0-6 AY UYKU DÜZENİ

Ocak 12, 2013

Kuzumun 3. ayını tamamlamaya 1 haftası kalmasına rağmen, hala uykuyu pek sevmemesi, bazen gece bazen gündüz uyku aralarında ağlaması ve uykuya dalışındaki zorluklar sebebiyle biraz araştırma yaptık. Malum minicik bir kuzuya uykuya dalması için koyun da saydıramazsınız :)



Çok yararlı bilgiler var internette. Bunlardan biri de Hamile ve Anne sitesinde.

Bizi ilgilendiren konu, 0-6 yaş uyku düzeni bozuklukları ve çözümü konusuydu. Dikkat çekici bazı noktalara bloğumuzda da yer vermek istiyorum;

* Bebeklerimizin aylara göre gece ve gündüz uyumaları gereken ortalama süreler varmış. Uyku saatleri her ikisinin ortalama toplam değerinin altında kalıyorsa, hırçın ve huysuz olup ağlarlarmış. Bunun için bir tablo da vermişler:
6. aydan sonra "gece uykusu" süresi "kesintisiz uyku süresi" olmalıymış. 

* Uykuya geçiş durumu çok önemli ve çoğu anne-baba için işkenceye dönüşebiliyor. Birkaç püf nokta sayesinde uykuya geçiş daha kolay hale gelebiliyor ve uyku düzeni oluşturulabiliyormuş:

1. SES: Bebekler anne karnında 80 desibele eşit seste yaşadıkları için çıt çıkmayan evde iyi uyuyamazlarmış. Elektrik süpürgesi, fön makinesi gibi aletler bu seviyede ses çıkardıklarından birçok insan bebeklerini bunları kullanarak ya da uzmanların önerdiği müziklerden ve oyuncaklardan yararlanarak sakinleştiriyor. Ancak bu aletlerin uzun süreli kullanımları hem ekonomik olmaz hem de bebeğimizin kulağına zarar verebilir diye biz müziği tercih ettik. Daha önceki bir yazımda bahsettiğim gibi Buziki Orhan'ın Kolik CD'sinden yararlandık biz. Çünkü şşşşş demekten ve şarkı uydurup söylemekten insanın dili damağı kuruyor. Bu albümün en önemli özelliği de 80 desibelde kaydedilmiş olması. Gerçekten Demir'i hem rahatlatıyor, hem de uykuya dalışını kolaylaştırıyor. İçinde "bebeğiniz ağlamasın" da var, "bebeğiniz uyusun" da, "bebeğiniz rahatlasın" şarkısının yanında bizler için "siz de rahatlayın" var ;) (gerçekten de buna ihtiyaç var!) Bu müzikleri çalmaya başladığımızda dış ortam sesleri bastırıldığı için sanırım kendini daha güvende hissedip teslim oluyor miniğim. Bir süre sonra hipnoz oluyor resmen, tabii bizim de kafamız bir ton oluyor sabah-öğle-akşam kolik dinlemekten :) Bebeklerin kulakları çok hassas olurmuş. Gerçekten de en küçük seslerden bile irkilebiliyorlar. Sonra uğraş dur yine uykuya geçişi için, bir de uyuyamazlarsa iyice huysuzlaşıyorlar. Ani iniş çıkış içeren müziklerden çok rahatlatıcı seslere ihtiyaç duyuyorlar. 


2. IŞIK: "Gündüz gündüz gibi, gece gece gibi uyumalı" sözüne ne kadar sadık kalınırsa gece-gündüz ayrımı o kadar çabuk öğretiliyor. Yani ne gece çok ışıklı ortamda yatırılmalı, ne de gündüz çok karanlıkta uyutulmalı. Ben gündüzleri de yatağında yatırmayı tercih ediyorum ana kucağı yerine, çünkü hem daha az irkiliyor uykusunda dış uyaranlar sayesinde, hem de omurga gelişimi için düz yatağı daha uygun buluyorum. Ama odayı çok karartmıyorum. Gece ise onun yüzüne vurmayan bizim başucumuzda duran küçük Led lambalar aydınlatıyor o uyuyana kadar odamızı. Gece de emzirmek için kalktığımda sadece bunları yakıyorum ve minimum ses çıkarıyorum ki uyarıcı olmayım.


