Sonbahar bebeğim :)

Eylül 17, 2012

Minik kuşum,

Eylül ayı geldi. Hatta yarıladık bile. 

Küçüklüğümden beri Eylül ayı gelince, özellikle ayın ortalarında bir hüzün kaplar beni. Sonbahar hüznü sanırım. Hem çok güzel hem de buruk bir mevsim bana göre. Yaz mevsiminin bittiğinin habercisi, o cıvıl cıvıl doğanın yerini sessizliğe bıraktığı, sıcacık havaların kışa hazırlanarak serinlediği, etraftaki parlak renklerin toprak tonlarına döndüğü mevsim...Aynı zamanda yazın herkesin tatil niyetiyle birbirinden ayrılmasının ardından tekrar kavuştuğu, arkadaşlarına, komşularına, okuluna, çevrene, evine özlemin bittiği mevsim. Toprak kokan, yağmur kokan, tertemiz bir mevsim. 


Sanırım ben en çok da okuluma ve arkadaşlarıma kavuştuğum için severdim bu mevsimi, ne kadar yazdan ayrılmama sebep olsa da. 

Seninle de inşallah bu mevsimde olucak ilk karşılaşmamız. Birlikte kışı, ilkbaharı, yazı atlattık. Şimdi sonbaharı yaşıyoruz ve benim duygularım yine aynı yukarıda yazdığım gibi. Bu sefer bir farklılıkla: Hüznümün sebebi senden ayrılmak, sevincimin sebebi sana kavuşmak! 


Çok karışık duygularmış. İnsan sadece kendine ait bir şeyi hiç paylaşmak istemiyormuş. Onu hep en iyi koruduğuna inandığı yerde saklamak istiyormuş. Başka bir yerde koruyamamaktan, ona zarar geleceğinden korkuyormuş. Ama aynı zamanda tanışmak için, görmek için bir an önce kavuşmak için can atıyormuş. Bu mevsimi bu duygularla en yoğun yaşadığım yıl, bu yıl. Şimdi ben bu güzel mevsimin bana getireceği en harika armağanı bekliyorum...Sonbahar bebeğimi :)


Bugün bu mevsimin en büyük getirisi geldi ve okullar açıldı. Geçmişte, hatta hala çalışan bir doktora öğrencisi olduğum için çok yakın bir geçmişe kadar ben de bugün hiç gelmesin isterdim. Okulun ilk günleri hep zor olmuştur çünkü. Koooskoca bir sene, dersler, kitaplar, alınacaklar, ödevler, sınavlar önünde dağ gibi büyürler. Ama o ilk günü, ilk Pazartesiyi atlatınca da sanki tüm zorluğu gider; arkadaşlarınla o yılın ne kadar eğlenceli geçeceği hayalleri ve bunun için yapılan bir sürü plan gelir.

Bu sene ilk defa etrafımda okula giden veya gidecek olan her yaştaki çocuklara daha bir dikkatli baktım, bu sefer kendim için değil; yetiştireceğim SENİN için. Ne yapıyorlar, nasıl yapıyorlar, ne konuşuyorlar. Erkek ya da kız, nasıl yürüyorlar, nasıl giyiniyorlar. Yaşlarımızın çok da uzak olmayışı ve benim hala akademik bir çevrede olmam okul ortamından çok da uzaklaşmadığımı gösterdi bana. 

Ama sen okul çağına gelinceye kadar değişecek olan şartlardan da öyle korktum ki. Ne kadar bilirsen bil, kendinden önceki nesilden ne kadar ileride olursan ol, sonraki nesilden gerisin. Eminim sana öğreteceğim şeylerin yanında benim de senden öğreneceğim çooook şeyler var...

BUNLARI OKUMAK İSTEYEBİLİRSİN

2 YORUM

  1. annem annem bütün sonbaharlarınnız bebeğinize kavuşmanın tadında geçsin...dünyanın kuralı,bir bakmışsın bedeninden ayrılmış bir bakmışsın yanından ayrılmış...ama mutlu hem de sevdiği ile çok mutlu...o zaman SEN ONLARDAN DAHA MUTLU...:) işallah kuzucuk bütün sıkıntıların en kısa zamanda biteceği dünyamıza gelecek bizlerde onu koklayarak sıkntılarımızı unutucaz...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnşallah anniiim. İnsan anne-baba adayıyken kendi anne babasını daha iyi anlıyormuş. Yıllar ne kadar çabuk geçiyor, hakkaten kapının arkasında. Kendim için düşündüğüm o okul hayatını şimdi başkası için düşünmek çok garip. Biran önce zaman geçse diye bekliyorum şimdi ya, bir süre sonra zaman dursa dicem herhalde ;)

      Sil

Translate

İLETİŞİM

Ad

E-posta *

Mesaj *