NE OLUR BU KADAR HIZLI BÜYÜMESEN...

Ocak 10, 2013

Minik meleğim,

Hayatımda "dursun, geçmesin zaman" dediğim anlar çok oldu. Bunlar en mutlu, en keyifli olduğum zamanlardı ve inan bu zamanlar temennilere inat ışık hızıyla geçip giderler. Ama şimdi ben gerçekten tutamıyorum zamanı. Öyle hızlı akıp gidiyor ki, düşün ne kadar mutlu olduğumu...

Her gün birbirinden farklı, birbirinden güzel senle. Ben seninle öğreniyorum ilk defa bir bebeğin, bir insanın doğumdan itibaren tüm gelişim aşamalarını tek tek. Bir günün diğer bir gününü tutmuyor biliyor musun? Şöyle anlatayım;

Artık çıkardığın sesler çok farklılaştı. "aguuu, auuuuu, guuuu" seslerinden daha geniş "auuuuuu"lara  terfi ettin (evet kuzum benim için bu bir gelişme, lütfen gülme). Çıkardığın bu sesli harflere artık çığlıklar eşlik etmeye başladı. Yani öyle bir sesin var ki, resmen kaz gibi ağlıyor, kız gibi çığlık atıyorsun kurabiyem :) Bu seslere karşılık vermemem mümkün değil çünkü benimle konuşuyorsun. Zaten karşılık vermeyince kızıyorsun. Allahtan benim çenem düşük ve senle konuşmaya bayılıyorum. Ana kucağında dururken bu konuşmaların başlıyor ve her bir sesle farklı şeyler anlattığını biliyor musun artık? "Anne beni kucağına al, gezelim" çığlığınla, "uykum geldi, çok huysuzum" çığlığın, "meme istiyorum, seni özledim" sesinle "kaka yaptım ve yapıştılar, rahatsızım" sesin o kadar farklı ki...Bu sesleri geçtim sen bir de yüz ifadeni görsen! Hayatıma sen girdikten sonra aynı anda her 2 elimle farklı işler yapmayı bırak, ayaklarımı, burnumu, dirseğimi, ağzımı ve popomu bile işlerimi görmek için kullanmayı öğrensem de her an fotoğraf makinesini elime alamıyorum o anları resmetmek için. Bazen hiç affetmiyorum "şaaaak" diye çekiyorum yakaladığımda, örneğin;

Zorundan ıkınma ;)

İş bittikten sonra rahatlama ;)




















Kızma bana sakın ilerde ;) Çoook tatlısın çok, balım benim!

Konuşmalar dışında mimiklerin de gelişti. Etrafı görmeye başladığın ilk zamanlardan beri kaşlarını kullanışına hastayım. Daha minnacıksın ama 2 kaşını birbirinden ayrı ve farklı hareket ettirmeyi hangi arada öğrendin acaba? Bakışlarına zaten bitiyorum. Öyle bir bakıyorsun ki insanın gözlerinin içine, taaa derinlere iniyorsun. Boş, şaşkın şaşkın, merakla baktığın anlar da var, her şeyi herkesi ilk defa görüyor gibi; büyümüş insan bakışın da var, her şeyi anlıyor gibi; özellikle sana kızgın baktığımda "sen bana kızamazsın ki" bakışın var böyle güler gibi; aynanın karşısına seni geçirip aynadan sana konuştuğumda bakışın ve koynuma sokuluşun var, utanır gibi; sinirlenip senle konuşmaya başladığımda kaşlarını kaldırıp yüz çevirişin ve tekrar bana bakışın var, "çok da tınnnn" der gibi...Dudaklarına bayılıyorum: uykudayken bile sesli gülen, hatta bazen içli içli ağlayan ve çoğu zaman büzülen; uyanıkken devamlı yalanıp hatta son zamanlarda bol tükürükle baloncuklar yapan mini minicik ama istediğinde kocaman açılan ;) Hele gülüşlerine eriyorum. İçimi, dünyamı aydınlatan, sıcacık, ışıl ışıl yayılan...

