Kartopuyum ben yuvarlanıyoruuum!

Muratımın deyişiyle artık iyice kartopu olmuşum ben, çığ gibi büyüyorum :(

Yürüyüşüm penguen, ayaklarım puf böreği, ellerim poğaça, karnım KOCAMAN. Hatta o bile 9.ayda bu kadar büyüyeceğini beklemiyormuş! (ne bekliyordu acaba biricik kuzum) Beni her gün görüyor, büyüklüğüme zor alıştı. Ya diğerleri...? Doğuma çok az kalmasına rağmen dışarda gezdiğimi gören herkesin yüzünde korkunç bir ifade görür oldum. Neden korkuyor ki herkes benden de gözlerini aça aça bakıyorlar? Yüzlerine doğuracak değilim ya! İyiyim ben yahu!

Daha minikmişim o zamanlar. Bodrum, 06/2012
Hala (aman çok şükür diyim) kendi işimi kendim görebiliyorum.


Tamam artık ayaklarımı veya tartıyı düz durduğumda görmek imkansız olabilir, ayak tırnaklarımı kesmek/oje sürmek/krem sürmek işkence olabilir, şuan detaylı anlatamayacağım malum bazı bayan "işleri"ni görebilmek hatta tuvalete girebilmek sinirden ağlatıyor olabilir, yere birşey düştüğünde almak benim için dünyanın en zor şeylerinden biri olabilir, ayakkabı bağlamak çok uzuuuun bir süredir unutmak zorunda kaldığım birşey olabilir, ilkbahardan beri ayaklarımın şişliğinden dolayı ayakkabılarımı giyemediğimden terlik giyme zorunluluğumdan ve terliklerden oluşan nasırlardan bıkmış olabilirim, vücuduma anca gelen aynı elbiselerimden de bıkmış ve o dar kotlarımı, şortlarımı, topuklu ayakkabılarımı, eteklerimi ve dolabımda varlığını tam olarak hatırlayamadığım birsürü kıyafetimi özlemle anıyor olabilirim, bulaşık yıkarken lavaboyla bütünleşiyor olabilir, yemek yerken masaya eğilemediğim için üstüme dökmekten bıktığımdan göbeğimi zigon sehpa olarak kullanıyor da olabilirim, çok uzuuuun zamandan beri geceleri "deliksiz uyku"yu hatırlamıyor ve gözü kapalı evi dolaşmayı ezberlemiş olabilirim, tuvaletle hiç bu kadar muhabbetim olmamış da olabilir, ben ki demir eksikliğinden her daim üşüyen biri olarak-elimi,ayağımı-burnumu yaz kış ısıtamayacak kadar "kansız" olduğum halde aylardır üşümenin ne demek olduğunu unutmuş ve terleme denen lanet olay sayesinde hayatımda hiç kaybetmediğim kadar su kaybediyor olabilirim, terlemenin yanında sıcak basmaları, nefes daralmaları, elime geçirdiğim en küçük bir kağıt parçasını bile yelpaze yapıp yellenme olayları, küçücük olaylarda ya da sevgi sözcüklerinde bile hali hazırda bulunan göz yaşlarımın şıp şıp damlaması ve şu hormonlar yüzünden duygusallığımın zirvelerine artık alışmış olabilirim, bacak bacak üstüne atmayı geçtim ayaklarımı uzatmadan koltuğa oturamıyor olabilirim, 5 dk mesafedeki markete giderken bile yolu gözümde büyütebilir "telefonumu mutlaka alıyım, bişey olur falan" diye düşünüp hatta karşıdan karşıya geçerken sokaktaki tüüüüm arabaların boşalmasını bekleyerek "yolda bide fenalaşıp düşersem" diye iyice paranoyaklaşabilirim, dengeli beslensem de hayat boyu hiç bu kadar "düzenli" beslenip süt içtiğim, kana kana suya doyduğum ve kahveyi kendimden soğuttuğum (böhhüüüüü!) bir an daha olmayabilir ve tartıya bu kadar kötü bakmamış olabilirim, çamaşır sermenin "cıs", yüksek dolaptan birşey almanın "sakın", eğilmenin "aman" fiilleriyle örtüştüğünü duymaktan bıkmış da olabilirim, "yorulmak" nedir bilmeyen ben enerjimin bazı zamanlar hakkaten tükendiğini hissediyor hatta şu satırları bile sıralarken arada mola verme ihtiyacı duyuyor olabilirim...


