Demir'im ile Doğum Hikayemiz

15 Ekim 2012...

Doktor kontrolündeyiz. NST'ye girdik, kasılmalar hafiften gözükmeye başladı, geçen haftaya göre sayıca 1-2 daha fazla. Sonucumuzu alıp doktorumuzun yanına gidiyoruz. Ultrasonda miniğimiz gayet iyi. Kan akımları, hareketleri, kalp atışları, suyumuz, herşey yolunda. Ama yine kanala girmemiş, benim de karnım hala yukarda..."Kilosu?" diyorum, "Perşembe gelin, o zaman ölçerim daha 5 gün önce baktık doğru sonuç almayız" diyor doktorum. "Hafiften kasılmalarım var" diyorum, "Normal, olması gerekir" diyor. "Ya bu hafta da gelmezse, haftaya bayram?" diyorum, "Olsun, ben 2.gününe kadar burdayım, 41.hafta sonuna kadar gelmezse alırız" diyor.


Doktorumuzun yanından ayrılıyoruz. Kuzumla otoparkta duran arabamıza doğru yürürken çok yavaşım, bazı adımlarımdan sonra karnım kasılıyor ve duruyorum. Yoruldum mu acaba? Heyecan mı yaptım?
Telefonlar çalmaya başlıyor bile. "Ne oldu kontrol? Ne dedi doktor?" 
"Herşey normalmiş, bekleyeceğiz..."
"Yok yok bu çocuk epey rahat, çıkmak istemiyor"
Kuzuma soruyorum, "aşkım niye gelmiyor?herkes tetikte" diyor ki, "artık herkese söyleyeceğim, aramasınlar seni, farkında değiller ama -olmadı mı, yok mu hala bir değişiklik- diye diye seni strese sokuyorlar ama farkında değiller"

Stres var, evet. Biraz korku, biraz heyecan, biraz merak. Ama en çok ÖZLEM. Akşam internette geziniyoruz, hangi tarihe kadar doğması gerekiyor diye. Herşey normal mi diye. Blog sayfamı açıp başlık atıyorum "Hayır, hala doğurmadım!" ...Ama yorgunum şimdi yazmayım.
Sonra son kez ultrason fotoğrafına bakıyorum. Pıtırcığımla konuşuyorum. "Sen benim heyecanıma bakma, ne zaman istersen o zaman gel, hazır olduğunda gel, ben seni her daim beklerim, sen yeter ki iyi ol" diyorum, Göbeğimi okşuyorum, gözlerimdeki yaşları siliyorum. Sonra ertesi günün planını yapıyorum. Nasıl olsa evdeyim, miniğimin hazırlıkları da bitti. Yapacağım yemeğimi planlıyorum: kuru fasulye-pilav, ne zamandır yemedik, protein alalım. Ütü yapacağım. Blog yazacağım, son gelişmeleri paylaşıp miniğimin fotoğrafını koyacağım.

Saat 23:00. Hafiften yorgunum, Muratım da öyle. Karnımı okşuyor, "çok hareketli yine" diyor. "Hareketin yanında kasılmalarım var, yatıp dinlensek mi" diyorum. Yatıyoruz.

Birden uyanıyorum, saat 00:15, karnım kasılmış yine. "Kalkıp dolaşayım biraz". Kalkıyorum, bir gariplik var,  ağrıyla karışık aşağıya doğru bir baskı hissi. Sanki karnımı aşağıya çekiyorlar. Aynanın karşısına geçiyorum, "herşey normal gözüküyor". Miniğimi elliyorum, hareketleri son günlerde nasılsa aynı, karmaşık, kasılmalarla birlikte iri hamleleri var.Tuvalete gidiyorum ama baskı hissi devam. "Yatayım, bugün çok yorulmuşum herhalde".

