Çikolatalı bebekler zencefilli kurabiyeler...nam nam nam!

Hazırlıklarımızın son ama en tatlı aşamasıymış bu: Bebek çikolataları!

Henüz evde çikolata yapımını denemediğimizden riske atmayıp çikolatalarımızı hazır aldık :) Üzeri için bebek biblolarını ve süslerini de ayrıca alıp kendimiz minicik bebek çikolatalarını (ağzımıza atmadan durabildik, evet!) hazır hale getirdik. 



Böylece hem bebek çubuklarını hem bebek çikolatalarını hazırlarken silikon kokusuna doyduk, sıcak silikonla  parmaklarımızı yakıp baya yanık koktuk  ve balkonda çalışmamıza rağmen kafayı da bulduk :S

Ben de aklıma geçen hafta gelen birşey: eve gelecek misafirlerimiz için minicik zencefilli-tarçınlı kurabiyeler yaptım. Kaplumbağa hızıyla hareket ettiğim için yaklaşık 4 saatte tamamlayabildiğim hazırlık+pişirme sonunda, kimini mavi-beyaz kurdeleli kimini çakıl taşlı ve bonibonlu olarak borcama yatırdık ve mavi-beyaz badem şekerlerimizle süsledik.



Bu 2 tatlı hazırlığını tazeliğini koruması adına son ana bırakmıştık aslında.
Son an derken? 
Son geldi mi, yani başlıyor muyuz?
Bilmiyorum :S 

10 Ekim Çarşamba günü doktor kontrolümüz vardı. Herşey yolunda. Suyumuz, kilomuz (3400 gram olmuşuz), gelişimimiz, kan akımlarımız güzel. Hala kanala girmemiş. Geçen kontrollere göre tek bir fark var. NST'de hafif kasılmamın başladığını (henüz 15-20 dk boyunca 1 tane) gördük. Beklenen ve olması gereken birşeymiş.

Muayene sırasında tarifte pek başarılı olamasam da doktorumuza anlatmaya çalıştım aslında. Pazartesi gününden beri hareketleri biraz tuhaf. Daha gergin, daha kasıyor beni. Hareket edince yer elması gibi karnımın sadece bir tarafının yamulmasını geçtim, içerde her iki elini, ayaklarını, başını her bir yerini aynı anda geriyor, sonra gevşetiyor gibi geliyor bana. Bir de ileri doğru hamle yapmaya çalışıyor sanki. Genelde "ileri=aşağı" ama aşağıya doğru yönelirken tahminimce poposu olan çıkıntı kaburgalarıma fena dayanıyor :S O an zınk diye kalıveriyorum her ne yapıyorsam. Sonra gevşiyor pıtırcık, ben de gevşiyorum. Genelde bu hareketleri akşam saatlerinde artmaya başlıyor, çünkü malum gündüzler çuvala giriyor ya, geceyi bekliyorlar :S Tarif net değil biliyorum, ama hareketleri farklı, hissediyorum.

Normalmiş bunlar ama sorun şu ki, doktorumuz yarına kadar burda değil, İstanbul'da, kongrede. Bu yüzden her günkü yürüyüşlerime bir süre ara vermemi istedi. Her ihtimale karşı bizi başka doktorla da tanıştırdı ancak ilave etti, "ben gelene kadar doğurmak istemiyorsan dikkat et, lütfen hoplayıp zıplama ;)"
İyi ki uyardı, o gün her zamanki durağımız Tchibo'da kahvemizi içtikten sonra 6 saat Forum Bornova+Kemeraltı çarşısında yürüdük :))

Ben nasılım peki?
Gayet iyiyim. Hatta bir enerji fazlalığı vardır ki üstümde sormayın. Sanırım bu korkudan ve heyecandan olsa gerek. Her sabah "bugün doğum yapabilirim" diye kalkıyorum, her gece "bu gece sancılanabilirim" diye yatıyorum. Bu da ister istemez beni evde çalışmaya ve tüm işleri halletmeye götürüyor.

"Buzdolabını toparlayayım, yemekleri yapayım ki uğraşmasınlar sonra..."
"Çamaşır sepetini yeni boşalttım, ne çabuk dolmuş! Yıkayım hepsini de hastaneye giderken kirli/ütüsüz birşey kalmasın evde..."
"Nevresimleri ne zaman değiştirdim ben? Olsun bir daha değiştireyim, bugün gidebiliriz, geldiğimizde hazır olsun..."
"Ev de hemencik tozlanıyor, bugünden silip süpüreyim son bir kez daha gitmeden..."

Böyle böyle 2 haftadır buzdolabını silip, düzenleyip, yemek depolamaktan; iki günde bir çamaşır ve nevresim yıkayıp dolap düzeltmekten, evin tozunu almaktan gına geldi :(

Bu arada gün içinde yeterince dinlenmeye ve hatta uyumaya da vakit bulabiliyorum.
Bir de ben daha rahatım ama çevremdekileri yeterince huzursuz ediyorum:( Kuzum iş yerinde iş yapamaz oldu, saatte bir bana ulaşmaya çalışmaktan :)  Huzursuz oldu, gece her yataktan kalkışımda zıplayıp "nereye" demekten, bir de üstüne azar işitip "tuvaleteee nereye olcak" cevabını almaktan. Her tarafı dondu, resmen bağışıklığı kuvvetlendi terlemelerim yüzünden Ekim ayının ortasında kapı pencere açık yattığımızdan (ah kıyamam yaaa). Dilinde tüy bitti her sabah işe giderken "lütfen bugün yukardaki dolaplara çıkma, uzanma ve eğilme" diye uyarmaktan. Paranoyak oldu gece ben uyuduktan sonra kendi uyuyana kadar "acaba hareketleri artacak mı" diye eli karnımda beklemekten. Annemler, akrabalar, arkadaşlar da telef oldu hemen hemen her gün arayıp "bugün nasılsın" demekten.

Beklemek zormuş, bekleyeni beklemek daha zormuş...

Google+ ile Paylaş

Hakkında Canan Canal

    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder