6 HAFTALIK MELEK GÜLER Mİ :)

Aralık 04, 2012

Nihayet 40 ımızı çıkardık, ya da uçurduk ;)
Yani lohusalığımızın sonuna geldik. Yumurtalarımızı topladık, şekerlerimizi yedik, pudraları süründük, hediyelerimizi aldık

Allah'ın bana en güzel hediyesi
Diğer bir deyişle taze bir annenin en vahim, en korkulan, en bunaldığı, en "aaa yeter ama" dediği dönem sona erdi...Buna tüm yakınlarım "oh, nihayet atlattı" diye baksa da inanın kimse benim kadar sevinemez ve rahatlayamaz. Artık rahatım. Neden? Soranlara hemen söyleyim;

* Kendime gayet iyi baktım, baksam da nezle de oldum, ama gayet iyiyim. Demire tabiki bulaştırdım, iç içeyiz biz. Ama o sadece geniz doluluğuyla atlattı. Doktora da gittik. İlaç bile kullanmadan çabuk toparladık ikimiz de. Tuzlu suyun yani deniz suyunun ve bebekler için olan Otribebenin aspiratörünün mucizevi etkisiyle de tanıştık.Ve doktorun dediği gibi sütteki antikorlar Demirin daha çabuk toparlanmasına sebep oldu. Sütün en büyük faydası.


* Demirin doktor kontrollerine aksatmadan devam ediyoruz. Göz doktoruna geçen hafta gittik, maşallah herhangi bir sorun yok. Ben de lohusalığın bitiminde kendi doktoruma göründüm, doğum sonrası ilk kontrol. Ultrason muayenesi. Rahimin toparlanması, boyutları, kanama olup olmadığı, kist olup olmadığı, kısaca içerde ne var ne yok görüntülendi. Bundan sonrası için de egzersiz: bisiklet ve yürüyüş verildi (6 ay mekik çekmek yok). Artık Elevit kullanmayacağım, tiroid ilacına devam. Beslenmeme dikkat edeceğim, şu an 55 kiloya düştüm, kalan 6 kiloluk fazlalığım için de acele etmeyeceğim.

* Demir 20 günlükken gezmeye başladık ve devam ediyoruz. Hem arkadaş ziyaretleri, hem alışverişe birlikte gidiyoruz. Soğuk ama kendimizi iyi koruduktan sonra eve kapanmanın anlamı yok.

* Anne ve babası olarak bebeğimize gayet iyi baktığımızı düşünüyorum. Her gün yeni birşeyler öğreniyoruz, her gün birbirimizi daha iyi tanıyoruz. Hele 24 saat birlikte olduğumuz için hiç kimsenin annesi kadar bebeğinin dilini anladığını sanmıyorum. Anne için baba için bebekleri candır, onların parçalarıdır, nefesleridir. Emin olun onlar herşeyin en iyisini en ayrıntısıyla ölçüp tartıyorlar, ihtiyaç duyduklarında büyüklerinin tecrübelerinden ve istediklerinde yazılı ve görsel kaynaklardan da yararlanıp melekleri için ellerinden gelenin en iyisini yapıyorlar, lütfen rahat olun, çünkü biz rahatız.

Peki ne oluyor ilk 40 gün bitince?

Önce şunu söyleyim ki, 41. gün hiçbirşey olmuyor. "Sanki bir dönüm noktasıydı, bebeğim 180 derece değişti" diyenlere tabi teşekkür ederim, sayelerinde şafak sayar gibi gün sayarak bitirdim lohusalığı. Günler daha çabuk geçti. Ama aynı zamandı "sizi şakacılar" diyorum kibar bir tabirle ;) Çünkü değişen hiçbirşey yok. Haa değişen 1 şey oldu, 41. gün Demir her zamankinden daha çok huzursuz bir ağlamayla tüm günümüzü yedi bitirdi. Günün sonunda Murat koltukta beni bir başıma "yoruldum yaaa" diye ağlarken buldu!