Tekrar uyanıyorum, karnımda ağrı ile. "Üşüttüm herhalde", tuvalete gidiyorum. "Offf ne çok uyumuşum galiba sabah olmak üzere". Uyumaktan yoruldum sanki. Saate bakıyorum, 01:30. "Nasıl yani?!Ben niye saatlerdir uyuyor gibiyim?" Karnım da bir tuhaf ağrıyor. Kasıklarımda da ağrı var. Evde biraz dolanıyorum, yatıyorum, saat 02:00. Uyuyamıyorum. Yine tuvaletim geldi, "neden bu kadar sık?" Bir de üstüne bağırsaklarımı bozduğumu farkediyorum. "Kesin üşüttüm, ama üşütme ağrısı değil ki bu..."Karnımın ağrısı artıyor, ağrıya kasılmalar da eşlik etmeye başlıyor. "Yok, bu çok farklı, birşey var bende". Kalkıyorum biriciğimi de uyandırmamak için. Hastanede bana söylenen aklıma geliyor, "farklı kasılmalar hissettiğinde önce ılık bir duş al,bekle". Duşa giriyorum. Giyinirken üşüyorum. Hamileliğim boyunca ilk defa ÜŞÜYORUM. Çok üşüyorum hem de. O sırada kuzum uyanıyor, ne olduğunu soruyor.
"Aşkım karnım ağrıyor". "Bu hırka ne, üşüdün mü yoksa?" şaşırıyor.
"Üşüyorum, ağrı bir garip ama geçer belki sen yat". Kalkıp yine dolaşıyorum, saat 02:30. 1 saattir süren karın ağrısı şekil değiştirmeye başlıyor. Hafif şiddetle olan ağrı artıyor, daha artıyor, karnım geriliyor, kasılıyor, kasılıyor, sanki toplanıp büzüşüyor, sıkışıyor ve tekrar gevşiyor, ağrı azalıyor, geçmiyor ama rahatlıyorum. Bu 3-4 kez tekrarlamaya başlıyor. Her defasında ağrı bir öncekine göre daha şiddetli, daha tepe noktasına ulaşıyor, sonra "Neler oluyor? Yoksa doğum sancıları mı bu? Yani böyle birşey mi? Kime sorsam, Murat nerden bilsin, anneme nasıl tarif ederim ki" İnternete giriyorum tekrar. Önceden defalarca okuduğum doğum sancılarını tekrar okuyorum, en iyisi süre tutayım. Telefona yüklediğimiz bir hamilelik programıyla sancı sürelerini kaydetmeye başlıyorum. 

Saat 03:00. Aşkım kalkıyor, "nasıl oldun?". Daha kötüyüm ama korkmasın diye şiddetini söylemeden sadece ağrımın devam ettiğini söylüyorum. O arada sancı giriyor tekrar, artıyor, kasılıyorum, kıvranıyorum ve tekrar gevşiyorum. Kasık ağrım belime vurmaya başlıyor. Normal olmadığını ve halimi görünce o da internete saldırıyor. "Yoksa doğum mu başlıyor" diyor. Ah bir bilsem, gerçek mi bunlar diye. "Hastaneye gidelim mi" diyor, hayır bekleyeceğim. 

Saat 04:00. Sancılar sıklaştı, yatmakla veya pozisyon değiştirmekle geçmiyor ve süreleri uzadı. 51 saniye süren sancım var. Aşkım yanımda, ellerimi tutuyor, sancı her geldiğinde derin nefes almamı, bol oksijen çekmemi söylüyor, sancıların zaman ve sürelerini kaydediyor. 03:25-30s, 03:31-23s, 03:34-35s, 03:47-51s, 03:49-28s, 03:51-19s, 03:55-43s, 04:00-39s, 04:05-48s....

Saat 05:00. Daha da arttı ağrılar. Canım çok yanıyor. "Ağlamamalıyım, Murat da ağlar, sabret canan" ve bir kasılma daha... Miniğim için endişelenmeye başlıyorum, hareketlerini dinlemeye çalışıyorum. Sancı varken öyle kasılıyorum ki hareketlerini hissedemiyorum. Kasılma bitince onu dinliyorum, konuşuyorum. "Aynı galiba, evet aynı hareketleri." Ve bir kasılma daha başlıyor...