Yılbaşından 1 gün sonra kahvaltı ediyoruz hep birlikte. Sen ana kucağında yanımızdaydın. Normalde ana kucağının üzerine yastık koyar, seni onun üstüne yatırırdık çünkü içini anca dolduruyordun. O gün bir sesle döndük ki ayak hareketlerinle sen teee öne kadar kaymışsın, ayakların sarkmış. O gün yastığı çıkardık, senin kaseni ana kucağının kasesine yerleştiriyoruz artık ve kemerini de bağlıyoruz. Kusura bakma böcüğüm ama sen ordan kaçarsan ne yaparım ben sonra :)

Yeni yılla birlikte artık ellerini de keşfetmeye başladın. 1-2 hafta önce ellerini şapır şupur emmeye başlamıştın ama farkında değildin onların senin elin olduğunu galiba, sadece yalanıyordun :) Evet, bence de çok tatlılar! Ama artık "aaa bu çıkıntılar benden çıkıyor" diye bir bakışın var ki görmen lazım kendini. Hele bir de son zamanlarda ayaklarına bakışını görsen. Daha yeni yeni ama ana kucağında "anne beni al" diye çırpınırken hareket eden ayaklarına gözün ilişiyor bazen ve korkuyorsun. Korkma meleğim onlar sana ait ;)

Bir de yeni yeni oluşan o  pek bir işe yaramayan kara kutu televizyona bakma çabaları, o olmasa telefonlara, kameralara olan büyük ilgin var ya görülmeye değer...Televizyondan kafanı çevirmek için ne şebeklikler yapıyorum bir görsen. Tüm gece senle konuşmaya razıyım, yeter ki ilgini ondan alayım diye. Maalesef yasak kutu o kuzum. İnan merak ettiğin kadar işe yaramıyor. Bizimle konuşmaya devam et sen, şimdilik haberleri ve merak ettiklerini biz öğretiriz sana. İlerde bu teknolojiden çok çekeceğiz anlaşılan.

Küçücüksün ama çok sıcaksın. Geçenlerde 1.5 yaşında çok şeker oğulları olan arkadaşlarımız geldi ve seni ilk defa gördüler. Onlara öyle gülücükler attın ki birbirlerine dönüp "demek 2 aylık bebekler de gülebiliyormuş" dediler. Umarım bu sevecenliğin bu girişkenliğin hep devam eder.

Ve beni tanıyorsun. Sesimi ve özellikle kokumu biliyorsun. Bana bakışlarının, benle konuşmalarının çok farklı olduğunu söylüyorlar. Bazen benden gözlerini alamıyorsun, itiraf edeyim ki ben de senden :) Baban bile "bu sana aşık gibi bakıyor" diyor :) ben de o bakışlarına ölüp bitiyorum ;) Saçlarımı, ellerimi, yüzümü, gözlerimi, dudaklarımı, adımlarımı, her hareketimi inceliyorsun. Bir sarılışın, koklayışın ve yüzüme yapışman var ki ömre bedel!

Uyku düzenin hala yok. Haftaya 3. ayımızı da deviriyoruz, bir sonraki umudum 6.aya kaldı. Aslında uyuyorsun da 2 saatte 1 emmek için uyanmaların devam ediyor. Bir de bazen gece uyandığında ağlaman olmasa da uykuna kaldığın yerden devam etsen süper olur. Çünkü zombi gibi gezmek bazen hakikaten dayanılmaz oluyor, her ne kadar 1 gülüşünle tüm yorgunluğum gitse de...Gündüz uykuların da belirgin şekilde azaldı. Öyle memnunum ki bu duruma seni daha fazla uyanık görebiliyorum, daha fazla konuşabiliyoruz diye. Ama kucağa fena alıştığın için, uyanık olduğun zamanın çoğunu kucağımda geçiriyorsun. Dolayısıyla belim, boynum, sol kolum, bileklerim çok ağrıyor. Alınma ama 6 kg'yu geçtin miniğim, eh ben de miniğim! Sen huzurlu büyüyesin diye ben ağlayarak erkenden çökmeyim de ;))

