benden başka kimsenin daha iyi tanıyamayacağını, ihtiyaçlarını anlayamayacağını biliyordum. Yani bir anneye, ne kadar yeni ve acemi de olsun bir anneye ağlayan bebeğini göstererek ‘karnı mı aç, emzirdin mi sen?’ gibi tahammül sınırlarını zorlayan soruların sorulmaması gerekiyor. ‘Altını açalım mı? Sıcak gelmiştir belki’ gibi ifadeler daha iyidir. Benden söylemesi.

* Herhalde en sinir bozucu soru. Hele ki daha yeni emzirdiyseniz! Bebekler ağlama şekilleriyle aslında ne istediklerini çok güzel anlatıyorlar. Tabii anneleri anlayabiliyor sadece. Örneğin Demir'in acıktım ağlaması çok farklı. Ve ne kadar acemi olursa olsun emin olun bir annenin bebeği ağlayınca ilk yaptığı şey: emzirmek. Ona koşullanmışız çünkü. Buna rağmen ağlıyorsa başka bir sıkıntısı vardır belki? Mesela uykusuzluk! ya da gaz! ya da ilgi! Ama kimse bu konular üzerinde durmuyor da açlığına hatta "doymamasına" takılmış durumda. Meraklanmayın, sadece anne çözebildiyse bebeğin dilini, yine annesi ağlamasının nedenini bulacaktır. Biriciğim Murat'ım bile bu konuda benden çekiyor :) Hele ki gecenin 4'ünde kalkmışım, emzirmişim, omuzumda gazını çıkarmaya çalışırken bir ağlama krizine tutulduysa Demir gazdan, Murat'ın da gözünü açıp ilk söylediği şey "aşkım belli ki meme istiyor acıkmış, neden emzirmiyorsun?" ise, işte o an kopma noktam oluyor :)

5. Kilolarını verememişsin.

Konu ne zaman buraya gelecek diye bekler dururuz zaten. ‘Bir kadına yaşı sorulmaz!’ denir ya, bence yaşı ne olursa olsun kilosu sorulmaz, kilosu ile ilgili yorum yapılmaz. Hangi kadın doğumda aldığı kilolarıyla yaşamak ister ki. Hem öyle yavaş yavaş da verilmez. Emzirirken kilo verirsin diyenlere de benim bir çif lafım var. YALAN. Vallahi yalan. Ben 4 kilo aldım. 11 kilo ile doğuma girip 3 kilo fazlasıyla kucağımda bebekle eve dönmüş bir anne olarak tam 4 kilo aldım. Başka bir şey demiyorum.

* Daha doğumun 2. günü "içinden  bir bebek daha çıkacak galiba" yorumunu aldıktan sonra bu tür muhabbetlere girenlere daha ne diyebilirim ki? Bir de kilolu halinize laf ettikleri gibi kilo verdikten sonra da "aaaa çok hızlı kilo vermişsin, olmaz ama emziriyorsun" da demezler mi! Ne yapsanız yaranamazsınız, ben de artık birşey demiyorum, "Emzirmekten kilo veriyor insan zaten" diyorum diyorum anlatamıyorum. Ne diyet, ne ağır spor daha yok ki gündemde...Herkes kendi bedeniyle ilgilense mesela? Eminim herkes daha mutlu olur :)

6. Sütün yetiyor mu?

Sanırım en zora giden, moral bozan sorulardan biridir bu. Zaten endişelidir. Memelerden gelen süt hakkında hiçbir bilgisi yoktur. Bebeğinin neden 2 saatte bir uyandığını anlayamaz. Ne kadar da sık acıkıyor, diye düşünür. Bilmez ki anne sütü çok kolay hazmedilir, o yüzden de bebek daha sık acıkır. İşte bu bilgisizlik anında ‘sütün yetiyor mu?’ sorusuyla başınızdan aşağı kaynar sular dökülür. Eyvah, dersiniz. Benim sütüm bu çocuğu doyurmaya yetmiyor. Ne yapmalı, hemen mamaya mı başlamalı? HAYIR. Önce gidip çocuk doktorunuza danışın.

