29. haftamız: Dalga dalga hamilelik

Hamilelik, hem bedensel hem ruhsal büyük bi değişiklikmiş meğer.
Uzuuun çok uzun bi süreçmiş, her ne kadar çabuk geçiyor gibi gözükse de.
Hem kolaymış hem de zormuş. 

Ve ben sanırım en zor dönemime girmiş bulunmaktayım.Bebeğimizin gelişimi bakımından 29.haftamızı doldurduk, 30.haftanın içindeyiz. Yaklaşık 10 haftamız kaldı.

Genelde herkesin sorun yaşadığı ilk 3 ayı kolay atlattığım için, 3. aydan sonra da genelde hamileliğin daha fazla tadını çıkarmaya çalıştığım için asıl zor dönemi şimdi yaşamaya başladığımı anlıyorum.

En büyük 1. zorluk şuana kadar yeni vücuduma alışmam oldu. Bugün itibari ile 13. kilomu almış bulunmaktayım. Tartıda hiç görmediğim rakamları görüyorum ve dijital ekranda sayılar kontrolsüzce her çıkışımda artmış oluyor :/ Artık bu duruma alıştığım için, elimden geldiğince kontrollü olmaya çalışsam da çoğu zaman "amaaaan sağlıklı olsun da" diyip işin içinden çıkıyorum. Hala çevreden "sen kilo almamışsın ki doğru düzgün" yorumları duysam da, "zaten eskisi gibi zayıflama" deseler de, hamileliğin güzelleştirdiğini söyleseler de ben eski bedenimi geri istiyorum. Şuan 38 beden elbiseler giyiyorum 34-36 lardan sonra :(Öyle takıntılıyım ki bazen rüyalarımda kendimi spor salonlarında kan ter içinde spor yaparken görüyorum:) Yok yok kararlıyım. Mutlu olabilmem ve kendimi iyi hissetmem için köklü bi değişikliğe ihtiyacım olucak! Doğurur doğurmaz ağır sporlar yapamıcaksam da evimizdeki yürüme bandı bir hayli işimi görücek gibi...

2. büyük zorluk da ayaklarımdaki ödem oldu. Şişlikler nedense bende erken başladı ama çok şükür ki yüzümde, ellerimde yok sadece ayaklarda. Hala yüzüklerimi takıyorum. Hala tipim değişmedi gibi :) Ayaklarımdaki şişliklere de ya ben alıştım, ya da beslenme düzenimde yaptığım ufak değişikliklerle (tuzu mümkün olduğunca azaltmak, turşuya ve sodaya bir süreliğine veda etmek ancak tadına bakmak, protein ağırlıklı beslenmek ve bol sıvı almak gibi) şişlikleri kontrol altına alabildiğim için artık çok şikayetçi değilim. İşten sonra eve gidince ayaklarımı yüksek seviyede 15 dakika tutmak bile çok iyi geliyor. Sanırım insan kendisinin doktoru haline geliyor. 

Bu şişlikleri en kolay atlatmamın bir sebebi de sanıyorum hamileliğimi yaz aylarında yaşıyor olmam. Çok terliyorum, bol sıvı alıyorum, bol elbiseler ve rahat terlikler giyiyorum. Hem iyi ve rahat hem de çok bunaltıcı bi durum aslında. Aynı elbiseleri ve terlikleri giymekten artık bıkmış durumdayım. Muhtemelen doğumdan sonra hiçbirini görmek istemicem. "Eee alışveriş yap" diyorlar ama kendime hiçbirşey almak istemiyorum. Aynalardan kaçar oldum, kendimle gözgöze gelmek bile istemiyorum bazen. Bide aldıklarımı nasıl olsa kilo verince giyemicem diyorum (o kadar da inanıyorum yani kendime ;) )

Buaralar 3. zorluğu yaşamaya başladım gibi: nefes darlığı. Zaten çabuk yorulmaya, merdiven çıkarken ya da yürürken konuşamamaya başlamıştım. Uzun süre konuşmak ve birşeyler anlatmak, sunum yapmak bile beni nefes nefese bırakmaya yetiyordu. Şimdi bu daha da artmaya başladı. Konuşmak istiyorum ama nefesim bi anda tık diye kesiliyo, zorluyorum ama ı ıh çıkmıyo, gücüm yetmiyo. Bi de sırt üstü yatış pozisyonunda da nefesim az gelmeye başladı şimdilerde, mecburen yan yatıştayım.

Yatış demişken, doktorların önerdiği sol tarafa yatış pozisyonu gerçekten en rahat pozisyon."Vücuttaki kanı kalbe geri taşıyan ana toplardamarlar karnınızda sağ tarafta bulunduklarından sola dönük yatış pozisyonu bu büyük damarlara en az bası olmasını ve böylece organlardan kalbe kan dönüşünün mükemmel bir şekilde devam etmesini sağlar" diye söylüyor Dr. Kağan Kocatepe. Ama nereye kadar? Bütün gece öyle yatamıyor ki insan, sol yanı tamamen uyuşuyor. Dönmek istiyosun zor dönüyosun karnındaki ağırlıktan. Bikaç hamlede anca sırtüstü pozisyona gelebiliyorum. Baş için yüksek bir yastık ve özellikle bacak arası için 1 yastık daha kullanmak geceleri daha rahatlatıyor.

