16.Hafta: 3'lü test sonucu ve kocaman OHHH BEE!

Mayıs 07, 2012

İnsan bir şeyi bu kadar kurcalamamalı, üstüne gitmemeli, pimpirik olmamalı!
Gereksiz endişeler yapmamalı, biraz akışına oluruna bırakmalı yahu...di mi ama...
Bir kez daha yine bu aşırı titizliğin kurbanı olduk ama vallahi bu sefer biz kaşınmadık. Doktorumuz bizden evhamlı çıktı.
Şöyle ki;

Geçen hafta 3 Mayıs'ta doktorumuz Serkan Beye gittik. Ultrasonda epey büyümüş olan boncuğumuzu gördük. Tarihe göre 16+1 günlük olması gerekirken 16+4 olduğunu ve hızlıca büyümeye devam ettiğini öğrendik. Kilo da almış sıpamız, hem de gramlarla! Ben 5.5 kilo alırken onun 160 gram alması şaka gibi tabi. Nereye gidiyo bunca yemek? Bi yerde yanlış mı yapıyorum? Kendim yiyip kilo almayıp bendeki fazlalıkları bebeğime aktarmayı öğrenmeliyim acilen :S



Neyse bizim için önemli olan artık ölçüm alınan ve kontrol edilen uzuv ve organlarının hepsinin gelişimle paralellik göstermesiydi. Neyse ki hiç bir sorunumuz yoktu. Ancak doktorumuz bizden kat kat evhamlı biri olduğu için (daha bunu yeni yeni kanıtlamış oluyoruz) biz kendimizi rahatlatmayı başardıysak bile bize şüpheli yaklaşabildi malesef. Testleri çok seven doktorumuz 2''li testimizde risk çok düşük çıksa bile şimdi de 3'lü test istedi. Hem down sendromlu olup olmama ihtimalini ikilide saptanan %85'lerden %95'lere çıkaralım diye, hem NTD riskini sadece bunla saptayabiliriz diye, hem de kromozomal bozukluk olup olmadığını daha yüksek bir rakamla söyleyebilelim diye. Bu test, hamileliğin 16-18. haftaları arasında yapılan bir kan testi imiş. Sadece kan alınıyor ve 3 farklı hormona bakılıyor. Sonuçlar 2'li testte olduğu gibi yine annenin yaşı, kilosu gibi değişkenler ile birlikte hesaplanıyor.

Oysa bizim doktora gidiş amacımız sadece kontroldü, kuzumuzu görmekti, demir ve tiroid tahlillerine bakmaktı ve kesinlikle bir testle daha kafa karıştırmak istemiyorduk. Çünkü biliyorduk ki olası bir kötü 3lü test sonucu amniyosenteze, bu da 1/200 oranında düşükle sonuçlanan bir operasyona gidiyordu...

Ama bizim kafamızı öyle bir karıştırdı ve kesin bir dille 3lü test istedi ki çaresiz yaptırdık. 

Bu kadar yavaş geçer ancak zaman... Anneme kızardım endişeli diye ama, şimdiden ben de annem gibi evhamlı mı olucam? Hayatım hep endişelerle mi geçicek böyle? Anne olmak bu mu? Devamlı dilinde inşallahlı, maşallahlı, hayırlısıylalı, dualı cümlelerle mi gezmek? Devamlı onu düşünüp karşında seni sevenlere ve senin sevdiklerine üzülmesinler diye birşey yansıtmamak mı? Kendi kendime kalıp kafayı üşütmemek için biriciğimin planladığı Kuşadası tatiline gidip sürekli bişeylerle uğraşıp gülme çabalarım mı? Gece uykun kaçıp evde dolanıp dolanıp, türlü türlü kitaplar dergiler internet sayfaları ve yorumlar okumak mı? Sırf bebeğimize söz verdim diye, ona güç vereyim diye, nasıl inanıyorsam öyle olur diye, sırf biriciğim gözlerimden korkumu anlamasın diye, "herşey iyi olucak, herşey normal olucak, çok sağlıklı çok akıllı ve çok  güzel bir çocuk olucak" diye pikap gibi tekrarlamak mı? Doktorun karşısında dolan gözlerimdeki yaşı anında dondurup kendimi sıkıp sıkıp, bugün bikaç saat önce aldığım "sonuçlar çok iyi" telefonundan sonra hıçkıra hıçkıra ağlayarak gülerek elimin ayağımın boşalması mı mutluluktan, korkudan, stresten, boşluktan, en çok da sevgiden...

Şimdi bir testi daha geride bırakarak, İNŞALLAH gerçekten elzem bir şekilde gerek duyulmazsa şu hamileliğin bundan sonraki kısmını bir süredir uyguladığım gibi stressiz, sakin, evham yapmadan geçirebilir miyim mümkünse...?

Çünkü ben çok inanarak tekrarladım o pikap cümlelerini. Çünkü bebeğimin beni hissettiğini ve iyi olduğunun sinyalini her doktora gidişimde verdiğini biliyorum. Çünkü o pıtırcık kalbi inanılmaz bir hızla ve güçle atıyor. Çünkü o kadar inanıyorum ki herşeyin harika olacağına...Çünkü o bizim mucizemiz! Mucizeler mükemmel olmaz mı?


BUNLARI OKUMAK İSTEYEBİLİRSİN

0 YORUM

Translate

İLETİŞİM

Ad

E-posta *

Mesaj *