Saat 06:00. Artık kasılmamın başlayacağı anı ezberledim. Önce ağrı şiddeti artıyor, o an oturmam gerek, kasılma geliyor, kıvranıyorum. Sancı süreleri giderek uzuyor ve aralıklar sıklaşıyor. Murat diyor ki, "10 dk.da 3'den fazla olursa doktora gidelim". "Ne olursa olsun sabah hemen doktora gidelim zaten, kuzumun kalp atışlarını duymam lazım" diyorum. 

Saat 06:30. Dayanamıyorum, bunlar normal değil, yalancı sancı değil, gerçekten doğum başlıyor. Hissediyorum ve yaşıyorum ama beklemek istiyorum. O gün doğumun olacağına o kadar eminim ki, tekrar banyoya giriyorum, aşkım hazırlanmama yardım ediyor. Çantalarımızı arabaya indiriyor. Pencereleri kontrol ediyoruz, çöp poşetlerini atıyoruz. Yatağımızı örtüyoruz. Bebeğimin yatağına bakıyorum, "bu son boş görüşüm bu yatağı" diyorum. Nefesim kesiliyor bazen, derin nefes alıp vermeye çalışıyorum. Soluk aldığımda yürüyüp hazırlanmaya devam. Biriciğim "gidelim mi artık" diyor, yoruldum, saate bakıyorum, "doktor geldi mi acaba? bari saat 7 olsun."

Saat 06:50. "Tekrar tuvalete gideyim, yolda gelmesin". "Kasık ağrım daha farklı şimdi sanki, regl olucam gibi" derken kan görüyorum. "Aşkım, nişan geldi!!!" 

"Hadi çıkıyoruz" diyor. Daha önceden hazırladığı "Acil Durum Mesajı"nı planladığı kişilere yolluyor, anneler, babalar, kardeşim, Gamze ve Gözde. Arabaya iniyoruz. Bu apartmandan 2 kişi çıkıyoruz, son kez galiba diyorum. Hava ne kadar güzel, ne kadar berrak, pırıl pırıl. Her sancı arası dualar ederek gidiyoruz hastaneye. Derin nefes al ver, rahatla, bekle, başka şeylere odaklan...Trafik iyi, çok yoğun değil. Bu trafiği dönerken bebeğimizle yaşayabiliriz diyorum. "Aşkım hızlı gitme nolur dikkat et." "Hızlı değilim ki birtanem, otoban ya sana öyle geliyor". Tekrar sancı, derin nefes, bağırmamalıyım derken ibreye gözüm takılıyor: 140 km/h. Çok heyecanlı, korkuyor, devamlı aynadan beni izliyor.

Hastaneye geldik, saat 07:30. Annem aradı, çok heyecanlı, mutlu sesiyle açtı telefonu "Annem hadi başlıyoruz, gözünüz aydın, yoldayız hemen geliyoruz, inşallah kavuşucaksın bebeğine" Rahatlıyorum onun sesiyle. Doğum katına çıkıyoruz, ebe ve çok tatlı bir doktor hanım geliyor. İlk muayeneyi o yapacakmış.

Saat 08:00. Güzel haberi veriyor, "Açıklık 2.5-3 cm". Hemen odamızı hazırlıyorlar, NST'ye bağlıyorlar ve dünyanın en güzel sesini, bebeğimin kalp atışlarını duyup rahatlıyorum.  "Derin nefes al çiçek koklar gibi, nefes ver mum söndürür gibi, sakın ıkınma". BİRİCİĞİM, en sıcağım, en sevgi dolum, nefesim yanımda, hep yanımda! Giriş işlemlerini yapıp, doktorumuz Serkan Güçlü'nün sekreterine haber verip ellerime koşuyor. Sancı sırasında ellerini rahatça sıkayım diye, çünkü duramıyorum artık. Derken kapı çalınıyor, hayatımdaki en sıcak kadın ANNEM geliyor, kokusuyla koklayışıyla ağrımı alıyor; en güvenilir adam BABAM geliyor, tek bir bakışıyla dokunuşuyla rahatlatıyor; en sakin KARDEŞİM geliyor, soğukkanlılığıyla huzur veriyor. Sonra tekrar sancı, tekrar kıvranmalar...Gamze'mle Gözde'm de geliyor. Meraklı gözlerle endişeli ama sevgi dolu bakıyorlar, espirileriyle o sancıların arasında beni ve herkesi rahatlatabiliyorlar.