Tabi gecelerin tek zorluğu yatış pozisyonunda değil. Belki yaz aylarından belki de hormonlarımın zirve yapmasından dolayı gece boyu terlemeler klima tüm gece açık olsa da durmak bilmiyor. Ben böyle terlediğimi hiç hatırlamıyorum; yastık, çarşaf su içinde. Her sabah akşam ılık hatta epey serin banyo faslı ile bebeğimle ördeğe döndük resmen:( Bir de bu rahatsız, ıslak gecelere garip garip rüyalar, mutlaka 1 kez tuvalet arası ve tabiki de MİNİĞİMİN dalgaları, zıplamaları, tekmeleri, dönmeleri, vurmaları eklenince her gece karın okşamaları ve masajlar eşliğinde ev turumuz oluyor. Zaten ilk yattığımda, herhalde bütün gün karnımda sallanmaktan dolayı dinlendiği için, hemen sert hareketlerine ve oyunlarına başlıyor. Kuzumun babası yağlarla masaj yapa yapa onu sakinleştiriyor, ki ben uykuya dalabileyim. Ama gecenin bi vakti de bu hareketler neyin nesi kuzucuuum ya? O zaman da iş başa düşüyor, sanırım şimdiden gece dolaşmaları için antreman yapmamız gerekiyor. Uykunun bölünmesine ben zaten ilk aylardan itibaren alıştım artık ;)

Yaşamaya başladığım 4. zorluğu daha önce yazmıştım: mide yanması. Allahtan 1 hafta sürdü ve yemeklerime biraz dikkat etmemle şimdi hiçbir sıkıntım yok. Belki ara ara olucak. Ama insanın tekrar yemek yiyebilmesi ne kadar güzel birşeymiş. Şimdi bebeğimizin sevdiğini (en azından sevdiğini düşündüğüm şeyleri) daha rahat yiyorum. Belki bana öyle geliyor ama, yumurtaya, muza, tatlıya karşıya bir zaafı var sanırım. Hareketlerinin ritmi bile değişiyor ;) Ya da ben çok sevdiğim için onu da sevmeye zorluyorum, çıkınca bakalım neleri isticek...


Bir de buara seslere karşı çok tepki vermeye başladı. Artık göz hariç tüm duyu organları gelişimini tamamladı ve özellikle sesleri ayırt edebiliyor. Dolayısıyla yüksek sesle müzik dinlediğimde (klasiği geçtim, Rihanna gibi dum tıs dum tıs) ya da yüksek sesle film izlediğimizde bizimki içimde coşuyor. Daha fazla film izlemeye, daha çok sinemaya gitmeye vs. çalışıyoruz ki doğumdan sonra bir süre sevdiğimiz aktiviteleri yapamayabiliriz diye. Ama daha dün sinemada rahat bırakmadı ki bizi, annemlerin tabiriyle BILDIRCINımız ;) Sinemada müzik yükseldikçe o da içimde dört döndü. Sevdi mi rahatsız mı oldu anlamadım ama 3 saat boyunca ona masaj yapıp sakinleştirdim. 


Bu arada hala yemek listeme özen gösteriyorum. Tatları damağımda kokuları burnumda kalan ve unutmaktan korktuğum şarap, midye, kokoreç, filtre kahve gibi lezzetlere kavuşmama çok az kaldı ;) 



Belki hepsini azar azar tüketebilirim, belki bu kadar sağlıklı ve dengeli beslenmesem de olur (hem çok kilo almam), belki daha ağır spor yapabilirim birşey olmaz, belki sık sık kuaföre gidip bakım yaptırabilirim soluduğum boyalar birşey yapmaz, belki "yok şuan yapmam, doğumdan sonra" dediğim, kendimi kısıtladığım hiçbirşey bana zarar vermeyebilir ama bu koruma içgüdüsü,  miniğimize gelebilecek en ufacık bir kötülüğe karşı savunma duygusu, bu sorumluluk, herşeyi arka plana itiyor. Ve sadece onun için tüm sevdiğin şeylerden vazgeçmeye, hayatı ertelemeye, tüm fedakarlıklara, ve tüm acıları çekmeye hazır oluyorsun. Oluyormuşsun...! Anne adayı olmak bile böyle birşeymiş...
Google+ ile Paylaş

Hakkında Canan Canal

    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

3 yorum:

  1. Ahahahahha!!! Yumurta ve muz Gülbilge'nin de en sevdikleriydi. Bir de elma suyu içmeyi dene bak :D

    Şarap, midye, kokoreç, filtre kahve... Kötü haber; emzirirken hamileliğinde olduğundan da fazla dikkat etmen gerekecek yediklerine. Hatta hamileliğinde rahatça yediklerin "Bebeğime gaz yapar" korkusuyla yenemeyecek hale gelecek. Ben 2 ay sadece ıspanakla beslenmiştim :P

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Deme öyle:( Burnumda tütüyor hepsi. Bir de erkek bebekler daha gazlı olucak derler ya ondan korkuyorum. Uykusuz olursa da acaba alkol mu almalıyım? :)

      Sil
    2. Şimdi ne demli bir çay arıyorum ne de şekersiz bir türk kahvesi (Elbette arada bir kaçamaklarım oluyor). 31 sene boyunca bir elin parmaklarını geçmez içtiğim bitki çayları, şimdi varsa yoksa rezene ve ısırgan otu çayı.
      Ama diyorum ya; anne olmadan önce yaşadığın şey "Hayat"sa, annelikten sonra başka bir şey yaşıyorsun, annelikten sonra yaşadığın şey "Hayat"sa öncesinde başka bir şey yaşamışsın.
      Değişimlerden korkma. Asla çok katı olmuyorlar. O özlediğin şeyler aklına bile gelmiyor. Çünkü iki emzirme arası bebeğini özlüyorsun. Başka bir şey özlemene fırsat olmuyor :D

      Sil