* Can damarım! Eğer bir bebeğin kilosu, boyu, gelişimi, sağlığı yerindeyse emziren ve "sadece anne sütü" veren bir annenin üzerindeki baskı neden? Neden doymadığını düşünüyorsunuz? Emziren siz olmadığınız, ya da ne kadar süt çıktığını göremediğiniz için olabilir mi? Merak etmeyin anneler bunu da düşünüyor; pompalarla kontrol edebiliyor. Gelişimini doktora soruyor. Bebeğinin sağlıklı olduğunu zaten gözleriyle görüyor. Siz farklı şeyler okumuş, görmüş ya da uygulamış olabilirsiniz. Ama bu SİZsiniz. Siz süt yerine veya sütle beraber mama vermenin doğru olduğunu düşünüyor olabilirsiniz! Siz mamayla çocuğun daha uzun tok durduğunu da düşünebilirsiniz, ki doğru olabilir anne sütü daha hızlı sindirildiği için. Ama daha uzun tok durmasına gerek yok; sık emzirmem bence problem değil henüz Demir küçükken ve ben 24 saat onunlayken. Siz, "amaaan ben uyumak istiyorum geceleri, o yüzden gece yatarken mama verip yatıyorum" diyebilirsiniz, ben defalarca uyanmaya razıyım. Siz "göğüslerin fazla emzirmeden ne hale gelecek" diye de konuşabilirsiniz ama ben öyle de düşünmüyorum. Eğer ben  "ilk 6 ay sadece anne sütü" nü destekliyor ve uygulamak için kendimi paralıyorsam, su dahil hiç bir şey vermeyi uygun bulmuyorsam ve geçerli sebeplerim varsa, ek herhangi bir gıdayı da okuduklarımdan, gördüklerimden, mantığıma yatanlardan anladığım kadarıyla kendi planladığım bir zamanda (örneğin 4. aydan sonra) tek çeşit halinde parmak ucuyla tattırmayı istiyorsam, bebeğimin doyduğundan eminsem ve onun gelişimi ve bendeki sütün besleyiciliği iyiyse ve en önemlisi yaptıklarımı kendimce sebepleriyle birlikte defalarca anlatıyorsam, her ağladığında LÜTFEN "ağlıyor, herhalde sütünle doymuyor, mama alalım ağlamaz", "su da vermelisiniz, susuz kalıyor" demeyin, hele bana sormadan pat diye bebeğimin ağzına yiyecek sokmayın. Kibarca yapılan yorum ve tavsiyeler her zaman altın değerindedir. Ve ben çevresindeki herkesi dinlemeye çalışan biri olarak herşeyi not ederim biryerlere. Hemen araştırırım, boşvermem. Ama emrivakiler yapılınca olmuyor. Siz kendi çocuğunuza istediğiniz gibi davranabilirsiniz; emzirmiyorsanız şu an, 1 aylık bebeğinize bile istediğiniz gıdaları verebilirsiniz. Emziğini şekerli ürünlere batırıp vermek size göre doğru olabilir. Bence yanlış olan şeylere "aaaa çok yanlış yapıyorsun, onu vermemelisin" diyor muyum? Lütfen benim ve bütün annelerin de çocukları üzerindeki fikirlere katılmasanız bile saygı duyun. Çünkü inanın hiç ama hiç kimse bir bebeği annesi kadar iyi tanıyamaz, anlayamaz, düşünemez ve onun ihtiyaçlarını karşılayamaz. Herkesin bildiği gibi çocuğun en iyi doktoru kendi anne-babasıdır.

7. Bu günlerin tadını çıkar, büyüdükçe daha da zorlaşıyor işler.

Kimsenin ağzından iyi bir şey çıkmaz zaten. Kaos ortamında hayatta kalmaya çalışan lohusaya ‘şimdi iyi zamanların’ denir mi? O andan daha kötüsü ne olabilir ki yeni anne için. Uykusuzluk, yorgunluk, bunalım, ağrıyan sızlayan taşan memeler… daha fenası ne olabilir ki??!