Gündüzleri genelde şöyle; sabah biriciğim baban gittikten sonra 8-8.30 gibi "günaydııııın" diyerek kocaman sarılmalar birbirimize. Bol öpücükler, bol süt kokusu eşliğinde :) Sonra yatağımıza alıyorum seni, jimnastikler, konuşmalar, oyunlar, sonra alt değiştirme, beslenme falan 1-1.5 saat sonra uyku. Uyku en fazla 45 dakika. Sonra yine uyanma ve bana mutfakta eşlik etme. Sonra babanı karşılama ve öğlen yemeğimiz. Babayla sohbet, keyif ve o gittikten sonra yine bir uyku.  Bu kısacık uyku aralarında bir çığlık, annenin elinde ne var ne yoksa atıp koşa koşa odaya gitmesi ve uyuyan bir melek (!) Çıt yok! Eeee nerden geldi o bebek sesi? Yarım saat sonra yine uyanma, anneye öğleden sonrasında kahve molasında eşlik, konuşmalar, bir sohbet bir muhabbet...Akşam yemeği hazırlıkları. Sonra yemek öncesi son bir uyku; yarım saat-45 dakika arası. Yine mi çığlık uyku arasında? Koştur koştur, tık yok!  Uzaktan izle, hafiften gözlerini aralayan ama kısık kısık uykuda gülen bir melek! Güler misin kızar mısın :) Akşam birlikte yemek, çünkü ayrılamayız biz. Birlikte televizyon, çünkü içerde neler olup bitiyor merak ederiz biz. Belki bir ara şekerleme, o da illa ki kucakta olacak. Çünkü yapışık ikizleriz biz. Sonra saat 10 olmuş, banyo vakti, sonra uyku vakti. E tabi acır da hemen uyursan ve babanla bize 1 saatçik yalnız kalma imkanı lütfedersen :)

Bazen beni denediğinin farkındayım ;)
Hayatımda hiç zamanın bu kadar hızlı aktığı, yavaş geçmesi için de bu kadar dua ettiğim bir an olmamıştı. Sen benim günün 24 saatini an an değerlendirdiğim ibadetim, bana her hayran bakışını hafızama kaydettiğim yaşama sebebimsin...


BUNLARI OKUMAK İSTEYEBİLİRSİN

6 YORUM

  1. Vay beee... Meleklerimiz birbirlerinden ne kadar farklı görünseler de, "en zeki benim yavrum", "en güzel o güler", "erkenden iletişim kurmayı öğrendi" vb cümleleri kurmamıza sebep olsalar da aslında aynılarmış :D
    Gülbilge'nin 3 aylık halini anlatmışsın. Elini, ayağını keşfetme, gülücükler, anneye olan delice bağlılığı, uykusu...
    Bazen bundan 25 sene sonrasını düşünüyorum. Ben emekli olmuş olacağım; kendimi hayal etmek kolay ama ya Gülbilge?! 25 yaşında genç bir kadın olacak :S
    Lütfen zaman bu kadar çabuk geçmesin. Bu kadar çabuk değil. Ayyyy :S :S
    Sizi seviyorum!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Di mi Zeynep, hiç zaman geçmesin! Daha dün onu kucağıma aldım, haftaya doğum sonrası iznim bitiyor ve süt iznim başlıyor. Hiç birşey anlayamadan büyüyecek ve bir anını kaçırıcam diye korkuyorum :S

      Kuzucuklarımızın ortak noktası kanatsız melekler olmaları. Seni de meleğini de çok öpüyorum:*

      Sil
  2. Kuzucum , işte söylediklerimizi bir bir yaşıyorsun. Hep derdik keşke küçük kalsanız diye. Kızardınız. Sizi çok sevdiğimizden, sizden ayrılmak istemediğimizden, içimizdeki korkudan, birgün bizden ayrılacaksınız korkusundan hiç büyümenizi istemezdik. Ama zaman akıyordu.
    İşte şimdi sen bu endişeye kapıldın bile. İnsan hem geleceği görmek için hayaller kuruyor, hemde yavrusundan kopmamak için zaman dursun istiyor.
    Ama çok tatlı ve meşakkatlidir evlat büyütmek. Allah size gayret versin, çok özel ve güzel günleri yaşıyorsunuz. Tadını ve zevkini çıkarın bu günlerin.
    Baban.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet babam, şimdi ondan ayrılmayı düşünemiyorum bile.

      Bazen desek de büyüse de şöyle yapsak böyle yapsak diye hemen vazgeçiyoruz. Keşke hiç büyümese hep böyle kalsa, bugünler uzasa, zaman dursa diyoruz...

      Sil
  3. Canım kızım zaman nasıl geçiyor anlamıyorsun, ben de senin gibi derdim ardıma dönüp baktıgımda. Oğlum otuz iki yaşına gelmiş baba bile olmuş. nasıl geçtiğini anlamadık zamanın, bu güzel günlerinizin tadını doyasıya çıkarın canlarım Allahım sizleri tüm kötülüklerden korusun annen-baban

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amin anne :) Muratla da düşünüyoruz, daha dün tanıştık; bugün dünyalar tatlısı bebeğimiz oldu. Güzelliklerle geçtikten sonra zamanın sevdiklerimizle birlikte akışını izlemek de güzel...

      Sil

Translate

İLETİŞİM

Ad

E-posta *

Mesaj *