Gün ışığım benim-Hayatımın anlamı
Saat 09:00, kapı çalınıyor; o hastanedeki en güvendiğim insan, kendi doktorum geliyor. "Nihayet başlıyoruz" diyor, ve muayene: açıklık 3 cm civarı. "Ama bebeğin başı yukarda, yeterince inememiş kanala. Öğlene kadar bekleyelim" diyor. Tekrar kapı, Gülay annemle Ahmet babam geliyor, güler yüzleriyle neşeleriyle rahatlatmaya çalışıyor. Sancılar öyle artıyor ki, yanıma kim oturursa onun elini sıkıyorum. NST cihazına arkam dönük, odadaki herkes ordan takip ediyor. Beni yatıştırmaya çalıştıklarını biliyorum, ama cihazdaki rakamların büyüklüğünü gözlerindeki korkudan takip edebiliyorum. Bu yüzden bağırmamak için kendimi sıkıyorum.

Saat 11:30-12:00. Tekrar kontrol, açıklık 3.5-4 cm. Epidural için katater takılıyor. Biraz daha dayanmam gerekiyor.

Saat 14:00, hafif uyuşturuluyorum, epidural normal doğuma hazırlık. Nihayet sancıları sadece baskı şeklinde hissetmeye başlıyorum, miniğimin hareketlerini hissediyorum, başka acı yok. Ama gitgide gücüm de yok...Herkes odayı süslemeye başlıyor. Balonlar, kalpler, tüller, çikolatalar, lavantalar...

Süslü hastane odamız


Saat 15:00. Doktorum yine kontrole çağırıyor. Sedyeden kalkmamla beraber suyum da geliyor. Hemşire ve ebelerimiz "herşey spontane, normal olucak herhalde" diyor. Mutluyum. Kontrole giriyoruz, açıklık 4.5-5 cm olmuş. Fakat doktorum "Canan, açıklığın bu saate kadar 7-8 cm olması gerekirdi. Bebeğin başı mobil, hala yukarda. Kanala giremeyecek gibi gözüküyor, vakumla çekmek istemiyorum, ben sezaryan derim, sen  ne dersin?" diyor. Ne diyebilirim ki? "Daha fazla acı çekmeye razıyım ama bebeğime birşey olmasına asla" diyorum.

Doğum odasından kendi odama nasıl geldim, Muratımla odada nasıl yalnız bırakıldım, sezaryan olmamak için bunca direndikten sonra mecbur kaldığımdan kabul ettiğim için biriciğimin ellerine sarılarak nasıl ağladım, ameliyat sedyesine nasıl yatırıldım ve ameliyathaneye giden o çok kısa, çok uzun, gerçek, hayallerle dolu yolda nasıl gittim net hatırlamıyorum.

Ameliyathanedeyiz. Saat 15:32. Çok soğuk. Muratımla ilk kez ayrıldık sanki. Kapı aralığından bana bakışını görüyorum, el sallayışını...Ama orda nasıl bir korku ile ağlayacağını ve herkesi ağlatacağını sonradan öğreniyorum. Çok üşüyorum. Korku mu nedeni, soğuk mu, yalnızlığım mı, ağlamam mı, kuzumdan ayrılacak olmam mı, yoksa ona kavuşacak olmam mı bilmiyorum. Ama titriyorum. Anestezi uzmanı anlatarak sezaryan için uyuşturucuyu vermeye başlıyor. "sadece 5 dakika" diyor, "sonra kavuşacaksın".  Yanına dönüp "çok heyecanlı" diyor. Nihayet doktorumun sesini duyuyorum, güleryüzüyle kenardan kafasını uzatıyor bana. "Hadi bakalım, başlıyoruz" diyor gülerek kendinden emin ve güven verici bir sesle. Ben de dualar okumaya başlıyorum, ne olur ona sağ salim kavuşabileyim diye.