3. SICAKLIK: Bebeklerin çok sıcağı sevmediği söylenir. Demir de üzerinde battaniye tutmayan bir bebek. Eldivenleri sevmiyor; elinde olsa çorapları da atar üzerinden. Onu çok kalın giydirmek yerine 2 kat ince giydirmeyi tercih ediyoruz. Üzeri inceyse 2 ince battaniye kullanıp üzerini çok açmaması için uçlarını destek yastığına ve yatağın kenarlarına sıkıştırıyoruz (Burada bir püf nokta: asla battaniyeyi boğazına kadar örtmüyoruz. Seviyemiz koltuk altı. Çünkü elleri-kolları hareket ettikçe farkında olmadan bir bakıyoruz ki başından yukarıya çekmiş battaniyeyi!) Fazla sıkı olmayan kundak da öneriliyor hem kendini güvende hissetmesi hem de sıcak tutması için, ama bizimki kundağı da kabul etmiyor. Sıkıntılı çocuğum! Bazen uyku tulumlarımız işe yarıyor, böylece üstü açılmamış oluyor. El ve ayakları bebeklerin vücut ısılarını düzenleyen klimalar olduğundan bunlardan ısı kontrolü yapılmamalıymış ki vücut ısılarını düzenleyebilsinler. Ben gece ve gündüz ısı kontrolünü yanaklarından, göğsünden veya bacaklarından yapmayı tercih ediyorum. Serinse, 1 kat fazladan battaniye ya da yelek yetiyor. Banyo yaparken oda sıcaklığını 24 derece civarında tutsak da uyku sırasında 18-22 derece yeterli oluyormuş.


4. YATAK: Bebek yataklarının sert olması gerektiği söylenir. Biz de "Moje viscolex" yatak seçtik oyun parkının beşiğine. Yastık tabii ki kullanmıyoruz ancak özellikle geceleri emzirdikten sonra gaz çıksa da çıkmasa da hemen yatırmak zorunda kaldığım için yatağına kustuğuna, hatta bazen genzine kaçtığı için öksürdüğüne şahit oluyorum. Korkudan yataktan uçarak yanında alıyorum soluğu :( Bu sebeple yatağın baş ucunun altına katlı battaniye koyup yatağa meyil verdik biz. Her yatırışta bir sağ-bir sol yanağına yatırmak üzere Demiri çeviriyoruz ama meyil hep sabit. Bu şekilde kussa bile genzine kaçmadığı için uykusu da bölünmüyor.


5. UYKU RUTİNİ: "Bed time routine" diye geçiyor yabancılarda ve çok önemli bir konu. 2 yaşına kadar bebekler şu şekilde düşünürlermiş: "ben rahatsızım, annem uykun geldi diyor, emiyorum, sallanıyorum, uyuyorum ve rahatlıyorum". Yani kısaca bağlantılı olayları, bir şeyin arkasından başka bir şeyin geldiğini öğretmek gerekiyor. "Küçücük bebek öğrenir mi?" demeyin, öyle hızlı öğreniyorlar ki...Normal olan 0-6 ay arası 5-10 dakika süren 1-2 aktivite, 6 aydan sonra 15-20 dakika süren 2-3 aktivite bu düzeni oluşturmak için yeterliymiş. Biz bu aktiviteleri gündüz emzirme ve müzik eşliğinde kolda 5-10 dak. kadar sallama şeklinde oluşturmuş bulunmaktayız. Gece de banyo ve masaj-emzirme-sallama olarak 3 aktivite sıramız var. Özellikle banyonun etkisi çok ama çok fazla. Banyo sırasında çok keyifli ama kelebek gibi çırpındığı için epey yoruluyor. Hem sıcaklıkla, hem de ardından yağ ve sütlerle yaptığımız masajla rahatlıyor, gevşiyor (Banyo konusunu ileride detaylı bir şekilde anlatacağım). Ama diyelim uyutma sırasında yere birşey düşürdüm, ya da telefon/kapı çaldı, ya da evde herhangi bir gürültü var; işte o zaman uykuya dalmak zor olduğundan ya da uykuyu tam almadan uyandığından huysuzluğu başlıyor...Ve diyorlar ki 45 dakika altındaki uyku felaket uykusuymuş. O sürenin altında uyursa çocuk çok huysuz olurmuş. Çok doğru. Zaten 45. dakikadan sonra en küçük seslerde uyanıyor. Bizzat yaşıyorum ve görüyorum, o süreden fazla uyursa bakışı ve günün ilerleyen saatlerindeki huzuru bambaşka oluyor.


6. YALNIZ BIRAKMAMA: 6. aya kadar bebeklerin odada yalnız bırakılmaması öneriliyor. Her ağladığında müdahale etmek ve istediğini vermek çok önemliymiş. Çünkü çok küçükken "ağlatarak öğretmek" bebek-anne ilişkisini zedelermiş. Onlara güven vermek, her ihtiyaçları olduğunda yanlarında olmak ve çok ilgi göstermek büyüdüklerinde kendi kendilerine yeten bireyler olmalarını sağlarmış. Yani çok ağlatmamak gerekiyor. Biz örneğin Demirle bildiğiniz yapışık ikizler gibi geziyoruz evde, ben nereye o oraya. Yalnız kalmayı, ilgisizliği sevmiyor. Yattığında bile ancak tamamen uykuya daldıysa ağlamıyor. Yoksa  çevresinde birini göremezse öyle ağlıyor ki muhtemelen komşularımız etlerini koparıyoruz zannediyorlardır :)


7. TUTARLI OLMA: Belki de en önemlisi. Uzmanlar diyor ki "tutarlı olun, düzeniniz varsa hep o düzende gidin". İşte biz de bunu yapmaya çalışıyoruz. Tabii ki bu düzen arada bir bozuluyor ama tekrar o düzene oturtmaya çalışıyorum. 6. aydan sonra daha da zor oluyormuş. Örneğin sallamak bizim için aktivite ama giderek ağırlaştığından bu düzeni isteyerek bozmamız ve sallama olayını unutturmamız gerekecek. Bunun için de direk sallamadan yatağa koyarak ağlamasındansa sallamayı aşamalı olarak kesmek gerekiyormuş: 1 dak. salla, 3 sn. dur, 1 dak. salla, 25 sn. dur, 1 dak. salla, 45 sn. dur...gibi. Emeklemek, yürümek gibi fiziksel gelişimler de bu rutini bozarlarmış. Her ne şekilde bozulursa bozulsun, tutarlı olup tekrar bir düzen oluşturulursa daha sonraki yaşlarında da bir düzeni olurmuş.

* Yani özetle neymiş, "amaaaan canım alt tarafı bir uyku, abartma" denmemeliymiş. Meleklerimiz sağlıklı uykularını aldığı müddetçe sağlıklı, huzurlu ve mutlu olacağından uyku konusu yeterince önemsenmeliymiş. Biz yetişkinlerin bile ruh hali uyku durumumuza çok bağlıysa bebekler de pek tabiiki uykusuzluktan etkilenirmiş. Ve demek ki neymiş, tüm bunlar emek istermiş, sabır istermiş, en çok da sevgi istermiş...

Uykuda pıtırcığım :)



BUNLARI OKUMAK İSTEYEBİLİRSİN

0 YORUM

Translate

İLETİŞİM

Ad

E-posta *

Mesaj *