Bodrum, 07/2012
Ama gayet iyiyim :)

Belki daha bir sürü şey vardır hamilelerin yaşadığı, ben sadece aklıma o an gelenleri yazabiliyorum. Her ne kadar çok güzel bir hamilelik geçiriyor olsam da, miniğim beni hiç mi hiç üzmese de ben bile "zormuş" diyorum. Daha doğumu yaşamadığım halde, hamileliği yaşamış her annenin önünde bir kez daha saygıyla eğiliyorum ve yaşamayı düşünenlere de "Allah kolaylık versin" diyorum :)

Yarışıyor muyuz? ;) Hiç yalnız hissetmiyorum kendimi :D İzmir, 09/2012
Bu haftaki doktor kontrolümüz 2 tane idi. 37. haftamızı tamamladık ve geçen haftadan kafamızda soru işareti kalan doğum şekli konusunda bu hafta 2 farklı doktora görünmeye karar verdik. Biri, daha önceden tanışmış olduğumuz miniğimizin bize ilk el salladığı doktordu, diğeri de kendi doktorumuz Serkan Güçlü. Önce ilk doktora gittik, ultrason ve tekrar çatı muayenesi oldum. Doktor dedi ki, "çatınız ne çok geniş, ne çok dar, ama bebeğinizin gelişimi yaklaşık 1 hafta önde olduğundan ve tahmini 3.5 kiloyu geçeceğinden doktorunuz sezaryanı önermiş olabilir. Şimdiden karar vermeyin, haftayaki kontrolü bekleyin, bu sınırı geçerse riskli olur ama geçmezse belirtileri bekleyin ve 39.hafta dolmadan sezaryan olmayın".

Ordan çıkıp bizim kendi doktorumuza gittik. NST sonucu gayet iyi, kasılmam yok, bebek hareketleri normal, miniğimiz şuan 3150 gram (+-400) ve 48 cm gözüküyor. Yeri ve pozisyonu iyi, suyumuz yeterli. Kendi doktorumuz da hemen karar vermemizi istemedi bu hafta. "Ben de normal doğum yapmanızı çok istiyorum" diye de vurguladı ve aynı şeyleri yineledi, "Çatınız gelişimi önde olan ve 3.5kg'nun üstünde doğma ihtimali yüksek olan bir bebeğe göre dar, zorlar. Bekleyip bebeğin gelişimini ve kilosunu görelim. Son haftalarda plasenta ile anneden bebeğe besin geçişi azalmaya başlayabilir, ozaman bebek daha az beslenip daha az kilo alabilir. Sizde akımlar gayet iyi gözüküyor ama azalma olursa ya da bebek bu aralar doğmaya kalkarsa belirtilerle birlikte hastaneye gelin, açılmaya bakarız. Açılma beklediğimiz gibi olursa normal doğumla devam ederiz. Eğer açıklık istediğimiz hızda gitmezse sezaryana alırız. 39. hafta dolana kadar hiç bir belirti gelmez, doğum başlamaz ve bebeğin kilosu artmaya devam ederse riske girmeyip planlı sezaryan yaparız" dedi. Normalde 17 Ekim'de kuzunun gelmesi bekleniyor, 40.hafta dolduğu için, ama planlı olursa haftaya bugünlerde beni bir heyecan sarabilir ;) Doktorumuzun açıklamaları içimizi rahatlattığı için gönül rahatlığıyla gezebildik ogün. 

Bu arada hamileliğimin başından beri kullandığım tiroid ilacım için de doğum öncesi son kontrol yapıldı. Şuan değerlerim normal olduğu için doğuma kadar devam ediyorum, doğumdan sonra dozu yarıya düşürüyorum ve  45 gün sonrasında tekrar kontrole gidiyorum. Elevit'i ise lohusalığın sonuna kadar kullanıyorum.

