MELEĞİMLE DOĞUM SONRASI İLK GÜNLERİMİZ

Kasım 11, 2012

Minik prensim ile 3. haftamızı tamamladık. Demirim sanıyoruz ki bize, evine, yatağına, ana kucağına, hele ki baba kucağına epey alıştı. 3 günlük (zorlu bir topuk kanı alımı), 1 haftalık (genel kontrol) ve 15 günlük (boy, kilo ölçümü) doktor kontrollerimizi atlattık. Bu kontrollerde yapılanlar şöyleymiş;



Başta doğduğu gün hastanede Hepatit B aşısı yapıp K vitamini verdiler.
Hepatitin 2.dozu 1.ayın sonunda yapılacakmış, yani haftaya. 1. ayın sonunda aynı zamanda kalça çıkığı kontrolü ve göz kontrolümüz var. İşitme testini 10 günü doldurunca yapıyorlarmış, biz 15. günde yaptırdık. (Burada bir not düşeyim, işitme testini yaptıracağınız hastaneden randevu alırken mutlaka ücretini sorun. Doğumun olduğu hastanede yaptırmazsanız siz de bizim gibi bir anda şak diye 130 TL ödemek zorunda kalabilirsiniz. Normalde kılı kırk yaran bir çift olsak da, Demir aklımızı başından aldığı için sorgu sual etmeden yapılan testin faturası bu. "Amaaan boşver, testi geçti ya, parayı düşünmeyelim diye kendimizi avuttuk)  

Çok şükür ki, her şey yolunda şimdilik. En çok endişe ettiğim "acaba sütüm yeterli mi, besliyebiliyor muyum" korkusu kilo alışıyla birlikte bir hayli azaldı. Ama bununla birlikte aslında çok normal olan sadece biz ilk defa gördüğümüz için panik yaptığımız cilt sorunları başladı. Şöyle ki;

Doğduğunda bebeğimin burnunun ucunda küçücük beyaz birsürü noktacık vardı. Sorduk, "milia" dedi doktor. 2 hafta içinde hiçbirşey yapmadan geçti.

İlk günlerde tüm vücudunda çıkan beyaz uçlu kırmızı lekeler adaptasyon sürecinin parçası olsa gerek ki 1 hafta sonunda kayboldu. Doktor bunu "toksik eritem, geçer" şeklinde açıkladı :)

O da geçince yüzünde (yanaklarında, kulaklarına kadar) büyüklerimizin "kilo sivilceleri" dediği bir sürü sivilce çıktı ve hala duruyor. Doktor bunu da önemsemedi. "Öpmeyin, tabi durabilirseniz" dedi. Büyüklerimiz de "bunların hepsi kilo olucak, ellemeyin" dedi. Tabi "zeytinyağı sürün", "yağ olmaz anne sütü sürün", "süt yağlı, olmaz, hiç birşey yapmayın" yorumlarından sonra...Bizse deneme yaptık :) bir yanağına süt sürdük, diğerini havadar bıraktık ve sonuç olarak herhangi bir yağ, süt ya da krem sürmeden sabunla giderek kuruduğunu gördük.

Cilt sorunlarının dışında ilk günler sanıyoruz ki pipisinden çok az kan geldi. Yeni doğanlarda olurmuş. Biz panik yaptık tabi başta ama gerçekten 1 hafta içinde kayboldu.

Hafiften bir pişik sorunumuz olur gibi oldu, ama onu da atlattık. Sebamed'in pişik kremi çok iyi geldi. Ama başlıca pişik önleyicimiz saf Ege sızma zeytinyağı :)

Eve geldiğimiz günden itibaren her gün banyosunu yaptırdık. Göbeği 8. gün düştü ama banyosu için bunu beklemedik. Göbeğini şuan dolabında saklıyoruz. Nereye gömeriz bilmiyorum ama benim göbeğim bir okulun bahçesine gömüldüğünden olsa gerek oku oku bitiremediğimden kuzumun göbeğini okula gömmeyiz diye düşünüyorum :) İlk banyosu benim için felaketti,  o ağladı, ben ağladım, telef oldum hatta :( Şimdi ikimiz de alıştık. Ağlamadan zevk alarak yıkanıyoruz, hemen ardından masajla da mest oluyoruz :)


Birbirimize alışmak ise en güzeli. Artık "acıktım" ağlamasıyla "altıma yaptım" ağlamasını az çok ayırt etmeye başladık, o da biz de daha az zaman kaybetmiş oluyoruz :) Ve ne yaparsak yapalım hep konuşuyoruz. Tüm işlemleri (banyosundan alt değiştirmesine ve yemesine kadar) ona anlatarak yapıyoruz. Bizi tam olarak anlamasa da çoğu zaman dinlediğini gözlerini meşe meşe açması, dudağını büzerek nokta haline getirmesi ve kaşlarını çatmasından anlıyoruz.  En mutlu olduğumuz anlar, onun iştahla emdiği, emdikten sonra daha az kustuğu, çok kaka ve çiş yaptığı, rahat rahat da gaz çıkarabildiği anlar (kim derdi ki "oğlum 'altın' yaptı diye sevineceğimi) :)) Keçileri kaçırmak üzere olduğumuz anlar ise özellikle geceleri, banyosundan hemen sonra mis kokusuyla yatmasına rağmen ilk ağlamasıyla altını açtığımızda sırtına kadar kakaya bulandığı, temizliğe direndikçe iyice bulamaç olduğu, tam o sırada kapak da kapatsak fıskiye misali çişini yaptığı, bir de onu temizlerken kustuğu ve altını ve üstünü eş zamanlı batırdığı ve hemen sonrasında acıkma ağlamasıyla ortalığı inlettiği anlar...Ne kadar kızsak da, "ah be oğlum, Demir naaptın sen!" desek de, bir masum bakışıyla öyle bir içimizi eritiyor ki Muratla ikimiz de bir anda kahkahayı basıyoruz ve kendimizi onu öpüp koklarken buluyoruz...


Lohusalığımın ise 26 gününü geride bıraktık. 40 gün eve tıkalı kalmayı istemediğim için 20. günde 40 uçurduk :) Bunun için de 40 tane okunmuş taşı su dolu bir kaba koyduk. İçine gül ve yapraklarını koyduk, gül gibi koksun diye. Azıcık şeker ve tuz attık, nazarlardan korunsun diye. Bu suyla ve dualar eşliğinde önce kuzumu yıkadık, sonra da ben yıkandım. Daha sonra da attık kendimizi dışarı...

Ben nasıl mıyım?

Uykuyu hiç sevmeyen biri olduğum halde uykunun değerini yeni yeni anlamış, bıraksalar sanki günlerce uyuyacak kadar yorgun, yorgunluktan karşısındakileri anlamada güçlük çekecek kadar beyni sulanmış gibi hisseden, doğumdan itibaren deliksiz uyku nedir tamamen unutan ve bu yüzden gece olsun hiç istemeyen, 2 saatte 1 kalkma periyotlarına alıştığı halde her gece "belki bu gece aralıksız 4 saat uyur" diye umarak dua ederek yatan,  geceleri gözü kapalı işleri halletmeyi öğrenen, özellikle gece sabrının sınırlarının zorlandığı anlarda ağlayıp ağlayıp sonra tıpış tıpış bir büyük kuzusuna bir küçük kuzusuna sarılan, gündüz de pıtırcığımın uyuma aralarına dünyanın işini sığdırmaya çalıştığı için yine uykuya fırsat bulamayan, bedenen olan bu yorgunluğun dışında ruhen hassas, düşünceli, çok şey duyan, gören, susan, bekleyen, sabreden, daha çok tanıyan, umut eden, hayal kuran, hem yeten hem yetemeyen bir anne...

Canımın parçası boncuğum
Ama badem gözlü, fındık burunlu, topitop yanaklı, nokta ağızlı boncuğumun kokusunu içime çektiğimde tüm yorgunlukları bırakmış, içi huzur dolan; hayatının anlamını, nefesinin kaynağını bulan bir anne.....

BUNLARI OKUMAK İSTEYEBİLİRSİN

2 YORUM

  1. Güzel anne!
    Allah sana dayanma gücü versin. Çok zor bir dönemden geçiyorsun. Ev işleri konusunda yardım alsam olmuyor mu? Çünkü senin dinlenmiş olman sütünün kalitesi açısından çok önemli. Demir gündüzleri uyuduğunda ev işi yapmak yerine ayaklarını uzatıp dinlenmelisin. Unutma, kendini ne kadar iyi hissedersen hisset, bedenin zorlu bir ameliyattan henüz çıktı. Ona kendini toparlaması için şans ver.
    Öpüyorum ikinizi de!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım gerçekten zor bir dönemmiş. Meğer hamileliğimde ne kadar rahatmışım :) En başta annemlerin yardımı, sonra da Muratın izin alıp yanımda oluşu olmasa epey bunalırdım. Şimdi Muratla ikimiz dinlene dinlene hallediyoruz. Haftaya o da çalışmaya başlayınca iş başa düşücek :) Ama ne kadar yorulsa da insan, bebeğini kucağına alıp kokladığında hemencecik geçermiymiş tüm yorgunluğu, geçermiş...Gülbilgeyi kokladım seni de öptüm kocaman ;)

      Sil

Translate

İLETİŞİM

Ad

E-posta *

Mesaj *