Sana hatıra bu blog...

Miniğim, 

Eskiden annelerimiz, büyüklerimiz yavrularını beklerken boş durmaz türlü türlü şeyler hazırlarlar ve alırlarmış. Hatta hazır giyim yaygın olmadığı için daha çok almaz, örerlermiş, kendileri yaparlarmış. 


Önce ördüklerinin sahibi bebekleri, sonra  sağlam kalırsa kardeşleri, kuzenleri, hatta eş dostun, komşu ve akrabaların çocukları giyermiş. Hala da sağlam kalırsa durumu iyi olmayanlara verilir, ya da çocuklarına hatıra diye sandıklarda yıllaaaar boyu saklarlarmış.

Ben de baban da bizim için zamanında annelerimiz, anneanne-babaannelerimiz ve tüm sevenlerimiz tarafından yapılan/alınan bu el emeği göz nuru giysilerin, zar zor para denkleştirilerek alınan ayakkabıların ya da hediyelerin küçük de olsa bir kısmını görebildik. Her gördüğümüzde de duygulandık, mis gibi naftalin ve eski sandık kokularını kokladık, gözümüzde ona nasıl sığabildiğimizi canlandırmaya çalıştık, "nerdeeeen nerelere" dedik. Şimdi o hatıra eşyalara ayda yılda bir bakıp dolapta saklamaktan, en fazla da "ileride belki çocuğumuz da giyer" deyip umut etmekten başka yapacağımız bir şey yok.

Günümüzde artık böyle el emeklerinin yerini hazır giyimler aldı. Hem çeşitler çok bollandı, hem de malesef çalışan annelerin zamanları daraldı. Bu yüzden gerçek bu ki, evde emek harcayarak yapılan o zahmetli ürünlere ne vakit ne de gerek kaldı.

İşte ben de aylaaaar öncesinden, daha seni ilk öğrendiğim zaman "ne yapsam da ona ömür boyu eskimeyecek bir anı bıraksam" diye düşündüğümde, en severek yaptığım şeylerden biri aklıma geldi: yazmak!

Bu yüzden, seni öğrenmeden bile önce, hissettiğim ilk andan itibaren (4.hafta-Şubat 2012) yazmak istedim. Neler hissettim, nasıl hissettim, neler yaşadım, benimle beraber başta baban, ailelerimiz, arkadaşlarımız, akrabalarımız neler düşündü olabildiğince sana yaşatmak istedim. Başta kağıt parçalarına yazdığım hislerimi ekrana taşıdım ve muhtemelen çağımızın "bilgisayar çocuğu" olarak adlandırılan süper çocuklarından biri olacağın için herşeyi bilgisayarda depoladım. 

Sana olan hislerimizin yanında, doğduğun zamanlarda bu topraklarda yaşananları, senin de ilerideki yaşamına etki edecek kişi ya da durumları da bilmende fayda var diye düşündüğümden bazı yazılarımda özellikle bunlara değineceğim. 

"Offf şimdiden içim karardı" gibilerinden tekmelerini savurma şuan lütfen kuzucuuum, şimdiden alış. İleride tekmelesen de, taklalar da atsan gerçekleri bileceksin ve duyacaksın. Gün gelip "anne, ben doğduğumda dünyada neler oluyordu, nasıl bir yerdi" de diyeceksin. Bunların en azından bir kısmının cevabını verebilirsek ne mutlu bize...


Google+ ile Paylaş

Hakkında Canan Canal

    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

2 yorum:

  1. Canancımm.. Bloğunuzun belki de en sıkı takipçilerinden biriyim. Acaba yeni birşeyler var mı diye bakmadan edemiyorum. Duygularını, yaşadıklarını o kadar güzel ve net ifade ediyorsun ki, okurken ben de yaşıyorum sanki. Bu blog gerçekten de miniğiniz için harika bir hediye. Giderken vedalaşamadık seninle. Sizi şimdiden tebrik ediyorum. Mutluluğunuz daim olsun. Harika birer anne-baba olcaksınız...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım benim...Blogumuz faydalı olabiliyorsa ve sıkılmadan okuyabiliyorsanız ne mutlu bize. İçimden geçenlerin ancak bir kısmını ifade etmeye çalışabiliyorum, umarım anlatabiliyorumdur. Çok çok teşekkür ederiz. Dilerim istediğiniz zaman siz de bu duyguları kat kat mutlulukla yaşarsınız. Giderken "hoşçakal" diyemedim ama ikimiz de yakın zamanlarda geri döneceğimizden "hoşgeldin" diyebilicez sanırım birbirimize ;) Ordaki yaşamında bol şans ve başarı dilerim. Benim yerime de tadını çıkar. Çooook öperim :*

      Sil