Sonra titremem azalıyor, üstümü örtmüşler. Sonra hafif acı, içerde neler yaptıklarını tahmin etme, kaburgamdaki baskıyla birlikte bağırmam ve kuzumun ağlama sesi, doktorların "çıkar çıkmaz çiş yaptı" diyerek gülme sesi, benim sesim...Hepsi karışık, gülüyorum, ağlıyorum, "tosun gibi maşallah" diyor doktorum. Sonra susup soruyorum "nasıl, sağlıklı mı? güzel mi?". "Çok sağlıklı, çok güzel, 3730 gram, 52 cm, hemen getiricez" diyorlar. Ve soruyorlar "baba siyah saçlı mı?"

ve 16.10.2012...Saat 16:01. Müthiş bir merak, müthiş bir özlem. Sabırsızlanıyorum, kimse yok etrafımda sanki, ben sadece tek bir şey istiyorum. İşte o an oğlumu getiriyorlar, yüzüme yapıştırıyorlar. Son ultrason görüntüsünün aynısını görüyorum. Hayatım boyunca böyle güzel bir koku duymadım ben. Hala o koku burnumda ve ben hala kuzumu her kokladığımda o kokuyu alıyorum. Dünyanın en nefis, en mis, en farklı, en özel, en muhteşem, en tarifsiz, dünyalara bedel kokusuymuş. Kokusunu her içime çektiğimde ağlıyorum, hıçkıra hıçkıra. "Çok güzelsin çok!". Sonra alıyorlar onu, giydirip getireceklerini söylüyorlar.

"Bitti mi" diye sorduğumu hatırlıyorum. Dışarı çıkınca kardeşimin kamerayla beni kaydettiğini, babamın ağlar yüzüyle sıcacık bana baktığını, annemin kokladığını, ve son olarak Murat'ımın "kuzum çok güzel bir kuzumuz oldu" diyerek bana sarılarak ağladığını...

Odamıza gelince oğlumu orada beni beklerken buluyorum. Küçücük, minicik ama o kadar güçlü ki kafasını doğrultma çabalarını hayranlıkla izliyorum. Yarım saat içinde emzirmeye başlıyoruz ve "ne kadar kuvvetli" diyorlar.


Meleğim artık kollarımda
Doğumdan önce "doğum ayrılmak mıdır kavuşmak mı" diye sorardım kendime, hem ayrılacağım için korkar hem kavuşacağım için heyecanlanırdım. Şimdi "kavuşmaların en büyüğüymüş" diyorum. Sevincim, huzurum, hele ki SEVGİM tarifsiz, kelimeler yetmez. Duygularım taşıyor, sığamıyorum hiç bir yere. Sevgimden ağlıyorum, durup durup ağlıyorum, kokluyorum ağlıyorum, öpüyorum ağlıyorum, seyrederken ağlıyorum, o ağlarken ağlıyorum, 3 gündür yazmaya çalıştığım ama bitiremediğim, toparlayamadığım için çoook uzattığım bu yazıyı yazarkenki halimi siz düşünün...Her durumda her koşulda sevgimin taştığını hissediyorum.

Yuvamızın kapısının şu anki hali :)
Ben sonunda meleğime, nefesime, canımın parçasına, can damarıma, dünyama kavuştum. Yeniden doğdum.  Herşey silindi, gece-gündüz birbirine girdi, tarihler yok oldu, yer-gök o oldu. Murat'ımla karşısına geçip "bu güzelliği biz mi yaptık" diye birbirimize soruyoruz. Şaşkınız, mutluyuz, huzurluyuz.

Allah isteyen herkese bu duyguları yaşamayı nasip etsin...

Hoşgeldin DEMİR CANAL :)





Google+ ile Paylaş

Hakkında Canan Canal

    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

17 yorum:

  1. Canım Yavrum, Kuzum,
    Gene gözyaşları içinde okuduğum bir bölüm, ama mutlu son olduğu için çok sevinçliyim. Sen ve yavrun iyisiniz ya, bu benim için dünyanın en güzel hediyesi. Doğum olana kadar rabbime ettiğim tek dua idi, senin ve torunumun hayırlısı ile sağlıklı kurtulması. Çok şükür buda oldu. Ben şimdiye kadar iyi gününde ve sıkıntılı anında yanında oldum ve Allah sağlık verdikçe olacağım. Bir nefes kadar uzağındayım. Merak etme. Baba demen yeter bana. Allah seni yavrun ile birlikte her zaman mutlu etsin. Mutlu yuvanızda daima güzel günler geçirin.
    Torunum Demir'in kokusuna 1 hafta da o kadar alıştım ki, bazen uykumda bile o güzel bebek kokusunu duyuyorum.
    Daha fazla yazamıyorum, ağlamaktan. 2 gündür çok duygusalım. Seni ve yavrunu kokluyorum ve öpüyorum. Allah yuvanızdan sağlığı ve mutluluğu eksik etmesin. Allaha emanet olun yavrum.
    Seni çok seven Baban.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım babam, ben de yorumunu ağlayarak okudum. Çok şükür ki hep beraber atlattık bu güzel ama zorlu dönemi. Sevginiz ve dualarınız sayesinde çok iyiyiz. Bu uzun süreci bir tarafa bırakayım, şu 1 haftalık yardımınız, yorgunluğunuz benim için bir ömre bedeldi. Fark etmeden öyle yük aldınız ki üzerimden. Ama alışmak çok zor. Sizin burdaki varlığınıza alışmak beni arkanızdan hıçkıra hıçkıra ağlattı, sizin Demir'e ne kadar alıştığınızı tahmin bile edemiyorum. Olsun, böylelikle daha sık gelirsiniz bizi görmeye, artık bizim için olmasa da Demir için ;) Sizi çok çok seviyoruz.
      Hakkınızı ödeyebilmem mümkün değil benim. Helal edin nolur...

      Sil
  2. Yavruların kokusu cennet kokusu,allah sizi bu kokudan ayırmasın.DEMİRİMİZ sağlıklı uzun ömürlü bol şanslı olsun...:)mis kokulularım...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Anniiim...öyleymiş, yavru kokusu cennetmiş, sizin kokunuz gibi...

      Sil
  3. Tum bu sayfayi ben de iki goz iki cesme okuduum. Bu ne duygu seli, noluyo yahuu:)) eline saglik canimm benim. Okudukca bana da yasattin tekrar kızımın dogumunu. Aileni Allah yanindan eksik etmesin. Hep boyle mutlu haberlerinizi okuyalim. Mutlu mutlu bayramlar:)) opuyorum ana oğul sizi :♥

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaa ben sizi ağlatmak için yazmadım ki canım benim...Sadece dolup dolup taşıyorum sel gibi, bunlar sadece kelimelere dökülenler. Sen bir de içimde kopan fırtınaları görsen...Amin diyorum tüm güzel dileklerin için. Allah hepimize sevgi ve huzur dolu günler versin ailelerimizle birlikte. Size de iyi bayramlar canım biz de öptük hepinizi :)

      Sil
  4. Benim akıllı güzel kızım,seni,eşini,ailelerinizi canı gönülden tebrik ediyorum,Demir bebek maşallah çok güzel, hayatı sağlık, şans dolu olsun.Sağlıkla mutlulukla büyütün oğlunuzu canım...öpüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel hocam, çok teşekkür ederiz bu güzel ve içten dilekleriniz için. İzmir'e gelirseniz sevmeye de bekliyoruz. Saygı ve sevgilerimle...

      Sil
  5. Blogunuzu gezerken doğum hikayenize denk geldim.. nerden de okudum bilmem, genizim yanıyor şuan, sadece gözüm değil burnum bile şıpır şıpır akıyor ağlamaktan.. çok duygulandım.. 9 ay öncesine, oğlumu doğurduğum güne gittim haliyle. bu duyguyu sadece yaşayanlar anlar sanırım.. Ben de yazmak istiyorum o günü ama neresinden nasıl başlayacağım bilemiyorum.. Oğlunuz çok tatlı maşallah.. Size ailenizle birlikte sağlıklı ve mutlu bir hayat dilerim..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim iyi dilekleriniz için.
      Doğum öncesi anneme en çok beni nasıl dünyaya getirdiğini sordum. Yıllar geçtikçe maalesef unutuluyor ama hatırlanan o küçücük ayrıntılar öyle değerli ki meleklerimizi dünyaya getirirken. Bence daha fazla beklemeden yazın, hiç düşünmeden, unutmadan, daha anılar tazeyken. İlerde bu dünyaya geliş hikayelerini okuyup mutlu olucaklarını düşünüyorum :)Yazınca, blogunuz da varsa okumak isterim. Size de çok mutlu bir hayat diliyorum...

      Sil
  6. ben de 34 haftalık hamileyim ve şu an bunları okurken ağlamaktan helak oldum :) eşim de odaya girince hem şaşırdı hem korktu :) Ellerinize ve yüreğinize sağlık, o kadar güzel anlatmışsınız ki şu sıralar bütün benliğimi doğum korkusu sardığı halde an itibariyle yavrucuğuma bir an önce kavuşmak arzusuna kapıldım.. ben ağlıyorum, kızım dört dönüyor içimde :) inş biz de sağlıkla alırız bebeğimizi kucağımıza..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Korkmayın. Özlemle, içinizi ferah tutarak beklemeye devam edin. Siz ne yaşarsanız onlar aynısını hissediyorlar değil mi?
      Hamileliğimde duyguların en yoğununu en büyüğünü yaşıyorum zannederdim taa ki doğum olana kadar. Ne zaman bebeğimin kokusunu ilk kez duydum ben de onunla yeniden doğdum!
      Çoğu bitmiş sizin de, kavuşma anı çok yakın. Dilerim kalan haftalarınızı da sağlıkla, huzurla tamamlarsınız ve kuzunuza sağlıklı ve çok kolay bir şekilde kavuşursunuz. Allah yardımcınız olsun, onu size sizi ona bağışlasın ;)

      Sil
  7. çok güzel bir yazı şuanda 30 haftalık hamileyim ve gözyaşlarıma engel olamadan tek nefeste okudum.. allah hepimizin evladını bağışlasın inşallah...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Ağlatmak istemezdim ama anneliğe adım attığımız ilk andan beri gözyaşlarımız bizim kontrolümüz dışında aktığı için "lütfen ağlamayın" desem de başarılı olamayacağımı biliyorum :) Siz de inşallah sağlıkla kavuşursunuz yavrunuza, mis kokulunuza...Huzurlu günler dilerim ;)

      Sil
  8. Bu yaziyi yillar önce okudugumda aglamistim.. simdi 36+4 günlük bir gebe olarak kendim yaşamış gibi nefesimi tutarak okudum. Bu yollarin aynisini katetmissin ve öyle guzel anlatmissin ki heveslendim ve hayran kaldim canancim... :) irmak sahin gorgulu

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Irmakçııım, çok şükür ki bugünlere sağlıkla gelebilmişsin ve dünyanın en muhteşem duygusuyla sarıp sarmalanmana çok az kalmış. Doğumdan sonra fırsat bulabildiğin ilk an o gün yaşadıklarını not etmeni tavsiye ederim. Ben bile yıllar sonra heyecanla okuyorum o günkü hislerimi. Eminim resimlere döktüğün güzellikte yazılara da dökersin. Çok kolay bir doğum, bol sütlü mis kokulu ve çok ama çok huzurlu günler diliyorum size. Sağlıkla kucağınıza alın inşallah...sevgiler ;)

      Sil
  9. 31 haftalik hamileyim ...dogundannkorkup arastirma yaparken buldum yazinizi. Ve inanin su an sadece kizimi kucagjma almak istiyorum nasil aldigim hic onemli degil ,normal sezeryan fark etmiyor ve ben bu ani bir an once yasamak istiyorum . Allah herkesi ailesine evladina bagislasin....

    YanıtlaSil