AŞK Çocuğuyum Ben!

Bal böceğim,

Sana çok güzel bir hikaye anlatayım.


Yıllaaar yıllar evvel İzmir'de bir adam varmış.
Çok yakışıklı, çok çalışkan, çok efendi, adam gibi adammış. Hem arkadaş canlısı, hem öğretmenlerinin gözdesi, hem ailesinin gözbebeğiymiş. Asker olmak, göklerde uçmak hayaliyle üniversiteyi İstanbul'da Hava Harp Okulu'nda okumuş. Pilot bir teğmen olup İzmir'e uçuş eğitimine gelmiş.

Bir de bir kadın varmış, yine İzmir'de. Pembe pembe yanakları, sarı saçları, hanım hanımcık hareketleriyle herkesi kendine hayran bırakırmış. Ne kadar sıcak da olsa bir o kadar mesafeliymiş. Öyle yetiştirilmiş çünkü. Kimselere bakmaz, kimseleri görmez, tek arzusu okumak ve okumakmış. Çok da yetenekliymiş. Ama maalesef günün şartları ve ülkenin zorlu günler yaşaması nedeni ile okumasını bir noktada durdurmak zorunda kalmış. Evlenme yaşı gelip de bir sürü kişi karşısına çıkmaya başlayınca, ki o zamanlar öyleymiş birliktelikler, cevabı netmiş: Hayır! Kimseleri istemez, kimseleri beğenmez, evliliği hiç düşünmezmiş.

Bir gün bu yakışıklı adamın annesi bu kızı görmüş bir yerde. Kadın öyle güzel, öyle alımlı, öyle kibarmış ki adamın annesi hayran kalmış. "Ahhh" diye iç çekmiş, "keşke bu benim kızım olsa"...Öyle içi gitmiş ki kıza,  sormuş soruşturmuş, düşünmüş taşınmış, kocası ve oğlu ile konuşmuş ve haber göndermiş bir gün kızın annesine. "Biz size gelmek ve tanışmak istiyoruz, hayırlı bir iş için"

Güzel kızın annesi önce kocasına sormuş, kocası da onay verince buyur etmişler. Kızı düşünmüş: "ben asker istemem, ben aslında evlenmek istemem". Ama söz önce büyüklerinmiş, bir tanışmak gerekirmiş. İki aile o akşam bir araya geldiklerinde bir sohbet bir muhabbet emişler ki, kız korkmuş, oğlan heyecanlanmış. Öyle anlaşmış ki aileler, kızın annesi babası rahatlamış. Ama yine de söz hakkı tanınmış kıza. Kader bu ya, önceden "asla" diyen kız, sorunca hayır diyememiş. 

Gel zaman git zaman, çok güzel bir tanışma ve söz faslı, ardından yaklaşık 1 sene süren nişanlılık evresi sonunda masalsı bir düğünle evlenmişler. Birbirlerine sözler vermişler: İyi günde, kötü günde, hastalıkta, sağlıkta, bir ömür aynı yastığa baş koymaya "evet" demişler. 

Bundan tam 30 yıl önce, 29 Ocak günü evlenmiş ANNEANNEN ile DEDEN. Görücülerle başlayan tanışma hikayesi günler, aylar, yıllar geçtikçe sevgiyle pekişmiş. Hem zorlu hem keyifli nice güzel günler görmüşler birlikte ve 2 çocuklarıyla.

İşte kurabiyem, ben aşkı ilk kez anneannen ile dedenden öğrendim. Kendimi bildiğimden beri gözlerimin önünde kocaman bir sevgiye tanık oldum. Bitmek tükenmek bilmeyen bir sabrı, hoşgörüyü, anlayışı, fedakarlığı, saygıyı gördüm. Karısı her ağladığında, onun her duygusallığında ve hüznünde ondan daha çok içi kanayan bir adam; kocası her üzüldüğünde onun gözlerinin içine bakarak, her nefesini dinleyerek içten içe yanan bir kadın gördüm. Kocasını mutlu etmek için hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan bir kadın, karısını gülümsetmek için "önce sen" diyerek dünyaları ayaklarının altına seren bir adam gördüm. 30 yıldır her sabah ondan önce kalkıp kahvaltısını hazırlayan, gülerek işe uğurlayan, kızgınsa/hastaysa bile gülerek, öperek elinde terlikleriyle kapıda karşılayan; eve geliş zamanından önce her işini bitiren, evde yoksa mutlaka o saatten önce evde olan, sofrayı kuran, onun sevdiği yemekleri yapan, yemekten sonra kahvesini, çayını sunan ve yatana kadar hizmet etmekten 1 kez bile gocunmayan; ve her gün ama her gün aynı düzene uymaktan yorulmayan; bir derdi sıkıntısı varsa yemeğini bitirip kahve faslını bekleyen, hastaysa bile o sormadan söylemeyen, kocası gerginse susan, bekleyen, kızdıysa ona gidip için için ağlayan ve tek kelime etmeyen, idare eden, hiç bir şey gizleyemeyen, ondan saklı hiç bir sır tutmayan, 1 kez olsun saygısızlık yapmayan, mutlu etmek için deli divane olan, hakkını asla yemeyen, sevgisi çok büyük, saygısı daha da büyük kocaman yürekli bir melek kadın gördüm. Ve aynı zamanda karısının bunca yaptığı, yapmak isteyip de yapamadığı bütün fedakarlıkları gören; görmese de hisseden, anlayan, "ben ne yapsam da onun hakkını ödeyemem bu hayatta" diye her fırsatta şükranlarını sunan; bunca yıldır tek bir özel anlarını unutmayan, hem romantik, hem cömert, hem duygulu, hem hassas, hem eğlenceli, hem komik olan; en yorgun anlarında bile onun için en güçlü, en hasta anlarında bile onun için sağlam duran; onu çiçeklere hediyelere boğan; kahkahaları için dünyaları önüne seren ve mutlu olabilmesi için elinden gelen herşeyin, onun istediği herşeyin en iyisini yapmaya çalışan; onu üzdüğünde o affetse de kendini hiç affetmeyen, hastaysa yanından ayrılmayan, yüzü gülmeyen, hayatı duran, yaşamayı unutan; hala aşık, hala sevgi dolu bakan kocaman yürekli bir adam gördüm.


En güzeli de, ben 30 yılın sonunda bile hala EL ELE YÜRÜYEN sevgililer gördüm.

Ben ne kadar şanslıyım ki AİLE olmayı, SEVGİLİ olmayı, SEVGİ'yi onlardan öğrendim. Ne mutlu bana ki onların çocuğuyum, ne mutlu sana ki böyle sevgi dolu bir çiftin torunusun. Dilerim benim tanık olduğum bu sonsuz birlikteliği sen de gün ve gün anlamaya başlayacaksın. Yaşın kaç olursa olsun sen de hala benim yaptığım gibi onların arkasından tutuşan ellerine bakıp hayranlıkla seyredeceksin...
Google+ ile Paylaş

Hakkında Canan Canal

    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

7 yorum:

  1. Çok şanslısın! ÇOK!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Zeynepçim, evet gerçekten öyleyim. Keşke herkes, hatta en çok da kuzucuklarımız en az benim kadar şanslı olabilse!

      Sil
  2. Canım Kuzum, birtanem, nurtanem;
    Bu satırlarınla aslında anlatarak kitaplara sığmayacak 30 yıllık evliliğimizi kısaca çok güzel özetledin. Annenle karşılıklı saygımız, birbirimize olan sevgimizi yüceltti. 30 yıllık evliliğimizin en güzel meyveleri sen ve kardeşin oldunuz. Ben Aşkımın hakkını asla ödeyemem, o beni ayakta tutan en yüce insandır. 30 yıldır birbirimize olan sevgimiz hep arttı, artmasının sebebi birbirimizi dinlemesini bildik. Kırıldığımız günler olmadı mı oldu ama tamamı ailemiz dışında gelişen olaylardı. Ama sıcacık yuvamızda her zaman huzur buldum. Her gün üzülerek evden işe, huzurla işten eve geldim. Bana sımsıcak sevgisini sunan yüce kadın annenize kavuşmak her gün benim mutluluğum oldu. Üzüldüğümüz günlerimizde birbirimize destek olduk, kırgınlıklarda hep ön alan olmaya çalıştım ki, sevgimize gölge düşmesin diye.
    Seni ve kardeşini hep bu sevgi yumağında büyütmeye çalıştık.
    Çok mutluyum ki annen gibi bir eş ile karşılaştığım için Allahıma şükürler olsun.
    Sizler bu yıllarımıza şahitlik ettiniz. Sizlerinde yuvanızda nice 30 lu, 50 li, 100 lü yılları birlikte mutluluk içinde geçirmeniz için duacıyım.
    Annenizi çok seven, siz yavrularımı sevgiden içine sokmak isteyen Babanız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım babam! Sayfalarca anlatmaya çalışsam yine de sığmaz anlatmak istediklerim, eksik kalır, yeterince kelime bulamam. Bir çocuk için en ama en önemli şeymiş yuvada sevgi, huzur ve mutluluk. Çünkü hem kendi kişiliğini hem de diğer kişilere davranışlarını etkiliyormuş. Ben böyle bir yumak içinde büyüdüğüm için çok şanslı ve mutluyum. Sizi örnek alıyorum, öyle sevgimi sunuyorum. Umarım bizim de mutluluğumuz her gün sizlerinki gibi katlanarak artar ve Demir'e de kendini şanslı hissettirebiliriz...Sevginiz ve mutluluğunuz sonsuz olsun!

      Sil
  3. Canımın,yüreğimin parçaları;sanırım ben büyüklerimin çok duasını aldım, çok şanslıyım ki allah bana babanı ve sizleri verdi,sayende muratımızı hediye etti,evlatlarımız üç oldu.Şimdi de DEMİRimiz...ömrünüz,yuvanız;, sağlıklı, huzurlu, mutlu şansınız açık ve bol olsun.Sizin de senin bizi övdüğün gibi öven evlatlarınız olsun.Sizleri büyütürken cahillikten ya da endişeden dolayı üzmüş,sıkmış olabiliriz.Bizleri bağışlayın;anne-babalar çocuklarını koruma duygusuyla aşırıya kaçabiliyor.Sizleri çoook seviyoruz,HANGİ YAŞTA OLURSANIZ OLUN SİZLER BİZİM MİS KOKULU BEBEKLERİMİZSİNİZ...:)Allah sizleri her zaman korusun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler ANNEM...

      Sil
    2. Amin annem. Tüm güzel dilekleriniz ve emekleriniz için çok çok teşekkür ediyoruz. Mutluluğumuz daim olsun :)

      Sil