Şimdi, "40 gün hikaye, 4. aya kadar hiç bir değişiklik bekleme" diyenler de var, "6.ay dönüm noktası" diyenler de, "bunlar daha iyi günler, ayaklanmaya başlasın asıl o zaman çok zor" diyenler de...Anlaşılan herkes bir önceki zamanını arıyor, ama kimse de "keşke çocuğum olmasaydı" demiyor :) Geri gide gide anladım ki en huzurlu, en sorunsuz ve herkesin hemfikir olarak en rahat olduklarını söylediği zaman "biran önce bitsin" dedikleri hamilelikmiş meğer...Ama en mutlu an da "şu an"mış, yaşadığımız o an...

Aslında, çok şükür ki, devamlı gün saymama gerek duyacağım kadar huzursuz değilim. Cümlenin başında kocaman bir çok şükür diyerek; gazımızı rahatlıkla çıkarabildiğimizi hem de hiiiç çekinmeden herkesin önünde büyük adamlar gibi pat pat ve gaaaak diye, büyük ve küçük tuvaletlerimizi utanıp sıkılmadan yapabildiğimizi, karnımız acıktığında nerdeyiz, kim var kim yok demeden hele de geceleri 3-4 defa ıngaaaa diye çığlık atıp en az 15 dakika cok cok cok emebildiğimizi, cümlenin sonuna yine kocaman bir maşallah kondurup söyleyebilirim. "E canan daha ne istiyorsunuz" diye soranlara söyleyim; isteğim biraz daha uyku, hani belki gece 2 defa uyanabilmek...Bunun yanısıra gündüzleri kucağımda durmadan da sakince yatabilmesi, ki ben de biraz iş yapabileyim, ama kokumuz olmadan asla malesef...Mesela daha az da kusabilir, tek 1 kıyafetle 1 günümü tamamlasam mesela...Bir de sebepsiz ağlamasa...Susturmak için tek silahım var; emzirmek. Ve evet, malesef o bu silahı çok iyi biliyor ve kendi çıkarı için de sonuna kadar kullanıyor.

Meleğim
Bunlar dışında Demir artık "guuu, auuu" sesleri çıkarmaya başladı. Dünyanın en mutluluk veren sesleri. Ayrıca dönüm noktası, sadece uykusunda değil, bilinçli olarak da gülümsemeye başladı. Öyle güzel gülüyor ki dünyalara bedel...Her sabah kalkıp altımızı konuşarak değiştiriyoruz, sonra da egzersiz. Esnetme hareketlerini çok seviyor, bir de bu zamanlar onunla yaptığım sohbetleri. Gündüz bol bol müzik dinliyoruz, bazen klasik müzik, bazen Joy FM, bazen babasının bulduğu Buziki Orhan'ın "kolik" cd sinden bebekler için anne karnındaki sesleri taklit eden müthiş albümü, bazen de telefona indirdiğimiz bebek şarkılarını; Sleepy Sounds, Baby Relax...


Müziğin bebekler üzerinde müthiş bir gücü var. Hiçbir müzik, şarkı olmasa da her gün miniğime o muhteşem (!) sesimle şarkı söylüyorum, şarkı bulamasam onunla konuşmalarımı melodik bir şekilde ya da yabancıların Motherese dedikleri "annece" diliyle yapıyorum ve bu Demirin çok hoşuna gidiyor.


Bu konuşmanın bebeklerin beyin gelişimine de çok etkisi olduğu kanıtlanmış. E boşuna bir dil üretmemiş anneler :)


Müzik dışında bir de okumalarmız var. Yine telefona indirdiğimiz BabyCenter ın uygulamalarından My Baby...Hamilelik dönemindeki My Pregnancy Today den sonra bebeğimin gelişimini gün gün, hafta hafta takip ettiğim müthiş bir uygulama daha. O kadar doğru çıkıyor ve paralel gidiyor ki Demirle yaşadıklarımızla, başka bir kitaptan takip etmeye gerek bile kalmıyor. Ama isteyenler bebek.com sitesinden de yararlanabilirler, çok yararlı bilgiler var. 






BUNLARI OKUMAK İSTEYEBİLİRSİN

0 YORUM

Translate

İLETİŞİM

Ad

E-posta *

Mesaj *