* Bu tür "ağzından bal damlayan" yorumlardan en çok beğendiğim: "kucağa alıştırmışsınız, işiniz çok zor". Annem ve iki arkadaşımız dışında biri de demedi ki "olsun, bir daha ne zaman kucağa alıp seveceksiniz ki, tadını çıkarın, sevgi çocuğu olsun"...Zor mu zor, alıştı mı evet alıştı, bazen sinirden ağlıyor muyuz bu yüzden evet ağlıyoruz. Ama yeni anne-babanın duymak istediği  bu sözler değil ki...Bu sözleri herkes söylüyor, çünkü çoğu kişi karşındakinin zorluklarını görmeye, görüp de yüzüne vurmaya bayılır! Biraz rahatlatın ne olur? İhtiyacımız olan kötümser yaklaşım değil, rahatlatıcı 1-2 cümle sadece...

8. İkinciyi de çok zaman geçirmeden hemen yap da beraber büyüsünler.

Ya da kız varsa kucakta, ‘bunun yanına şöyle güzel bir oğlan lazım’ erkek bebekse eğer o zaman da ‘akça pakça güzel gözlü bir kız bebek yap hemen’ derler. Bana dediler de oradan biliyorum. Hemen ikinciyi yap, beraber büyüsünler. İyi fikir. İki çocuk birlikte büyüsün, kardeş olmanın keyfini çıkarsınlar da… anne ne olacak? Eskiler der genelde bunu. Onlar yokluk içinde, çoğu zaman yardımcıları bile olmadan yapıvermişler arka arkaya çocukları. Şimdi hatırlamıyorlar o günlerini büyük ihtimalle. Oysa biz modern zaman anneleri, kariyer yollarını yarıda kesip çoluk çocuğa karışmışız. Her şeyi okuyup, her şeyi öğrenme telaşındayız. Çocuğumuz için ansiklopedileri ezberler durumdayız. Şimdi tüm bunları altüst edip de nasıl ikinciyi yaparız? Elimizdeki(!) bir tanesi düzene girsin de nefes alalım, eskiye dönelim, sosyal yaşama adım atalım hayalleri kurarken gözü karartıp ikinciyi yapmak????
Bir de bunu yeni doğum yapmış kadına söylemezler mi? Tam cinnetlik.

* Daha 1. ayımızda "kardeşsiz bırakmayın" yorumunu duyup "YOK ARTIK" dedim. Demir doğduğundan beri yanımda "kardeşsiz olmaz" diye defalarca söyleyenler oluyor. Kusura bakmayın ama ona ben ve biz karar veririz. Ben bu tür yorumlara şu ana kadar "benim kariyerim var, planlarım var, eşimin planları var, maddi durumumuz şöyle, sağlığımız böyle, biz şunları bunları düşünüyoruz, şu zaman olur ya da hayır olmaz" vb yorum-açıklama yapmadım, gerek bile duymadım çünkü. Bazen sessizlik en iyi cevaptır. Onayladığımdan değil saygısızlık yapmak istemediğimden. Herşeyden önce çok ayıp. Bunlar eşimle beni ilgilendiren özel konularsa, ancak biz kendi aramızda konuşabilir ve karar verebiliriz. Başka kimse değil.