Merak edenler için, bugün itibari ile tam 17.5 kilo almış olarak kendimi aşmış bulunmaktayım. 10-15 gün daha sabredebilirsem sonrasına çok ciddi planlarım var ;) 2 haftadır alyansımı takamıyorum. Ayaklarımın yanında ellerim de şişti. Burnum henüz yayılıp büyümemiş, öyle diyorlar (ama kim inanır;) ) Hamilelik lekeleri ya da çatlakları denen ve beni korkuttukları o şeyler de henüz oluşmadı. Ortadan çatlıcam evet, ama daha değil ;) 2 haftadır beni bazı günler delirten karın kaşıntılarım var. Kremlerle azaltmaya çalışıyorum ama gerginlikten pek geçicek gibi durmuyor. Selülit nedir bilmeyen ben hamileliğimde tanıştım nihayet, bakalım onlara nasıl bir çözüm bulucaz. Karnım henüz tam düşmedi, sadece azıcık aşağıya indi. Saçlarım rapunzelinki gibi oldu, bide daha bir sarardı, güçlendi. Rüyalarım hala aynı, devamlı görüştüğüm ya da görüşmediğim bir sürü kişiyi görüyorum rüyalarımda, hepsinden de haberler alıyorum, hayır olsun...Çoğu zaman bir yere (ki o yer genelde hastane oluyor) yetişmeye çalışıyoruz ve devamlı koşturmaca devam ediyor. Hislerimin gücü de hala aynı, bu süreçte neyi ne zaman istersem karşımda buluyorum ;) Hamilelerin duası kabul olurmuş ya, ne dualar ettim ne dualar...İştahım yerinde ama söylendiği gibi son zamanlarda çok şiddetli değil, normal seviyede. Heyecanım, korkum, endişem de normal seviyede, ama son kontrollerde her hastaneye gidişimizde kalp atışım güm güm hissediliyor nedense...Bebeğimizin hareketleri artık iyice yavaş, ağır, ama derinden ve güçlü. Göğüs kafesim, özellikle sağ böbreğim, midem, mesanem başta olmak üzere sanırım tüm iç organlarım bu durumdan hayli şikayetçi. Hepsi ezilip büzüldüler, neyse ki az kaldı, hepsi eski yerlerine ve büyüklüklerine yakın zamanda kavuşabilecekler ;)

Soranlar için, bebeğimizin ismine hala karar vermedik ;) 2 isim üzerinde daha çok düşünüyoruz ama sanırım onu görmeyi bekleyeceğiz. Bunun için gerek blogdaki anketle gerekse başka şekillerde bizle iletişime geçerek görüşünü bildiren herkese çok teşekkür ederiz.

Sevgi kelebeğim :*
Doğum öncesi iznime bugün itibari ile geç de olsa ayrılmış bulunmaktayım. Dışarda biryerde doğurmamdan korkan sevgili ailemin ve arkadaşlarımın artık içleri rahat olsun, evdeyim. Ama bu ev hali ne kadar sürer bilmiyorum ben yine gezmeye çıkarım ;) Öyle destek oldular ve oluyorlar ki bana, maddi, manevi, hem sohbetleriyle, hem tavsiyeleriyle, hem gülüşleriyle, hem kendi dertleriyle ama her daim SEVGİYLE, herkese ne kadar teşekkür etsem az, hoşgörüleri, sabırları ve yardımları için. Doğumdan sonra daha çok görüşürüz inşallah...

Google+ ile Paylaş

Hakkında Canan Canal

    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

4 yorum:

  1. Sevgili kızım.
    İnsan duygularını,düşüncelerini ve yaşadığı tatlı zorlukları bu kadar mı? güzel, içten ve samimi anlatır.Gerçekten günbe gün yaşadıklarını çok güzel dile getirmişsin. Allah a şükür çok az kaldı yavrum. İnşallah sağlıkla kurtulacak ve minicigini kucaklayacaksın. İşte o zaman tüm bu çektiklerin tatlı bir hatıra olarak kalacak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederiz baba. Bunlar sadece o an yazarken aklıma gelenler, yazabildiklerim...İnsanın içinde neler neler oluyormuş. Olabildiğince yazmak ve bir gün bu anları tekrar hatırlamak istiyorum. İnşallah birbirimize kavuşunca bu sıkıntıların hepsi unutulur;)

      Sil
  2. Çok güzel bir hamilesin, sakın kafana takma ve keyfini çıkar çünkü ömrün boyunca bir daha bu kiloları göremeyeceksin. Bir rekora tanık oluyorsunuz hep beraber!!! :D
    Çatlaklar oluşmayabilir. Benim çatlaklarımın %80'i kayboldu doğumdan sonra. Göbek kaybolmadı ama daha (Çünkü afedersin öküz gibi yiyorum :S)
    Küçük bir tavsiye; "açılma" kısa sürede gerçekleşen bir şey değil. Bence boşuna yorma kendini (psikolojini, bedenini), doğumdan sonra enerjik ol (;
    İzninde de bol bol gez, toz, akşamları film seyret (doğumdan sonra bir süre mümkün olmayacak (;).
    Seni çok seviyorum. Allah yardımcın olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım canım :* "Karnın düşmesi, açılma, kasılmalar, nişan" bu ara en çok duyduğum ama bilmediğim ve heyecanla beklediğim kelimeler. İyice paranoyaklaşıyor insan ha oldu olacak derken :S Haftaya kadar ne yaptım yaptım sanırım, sonra enerjimi nereye doğrultacağımı şaşıracağım ;) Çok öpüyoruz seni, teşekkür ederiz!

      Sil