* Bunlar dışında biz yeni anneler yorgun olabiliriz, alıngan olabiliriz, sinirli olabiliriz. Kusurumuza bakmayın lütfen. İnsanların çoğunun tahammül edemediği 2 şey var: uykusuzluk ve açlık. Biz uyumuyoruz ve acıktığımızda o an yemek yeme fırsatımız bile olmuyor, öyle düşünün :) Ama yorgunluklardan şikayet ediyorsak bu bebeğimizi sevmediğimiz, onunla ilgilenemediğimiz anlamına gelmez. Ben hiç "off yine kaka yapmış, bıktım altını değiştirmekten" diyerek açmadım altını. Onun kokusunu bile özleye özleye gidiyorum, öpüp koklayıp tamamlıyorum temizliği :) "Ayy yine mi gezdiricem koca arabasıyla" demedim, yorgunluğuma ilaç oluyor gezmelerimiz. Bir kere de "banyosunu başkası yaptırsa, birileri beslese ben de yatsam" demedim; gözlerine baka baka konuşa konuşa yaptığımız banyoların tadı, emzirme anındaki sohbetteki mutluluk başka hiçbir şeyde yok. Herşeyin tadını çıkarmaya çalışıyorum. Onu büyütmenin her anının tadını çıkarıyorum. Yardıma çok ihtiyaç duyarsak tabii ki söyleriz. Ben çevreme yük olmayı hiç ama hiç istemediğim için ancak bayılmak üzereyken yardım eli isteyenlerdenim :) Ama ben de insanım, tabii ki pilim bitmek üzereyken yardım isteyebilirim, off layıp puff larım. Ancak çocuğumun da her türlü bakımıyla, gezmesiyle, oyunuyla yine ben ilgilenirim. Çünkü ben de müthiş bir özveriyle yetiştirildim, böyle gördüm anne ve babamdan. "Eeee madem bu kadar şikayetçisin, bana ver ben bakayım" sözünün bir anne için şakası bile kötü! Vereceği varsa da vermez. Anne olanlar anlar ancak birbirini. Bir anne kolay kolay, zorunlu olmadıkça hiç kimselere emanet edemez yavrusunu. Hep yapışık ikiz gibi gezmek ister. Kendi kucağındayken özlemden burnunda tütüyor, dahası var mı?

Yazı şöyle bitiyor Slingomom'da:

Yeni annenin desteğe, cesaretlendirilmeye, iyi hissettirilmeye, güldürülmeye ve yardıma ihtiyacı vardır. Eksiklerinin ve yanlışlarının gözüne gözüne sokulmasına, memelerinin ve kalçalarının büyüklüğü hakkında konuşulmasına gerek yoktur. Hayati bir mesele olmadıkça o yanlışlar kendi kendine düzelecektir. Gerçekten de söylemek istediğiniz bir durum varsa daha olumlu ve yumuşak yaklaşıp biraz da sempatik görünmeye çalışıp espirili bir dille yaklaşmayı deneyebilirsiniz. Yok eğer, ağzınızda iyi bir şey çıkmayacaksa, hiç bir şey çıkmasın. En iyisi alın bebeği kucağınıza da iki tur atın evde, annenin kolları biraz dinlensin.
Haksız mıyım? ;)
Google+ ile Paylaş

Hakkında Canan Canal

    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

2 yorum:

  1. canancım ne kadar da doğru şeyler yazmşsın.okurken kendimi buluyorum resmen her satırında... tok açın halinden anlamaz demişler ya yeni bir anneyi ancak yeni bir anne tam anlamıyla anlaybilir... bebeğimizle acemiliğimizle mücadele etmemiz yetmiyormuş gibi bir de çevremizdekilerin garip yorumlarıyla uğraşıyoruz. benden gizli su vermeler ağzına birşey tıkayıp aaa damla şunu da yiyor demeler. çocuk ne versen zaten ağzına alma merakında. zamane ve bilinçli annelerin eski annelerle ve fikirlerle savaşı bebekle uğraşmak kadar yorucu gerçekten de. seni bilmiyorum ama ilk 6 ay su vermeme ya da acıktı bu sütün yetmiyor mama verelim fikirleriyle uğraşma çabam görülmeye değerdi gerçekten de :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öğrendim ki bu şekilde düşünen çok kişi varmış Meltemcim. Önceden daha farklı şeyler öneriliyormuş bebek bakımında, şimdi daha farklı şeyler. Bilemiyorum, belki bizler farklı düşünüyoruz. Ama biz de şu an yazılanların, okuduklarımızın, doktorlarımızın (hatta daha hamileyken kadın-doğum uzmanlarının, hemşirelerin, ebelerin), gördüklerimizin, öğretilenlerin ve vurgulananların etkisinde kalıyoruz. Ne yapabiliriz ki? Belki bundan bir 10-20 yıl sonra bizim de şu an savunduğumuz şeyler önemini yitircek ve "yanlış mı yaptık acaba" diyeceğiz. Sanırım doğru-yanlış da zamana göre değişen şeyler. En önemlisi bu süreçte kimseyi kırmadan fikirlerimizi savunabilmemiz ve fikirlerimize saygı görebilmemiz galiba :) Seni ve Damlacığımı tombiş yanaklarından öpüyorum!

      Sil